Manifesto: Kurtuluş Kuruluştadır!..

Prof. Dr. Ümit Kocasakal, dün CHP genel başkanlığına aday olduğunu bir basın toplantısı ile açıkladı.
Oradaydım… Konuşmasını dikkatle dinledim. Kendi düşüncemi belirtmeden önce, Kocasakal'ın konuşmasını özetleyerek ve hiç araya girmeden sizlerle paylaşmak istiyorum:
“ Emperyalizmin, “Hasta Adam” dediği Osmanlı Devleti'nin tasfiyesiyle mirasına konma hesabı Mustafa Kemal önderliğindeki Milli Mücadele ile sonuçsuz kalmıştır. Emperyal güçler, ülkesine ve milli varlığına kast ettikleri Türk Milleti'nden yedikleri büyük tokadın hukuk belgesi, Türkiye'nin de tapusu Lozan'ı hiçbir zaman hazmedememiş, Sevr sevdasından asla vazgeçmemişlerdir.
Bu nedenledir ki milli bilinç ve dayanışma duygusunun yerine mezhepler ve alt kimlikler üzerinden düşmanlaştırıcı ve ayrıştırıcı kimlikler inşa edilmek istenmektedir… Bizlere ruhları parçalanmış, birbirinden uzaklaştırılmış insanların ülkesi olmamız dayatılmaktadır.
Ne yazık ki küresel bir planlamanın ürünü, bir yıkım projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanlığına soyunan iktidar da her türlü kutsalı sömürüp temiz halkımızı kandırmakla ve Cumhuriyetin taşıyıcı kolonlarını tahrip etmekle meşguldür…
-Bugün gayrı safi milli hasıla düşerken, gayrı ahlaki şahsi hasıla yükselmektedir!..

“Bu açıklamayı Mustafa Kemal'in askeri olarak yapıyorum!”

Tespitlerimin kolektif bir bilinci ve vicdanı yansıttığına inanıyorum. Bu bir vicdan anlayışı ve isyanıdır. Aynı zamanda bu açıklamayı Mustafa Kemal'in bir ‘askeri' olarak yapıyorum ve bundan onur duyuyorum.
Atatürk'ün askeri olmak; emperyalizme karşı olmaktır, yurttaşlar arasında alt kimliklere dayalı hiçbir ayrım yapmaksızın tüm yurttaşları kucaklamaktır, tam bağımsızlıktır, ulusunun çıkarlarını küresel çıkarların üstünde tutmaktır… Bu askerlik, üniformasız, gönüllü bir askerliktir.  Bu nedenle Atatürk'ün askeri olmak şeref ve onurdur…
Ülkenin kısaca özetlediğim bu durumu karşısında Türkiye'nin tek çıkış yolu, Cumhuriyetin kurucu değerlerine, Atatürk'e geri dönmektir… Bu tarihsel görevi üstlenmesi gereken parti ise doğal olarak Atatürk'ün kurduğu, ilk genel başkanı olduğu ve ‘iki büyük eserimden biri' dediği Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Ancak ne yazık ki şu anda partimiz bu görevini yapamayacak hale getirilmiştir…
Öncelikle partimizde siyasi olmanın da ötesinde ahlaki bir soruna değinmek istiyorum: Partinin genetiğiyle, genleriyle, kimyasıyla, ruh kökleriyle, ideolojisiyle uyuşmayan kişilerin bir takım söylem ve eylemleriyle partinin kimliğine zarar verdiği görülmektedir. Atatürk'e ‘kefere' diyen, “Mustafa Kemal'in askerleriyiz” sözünden rahatsız olan, anlamsız bir ‘asker-yoldaş' polemiğiyle gerçek düşüncelerini örtbas etmek isteyenler, üniter yapıyla sorunu olanlar, HDP güzellemesi yapanlar Atatürk'ün partisinde siyaset yapamazlar.
-CHP kimsesizlerin partisidir ama kimsesiz ve sahipsiz de değildir!..

“O zaman ne zaman?!”

“Bu parti sağlam bir ideolojisi olan, kuruluşundan gelen altı ok ile ifade edilen bir kütle ve fikir partisidir ve tüm kitleyi kucaklar… Ancak bu kimliğinden, ilkelerinden ödün vererek, uzaklaşarak olmaz, olamaz… Böyle bir partiye “yeni” nitelemesi yapmak konum ve sıfatı ne olursa olsun hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir…
Sonuç olarak 36. Kurultay, bir umut, bir diriliş kurultayı olmalıdır. Uyuyan güç uyanmalı, efsane geri dönmelidir. CHP, iktidarın bunca yanlışına, ortaya çıkan büyük tepki ve sıkışmışlığa rağmen yüzde 20/25 bandına çakılıp kalacak bir parti değildir… Meselem kişisel değildir; CHP'nin iktidar olma görevi ve sorumluluğu vardır. Defalarca denenmiş ve başarılı olunamamıştır. Bunun da siyasi bir bedeli vardır, olmalıdır… Henüz Ekmeleddin İhsanoğlu faciasının, referandumda halkın oylarına sahip çıkılamaması ve o gece gereğinin yapılmamış olmasının faturası masada durmaktadır…
Tüm bu nedenlerle ben Ümit Kocasakal olarak, şahsen değil ama milyonlarca Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı adına, bu partinin gerçek sahipleri adına, partisini özleyenler ve seçenek arayanlar adına CHP genel başkanlığına adayım… Adaylığım kişi değil fikir adaylığı, Cumhuriyet değerlerinin, Atatürk'e, kuruluş ruhuna dönmenin, yeni bir milli mücadelenin adaylığıdır…
Hayal kurmuyorum, partimizin yapısını bilmekteyim. Aday olabilmek için gereken delege sayısına ulaşıp ulaşamayacağımı ise bilmiyorum! Bilinsin ki şahsi bir amaç ve koltuk peşinde olmadığım için bunun pazarlığında ve hesabında da değilim. Benim yitireceğim şahsi bir şeyim yok. Kaldı ki hiçbir şahsi kayıp, vatanın ve Cumhuriyet'in kaybedilmesinden daha ağır olamaz!
Zamanı değil diyenler var. Peki o zaman ne zaman?! Kazanamazsın diyenler var, kazanmaktan ne anladığınıza bağlı. En azından benden sonrakilerin yolunu açmış olurum… Vatan için göze alınan her bedel risk değil görevdir. Benim bütün derdim ülkemdir…
Şimdi şahsıma gelecek saldırıların da farkındayım. Asılsız iftira ve ithamların yöneltileceğini de biliyorum… Her türlü bedeli de ödemeye hazırım… Herkes eteğindeki taşı döksün, bu maskeli balo artık bitsin…
-Çünkü başka Türkiye yok!..”
Kocasakal'ın konuşmasının özeti bu. Tamamını okumanızı hararetle tavsiye ederim!.. Bu yiğit yurtseverin kazanıp kazanamayacağını söyleyemem. Onun da belirttiği gibi partilerin iç yapısı, tüzükleri, Siyasi Partiler Yasası ortada… Ancak bir yurttaş olarak şu özgürlüğüm var:
-Bu manifestoyu yürekten alkışlıyor ve altına imzamı atıyorum!..