Sözcü Plus Giriş

Bilim dünyasını şaşkına çeviren olay: Domuzların beyinleri canlı tutuldu

Dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Yale Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma tıp ve bilim dünyasının gündemini değiştirdi. ABD'li bilim insanları kesilen 32 domuzun beyinlerini ölümlerinden 10 saat sonra dahi canlı tutmayı başardı. Bu araştırma alzheimer gibi nörolojik hastalıklarla mücadele konusunda büyük bir adım olarak lanse edildi.

Sozcu.com.tr
14:47 -
Bilim dünyasını şaşkına çeviren olay: Domuzların beyinleri canlı tutuldu

İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin son dakika gelişmesi olarak duyurduğu ve kısa sürede uluslararası kamuoyuna yayılan habere göre Yale Üniversitesi'den bilim insanları, bir mezbahada öldürülen 32 domuzu kobay olarak kullanmak üzere aldı. Kesimden sonra dört saat cansız kalan domuzların beyinleri daha sonra Yale'de geliştirilen bir sisteme bağlandı. Sistem organlara sentetik kan, oksijen ve beyin hücrelerinin ölümünü yavaşlatan bir ilaçtan oluşan sıvıyı nabız benzeri bir ritmle pompalamaya başladı.

Altı saat boyunca bu sıvının salgılandığı beyinlerde hücre ölümü yavaşladı, bazı kan damarları kendini yeniledi ve az da olsa beyin aktivitesi başladı. Araştırmacılar ayrıca beyin hücrelerinin iletişimini sağlayan “sinaps” adı verilen bağlantıları da tespit edebildi. Ölümle sıvının etki ettiği bu 10 saatlik sürenin sonunda beyinlerde, normal beyinlerle aynı miktarda oksijen kullanımı ve ilaca normal reaksiyon keşfedildi.

Ancak bu buluşlar beynin sadece belirli bölümlerinde yaşandı. Taramalarda beyin çapında farkındalık ya da algıyı işaret edecek herhangi bir elektriksel hareketlilik meydana gelmedi. Yale Üniversitesi'nin çalışması beyin hücrelerinin ölümünün durdurulabileceğini ve organdaki bazı bağlantıların yeniden kurulabileceğini ortaya koymuş oldu. Geçmişte beyin ölümünün, oksijenin kesilmesinden dolayı hızla gerçekleştiği ve tersine çevrilemeyeceği varsayılıyordu. Ancak bu çalışmayla hücre ölümünün aşama aşama olduğu kanıtlandı.

Domuzun beyninin bu fotoğraflarında yeşil olanlar nöronlar, kırmızı olanlar astrosit ve mavi olanlar hücre çeperi. Sol tarafta beyin dokuları ölümden 10 saat sonra tedavi edilmeden önce görülüyor. Sağ taraftaki fotoğraf ise deneyin sonucunda çekildi.

ORGAN BAĞIŞI TARTIŞMASINI DA BERABERİNDE GETİRECEK

Yale Üniversitesi, domuzları laboratuvar ortamında büyütmeyip mezbahadan alarak etik tartışmalarının da önüne geçmeye çalıştı. Ancak deney süresince araştırmacılar, domuzların, beyne pompalanan sıvı nedeniyle bilinçlerinin yerine gelmesi endişesi de yaşadı. Araştırmacılar yüksek bir beyin aktivitesine karşı deneyi sonlandırmak üzere anestezi ilaçlarını da hazır tuttu.

Bu çalışmanın en hızlı yararlarından biri alzheimer gibi beyinle ilgili hastalıkların araştırılmasında yeni yöntemlerin geliştirilmesini sağlayacak olması. Zira dünyanın en karmaşık organı sayılan beynin dondurularak dilimlenmesi ya da beyin hücrelerinin laboratuvar ortamında üretilmesi, organın üç boyutlu çözümlenmesini mümkün kılmıyordu. Uzun vadede de bilim insanları, inme ya da doğumda oksijensiz kalmaya bağlı travmalara karşı beyni korumanın daha iyi yollarını bulmayı umuyor.

Bu canlandırma, organ nakli için gerekli bağışların “beyin ölümü”ne bağlı olması nedeniyle, yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir. Zira daha önce hastanede yatan birinin beyin ölümü gerçekleştiğinde, yeniden iyileşmenin mümkün olmadığı, kişinin bu dünyayı tamamen terk ettiği varsayılıyordu. Gelecekteyse beynin yeniden çalışması, insanın aklını ve kişiliğini geri kazanması olasılığı ortaya çıkarsa, ölümün tanımı da değişmiş olacak. Uzmanlar gelişmelerin henüz bu kadar ilerlemediğini vurgularken gelecekte birçok ülkede regülasyonun değişebileceğini söylüyor.

“BUNUN VARLIĞINI BİLMİYORDUK”

Konuyla ilgili açıklama yapan Duke Üniversitesi’nde biyoetik alanında uzmanlaşan akademisyen Profesör Nita Farahany, “Eskiden ‘bu canlı’ ve ‘bu ölü’ diye çok net ayrımımız vardı fakat şimdi böyle bir ara kategori olduığuna göre bunu nasıl belirleyeceğiz. Daha önce böyle bir durumun varlığını bilmiyorduk” dedi.

Dünyanın saygın tıp dergilerinden Nature’da yayınlanan araştırma hakkında şaşkınlığını gizleyemeyen bilim insanlarından biri de Pennsylvania Üniversitesi’nde görevli Jonathan Moreno’ydu. New York Times’a konuşan Moreno, “Bu çılgınca. Bilim ve tıpta etik tartışmalarını başka bir boyuta taşıyan bir konu varsa o da budur” dedi.

Araştırmayı yürüten nörolog Dr. Nenad Sestan araştırma sonucunda açıklamalar yaparak çığır açan bu incelemeyi değerlendirdi. Dr. Sestan, “Bu beyin canlı değil ama hücresel olarak hareketlilik var. Bu araştırma kapsamında ölü beynin bazı yeteneklerinin korunup korunmadığını öğrenmek istiyorduk” dedi.

Son güncelleme: android-time 16:03 18.04.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more