Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Durum ve ortam

30 Temmuz 2018

Gerçekler toplumun bilgisinden ve gözünden kaçırılmaya çalışılıyor. Siyasal ve ekonomik sorunların bilincinde olanlar azaldıkça çözümleri güçleşmekte ve zaman almaktadır. Günümüz iktidarının tutumu, tek adam yönetimi altında toplumu her yönden kıskaca almaya yöneliktir. Demokrasinin yalnız ad olarak geçtiği ülkemizde giderek ağırlaşan yönetim baskısı, cumhurbaşkanına tanınan ve tanınmak istenen yetkilerle iyiden iyiye diktayı andırmaktadır.

Siyasal partiler içindeki gereksiz ve zamansız kavgalar halkta bıkkınlık yaratmakta, kimi kıskançlık, kimi doyumsuzluk, kimi de kötülük olarak nitelenen tutum ve davranışlar iktidarın işine yaramaktadır. Yerel seçimler öncesi çalışmalara hız verilecek yerde koltuk -makam- san (unvan) sürtüşmeleri, umut ve güven yitimine neden olmaktadır.

Siyasal iktidar, üst üste yayımlanan ve önceden hazırlandığı görünümü veren kararnamelerle devlet düzenini yeniden oluşturmakta, cumhurbaşkanına tanınan büyük ve sınırsız yetki saltanatı anımsatmaktadır. 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnarnesi'nin Onuncu Bölümü'ndeki 301-335. maddelerde düzenlenen Millî Eğitim Bakanlığı'na Atatürk ve Türk Devrimi'yle ilgili bir görev verilmemiştir (mad.301/a-o). Kararnamenin 320. maddesinde de “Maarif müfettişleri” sıfatıyla eskiye dönülmüştür.

YİNELEME YARARLI

Anayasanın 104/8. maddesine göre cumhurbaşkanının atayacağı cumhurbaşkanı yardımcılarının (mad.106/1) cumhurbaşkanına vekâlet etmesi, hukuksal değildir. Seçimle gelmeyip atamayla gelen yardımcı belli ve sınırlı konularda cumhurbaşkanına yardım edebilir ama yetkilerini kullanması geçerli olmaz. Cumhurbaşkanlığının herhangi bir nedenle boşalmasında (mad. 108/2) ya da cumhurbaşkanının geçici olarak görevden ayrılması durumunda (mad. 106/3) yardımcısının vekâleti anayasada öngörülse bile biçimsel dayanak özdeki aykırılığı gideremez, kaldıramaz, yanlıştır. Anayasanın içeriği, ruhuna ve amacına aykırıdır. Tek adam yönetimi, ulusal egemenlik ilkesinin ayrık biçimidir. Bir tür paylaşım hatta bölünmedir. Kimse kimseyi kandırmasın, yasama organın geriye itildiği, diktanın gizlenip süslendiği bir durumdur. Ulusa değil, kendilerine ve çevrelerine hizmet önceliğine açılan yoldur. Toplumsal duyarlığa aldırış edilmemekte, artan sorunlarıyla baş başa kalan halk da başka sorunlarla ilgilenmemekte, aydınlar da değişik nedenlerle güce kapalı destek vermektedir. Medyanın ve üniversitelerle demokratik kitle örgütlerinin tepkisizliği, sessizliği, topluma hizmet anlayışında zayıflıklar siyasal karanlığı koyulaştırmaktadır. Bay RTE, devleti avuçlarının içine aldı. Bakan, danışman, yönetici yakınları ve yandaşı rektörlerle hanedan görünümlü bir yapı oluştu. Beştepe'de RTE meclisi var. TBMM yedek meclis durumunda.

GÖRÜNEN KÖY     

Makamları kendi aralarında paylaşan partizan yöneticiler sıfatlarına uymayan konuşmalarla toplumda gerginlik yaratıyor. Özel okullara yarayan devlet okullarına ilişkin uygulamalar ücret artışlarına neden oldu. Aslında partizanlara destek, laik cumhuriyete sırt çevirmedir. Atatürk'ün değerlerini güçlendirip yücelterek sürdürme bırakıldı, bayramlarda adını anmakla, 10 Kasım'larda saygı duruşlarıyla yetinildi. Önceleri ortaya çıkmaya cesaret edemeyen ırk (soy kökeni)ayrımı, gizlice yürütülen tarikatçılık, yayılarak yürütülüyor. Particilik de bir anlamda siyasal tarikata dönüştü. Olanlar, olacakların habercisi.

Yeni yönetim biçimi kimi durumları anımsattı. Yüksek Askeri Şura'da Bay RTE ve bakanı, ihraçlar için karşı oy kullanmışlardı. 15 Temmuz olayları durduk yere mi oldu? FETÖ ve Adnan Oktar'a bağlanan inanç sömürüsünde siyasetçilerin payı yok mu? “Ne istediler de vermedik!” diyen kimdi? Hâlâ inanç sömürüsü yapılmıyor mu? Din adına bunca saçmalık, ilkellik, ayrımcılık ve siyaset oyunu asıl dine kötülüktür, din düşmanlığıdır, inanç saygısızlığıdır.

Günümüzdeki düzenin hukuk içindeki tanımını yapmak güçtür. Şimdiki durum-yapı, RTE düzeni, özel, kişisel bir yönetimdir. Buna “kişiye özgü başkanlık sistemi” denilebilir. Herkes bilmese de çok kimse Atatürk karşıtlarının kimler ve nerelerde olduklarını biliyordur. Aramızda, içimizde okuma özürlü, düşünme özürlü ve değerlendirme özürlü yanında çokça çıkarcı var. Namuslu, onurlu, ahlaklı, erdemli, bilgili, kültürlü, ilkeli, yürekli, çalışkan, adaletli, devrimci, yurtsever Atatürkçü yurttaşlar cumhuriyetimizi sonsuza değin koruyacak, yaşatacak, yükseltecek, tüm karşıtlıkları geçersiz ve etkisiz kılacaktır. Bu inanç en değerli yaşam gücümüzdür.

plusbanner2x

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more