Sözcü Plus Giriş

Ekonomik krizler insan psikolojisini nasıl etkiler?

İstanbul'un Fatih ilçesinde 4 kardeşin toplu intihar ettiği şüphesiyle adli ve idari olarak devam eden çift yönlü soruşturmada yeni bulgulara ulaşılıyor. Aileye, yakın isimlerle görüşüldü. Ayrıca bakkalın veresiye defteri de incelendi. İlk tespitlere göre; Veresiye defterinde 2 bin TL'nin üzerinde borç tespit edildi. Toplu intiharın ekonomik temelli olduğu üzerinde duruluyor. Maddi sıkıntıların, insan psikolojisini nasıl etkilediğini psikologlara sorduk. 

Sibel GÜLERSÖYLER
15:28 -
Ekonomik krizler insan psikolojisini nasıl etkiler?

Fatih, Molla Gürani Caddesi’nde dört kardeşin intihar etmeleri üzerine, herkes aynı sorunun cevabını araştırmaya başladı. Cüneyt (48), Oya (54), Kamuran (60) ve Yaşar Yetişkin (56) isimli 4 kardeşin intiharının altında ekonomik kriz mi yatıyor?

Kardeşlerin 5 yıl önce vefat eden annelerinden kalan borcu ödemeye çalışmaları, elektriklerinin borçlarından dolayı kesilmesi, bakkala olan 2 bin 260 TL borç ve ailenin ekonomik yükünü sırtında taşıyan Oya öğretmenin maaşına haciz konması ailenin ekonomik sorunlarla boğuştuğunu gösteriyor.

Ekonomik krizin derinleşmesi, doların giderek yükselerek vatandaşların yaşam standartlarının düşmesi, kişi başına düşen milli gelirin azalması beraberinde intiharları mı getiriyor? Konunun uzmanlarına, ekonomik krizin birey psikolojisi üzerindeki etkisini sorduk…

Fatih’teki evde hayatını kaybeden dört kardeşten ikisi…

‘DURKHEIM’IN DA ORTAYA KOYDUĞU GİBİ…’

Konu ile ilgili Sözcü’ye değerlendirmelerde bulunan Psikolog Özge Öztaşçı, bu üzücü ve vahim olayı sadece psikolojik olarak değil sosyolojik bir olgu olarak ele almanın daha doğru olacağını belirterek, “Durkheim’ın da yıllar önce ortaya koyduğu gibi ekonomik krizler intihar davranışına neden olabilmektedir. Değişen koşullar bireyin dünyasının dengelerini bozmakta bu da intihar davranışına doğru giden psikolojik süreçlerin başlamasına neden olmaktadır. Bu vakada da mevcut imkansızlıkların tüm aileyi derinden etkilemiş olduğunu görmekteyiz, yine de tüm üyeleri bu sürece götüren güdünün aynı olduğunu söylemek çok da doğru olmaz” dedi.

“GERİ KAZANILMAYAN TEK ŞEY KENDİ HAYATIMIZ”

Bireylerin zaman zaman hayatı, yaşam koşullarını ve beklentilerini sorguladığını söyleyen Öztaşçı, “Bu sorgulamalar sonucunda ruhsal çöküntü yaşayabiliriz fakat bu çöküntü uzun sürdüğünde ve kendine zarar verme düşüncelerini beraberinde getirdiğinde yardım almamız gerekir. Bireyler unutmamalıdır ki geri kazanılamayan tek şey kendi yaşamlarıdır” ifadelerini kullandı.

Günümüzde birçok hastane ve belediyelerde ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verildiğini de hatırlatan Öztaşçı, vatandaşların Alo 182 Umut Işığı Hattı'nı arayabileceklerini kaydetti.

“BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA EKONOMİK SORUNLAR OLMUŞ”

Psikolog Acar Baltaş da konu ile ilgili Sözcü’ye açıklamalarda bulundu. Baltaş, yaşanılan üzücü durumu doğrudan doğruya ekonomik krize bağlamanın yanlış olduğunu belirterek, “İntihar, çok sayıda faktörün iç içe geçmesi ile ortaya çıkar. Büyük ihtimalle ekonomik sorunlar da bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu ailenin çektiği ekonomik sıkıntılar var, bu aile birçok açıdan hayatlarında kendilerini çıkmaz içinde hissediyorlar. Bu aile umutsuzluk ve karanlık içinde, bir çıkış yolu göremiyor. En son da elektriği ödeyememek ve maaşına haciz gelmesi de onlar için son nokta oluyor. Burada aslında derin bir çaresizlik var” diye konuştu.

“PSİKOLOJİK YARDIM ALMIŞ OLSALARDI…”

Baltaş, bu insanların onurlu olduklarını belirterek, “Hiçbir yardımı kabul etmeyecek kadar onurlu ve dikbaşlılar, evlenmemişler hayat arkadaşları yok, birçok noktada sıkışmış ve tükenmiş bir aile. Biri, karar verip diğerleri adına mı hareket ediyor yoksa toplu bir intihar vakası mı söz konusu, bunlar araştırılıyor. İntihar, bir yardım çığlığıdır, bir çaresizliktir. Bu haber benim içimi acıttı, yanıbaşımızda bu kadar çaresiz insanlar var ve haberimiz bile olmuyor” ifadelerini kullandı. Toplumsal olarak bu durumu da sorgulamamız gerektiğini anlatan Acar, “Bu kişiler psikolojik bir yardım almış olsalardı, birileri onların dertlerini dinlemiş olsaydı bu üzücü olay yaşanmazdı” dedi.

Ekonomik krize tek bir kişi ya da kurum açısından bakmanın sığ bir düşünce olacağının altını çizen Uzman Klinik Psikolog Duygu Başak Gürtekin, “Kişi, kendi yaşadığı dünyada bir sistemin parçası, bu sistemin içinden ufak bir şey çektiğinizde o kişi sarsılabiliyor. Dolayısıyla, ekonomik krizden etkilenen biri, sadece bireysel olarak travmatik bir düşüş ya da maddi bir kayıp yaşıyorsa, çok daha hızlı ve radikal kararlar verebiliyor. İntihar tarzı vakalara da bu evreler de rastlıyoruz. Şok ve inkar dönemleri arasındaki çizgide eğer kişi inkarda kalıyorsa, o çaresizlik duygusu, gelecek kaygısı, belirsizlik ile birlikte bu duygular ile başa çıkamadığı bir çaresizlik evresinden geçiyorsa, agresif ve saldırgan olabiliyor. İhtiyaçlar hiyerarşisi işte burada ortaya çıkıyor ve kişi kendini gerçekleştirme ihtiyacının yanında kaygı da duymaya başlıyor.” ifadelerini kullandı.

“EKONOMİK KRİZLER BELİRSİZLİĞİ DE BERABERİNDE GETİRİYOR”

Gürtekin, kişinin yaşadıklarını inkar döneminden kabul etme dönemine geçmesinin çok önemli olduğunu söyleyerek, “Bu çaresizlik evresinde kişi kimse ile paylaşmayıp sorunlarını tek başına çözmeye çalışırsa, yokluk duygusuyla kalırsa kendisine zarar verme eğilimi de yüksek oluyor. Kabule geçmeden inkar evresinde intihar vakaları görülüyor, kişinin yaşadıklarını kabul edip destek almaya yönelmesi gerekiyor. Gelecek kaygısı, yaşanan kayıplar ve ekonomik kriz, beraberinde belirsizliği de hayatımıza getiriyor.” şeklinde konuştu.

 

Son güncelleme: 12:00 09.11.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more