Sözcü Plus Giriş
ÜMİT ZİLELİ

İslam’ın bitmeyen tartışması: İçtihad Kapısını açmak!..

10 Mart 2018

İslamiyet yaklaşık 15 asırlık bir din…
Kutsal kitap Kuran'da yazıldığı üzere de yeryüzüne gönderilen son din… İlk önceleri her şey basit ve sade idi… Tanrı'nın Elçisi, İslam'ın Peygamberi Hz. Muhammed'e Kur'an sayfaları, sureler iniyor, peygamber Sahabelerden görevli kişilere anlatıyor, onlar ezberliyor, ahaliye aktarılıyordu…
Hz. Osman'ın halifeliği sırasında artık Tanrı'nın emirlerini içeren Kuran'ın kitaplaştırılmasının gerekliliği ortaya çıktı ve bu yerine getirildi. İslam geliştikçe, yayıldıkça, mezheplere ayrılmaya başlayınca dinin farklı yorumları, Hz. Muhammed'in sözlerinin farklı anlamları ortaya atılmaya başlandı. Öyle ki, İslam peygamberinin hadislerinin  1.5 milyon olduğunu iddia edenler bile ortaya çıktı. Hurafeler dinin emrettiği şeylerin bile üzerine çıktı.
Yüzyıllar geçtikçe “Bid'at” denilen, adette ve ibadette sonradan uydurulan şekil ve tarz farklılığı, İslamiyet'i tarikatların, şeyhlerin, şıhların, kerameti kendinden menkul mürşidlerin işgal etmesine, mürit sıfatı takılan toplulukları kontrol etmesine, gerçek dinden uzaklaştırmasına hatta koparmasına yol açtı!.. Bu durum İslam alimleri arasında hiç bitmeyecek bir tartışmayı da beraberinde getirdi:
-İçtihad Kapısı'nı açmak yani İslam'ı hurafelerden, Bid'at'tan kurtarmak!
Ancak İslam alimleri “Müçtehid” yani içtihadı yapabilecek “Büyük İslam Alimi” konusunda bir türlü anlaşamadı!.. İçtihad Kapısı'nın kapalı olduğunu iddia edenler bile çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam, Suudi Kralı Faysal'ın, bu konuda bir açılım yapmak istediği için bizzat yeğeni tarafından sarayında öldürüldüğü de iddia edilmişti…
-Yani konu epey netameliydi!..

“Bir çok hoca efendi beni tefe koyup çalacak!”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen gün işte bu konuyu gündeme getirdi…
Dünya Kadınlar Günü etkinliği kapsamında yaptığı açıklamada “Kadınlar dayak yiyorlarsa  şükretsinler” diyen, Nurettin Yıldız'a tepki göstererek şöyle dedi:
Son günlerde birileri kadınlarla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunuyor… Dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı kendince içtihatta bulunan kişiler çıkıyor ortaya!..
Bundan sonrası epey tartışmalara yol açacak sözlerdi. Erdoğan bu gibileri acz içinde ilan ediyordu:
-Anlamak mümkün değil. Yani bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada, farklı bir zamanda, asırda yaşıyorlar. İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da acz içinde bunlar… Siz İslam'ı 14-15 asır önceki hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız. Onun için de bugün İslam'ın uygulanması yer, zaman ölçüsüyle değişiyor!..
Ülkedeki İslamcı çevrelerde ve İslam dünyasında epey gürültü çıkaracağı kesin bu sözlerden sonra Erdoğan şu yorumu yaptı:
-Şimdi birçok hoca efendi beni tefe koyup çalacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın!..
Bu son cümle, Erdoğan'ın konuyu bilinçli olarak gündeme getirdiğini, karşı saldırıların olacağını bildiğini gösteriyordu…
-Nitekim öyle de oldu!..

“Haddinizi aşmayın!”

İlk büyük tepki uzaklardan, Nur cemaatinin önde gelen isimlerinden Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'den geldi…
Akgündüz, “İslam'ın güncellenmesi” sözlerine sosyal medya hesabından şiddetle karşı çıkarak şu mesajı yazdı:
-Muhterem Cumhurbaşkanım! Haddinizi aşarak şer'i meselelerde fikir beyan etmeyiniz! Zira ne müctehidsiniz (Büyük İslam alimi, içtihat eden) ve ne de fıkıhçısınız!..
Akgündüz, Cumhurbaşkanı'na “Sizi Allah için seviyor ve 21. Asrın siyasi müceddidi (yenileyen, yeniden güçlendiren) olarak ilan ediyorum.” Şeklinde hitap ettikten sonra bir de öğüt verdi:
Ehil olmadığınız konularda ve hele de şer'i konularda görüş beyan etmeniz tamamen şahsınızı felakete sürükleyebilir!..
Akgündüz bu öğüt sonrasında büyük tepki çeken Nurettin Yıldız ve Faruk Beşer için şu yorumu yaptı:
-Bu Hocalar ehl-i sünneti bu bid'at asrında müdafaa eden hocalardır… Amaçları bu hocaları değil, belki dini yıpratmak olan algısı medyaya güvenmeyiniz!
Bu ağır mesaj sonrasında ortaya bu kez Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın çıktı. Sosyal medya hesabında önce şu cümleyi yazdı:
-Ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz!
İşin içinde olmayanlar için anlaşılması güç olan bu cümleyle Kalın şunu anlatmaya çalışıyordu: –Bu Mecelle kuralına göre zamanın değişmesiyle içtihadi hükümler ve yorumlar değişir ve yenilenmeye ihtiyaç duyar. Kur'an ve Sünnet'in ortaya koyduğu hükümler sabittir…
Mecelle, Osmanlı'da İslam Hukuku'na bağlı olarak hazırlanan kanundu… Kısacası, İslamcı çevrelerde yeni bir “kasırga zamanının” kapısı açıldı!.. Bütün bunlardan bağımsız olarak, mahallenin dışından bir ses olarak düşüncemi söyleyeyim:
-İslam dini, yüzyıllardır kendisine musallat olan hurafelerden, cemaatlerden, hacı hoca takımından, din diye yutturulan rezilliklerden arınmadıkça, gerilikten ve sömürgeleştirilmekten kurtulamaz!..
Dönüp, dünya üzerindeki 57 İslam ülkesine bakın, ne demek istediğimi kolaylıkla görebilirsiniz!..

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more