Sözcü Plus Giriş

Adalet nöbetinin mimarı: En büyük kumpas orduya kuruldu

Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas davaları sırasında, Anayasa Mahkemesi önünde FETÖ üyesi emniyetçi, savcı ve hakimler tarafından kumpasa alınan asker ve sivillerin salıverilmeleri için “Adalet nöbetini” başlatan avukat Şule Nazlıoğlu Erol, Oda TV'ye yazdı...

10:41 -
Adalet nöbetinin mimarı: En büyük kumpas orduya kuruldu

Erol’un yazısı şöyle;

Yargıtay Balyoz Davası hakkındaki kararını açıkladı. Tahmin ettiğimiz sonuç. Ülkemize ciddi hizmetler vermeye hazır donanımlı, tecrübeli, ülkenin kuruluş felsefesine sadık kahraman subaylarımız, dünyada kötü örnek olarak okutulan bu melun davada tasfiye edildiler. Bu karara isyan etmemek mümkün değildi. Yargıtay'ın acımasız kararı ile haklarındaki mahkumiyet hükümleri kesinleşen subayların bir bölümü Ankara Mamak Cezaevine aileleri nedeniyle nakledildiler. Aralarında müvekkillerimde vardı. Gideceğimiz son yer Anayasa Mahkemesi'ydi. Süratle çalışmalara başladık. Anayasa Mahkemesi'ne başvurularımızı yaptık.

Bir taraftan Sessiz Çığlık eylemleri devam ediyordu. Tam bu sırada 17-25 Aralık 2013 Yolsuzluk Operasyonu'nun FETÖ'cüler tarafından yapıldığını ilan edip, Balyoz Davasının da bir kumpas dava olduğu açıklandı.

O sırada cezaevinde bulunan Jandarma Kurmay Albay sevgili Mustafa Önsel her gidişimde “Abla bir şeyler yap, en yetkili ağızlardan ‘Balyoz Kumpas' dediler. Başbakan açıklama yaptı. Kimse konuşmuyor. Sen bize söz vermiştin, bir şeyler yapmalısın” diyordu.

NEREDE NÖBET TUTABİLİRİM DİYE BAKTIM

Önce Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yanına bir grup olarak gittik. “Çözüm bulun Anayasa Mahkemesi'nin ne zaman karar vereceği belli olmaz. Kumpasa uğrayan masum subayların serbest bırakılmaları gerekir dedik. O da cevaben yeniden yargılama konusunda yasal düzenleme yapmayacaklarını, Anayasa Mahkemesi'nin kararını beklememiz gerektiğini söyledi.

Zaman geçiyordu ve sürekli düşünüyordum: “Ne yapabilirim?” Birden aklıma; “Anayasa Mahkemesi'nin karşısında cübbemi giyip elime bayrağımı alıp gece gündüz nöbeti başlatmalıyım” dedim. Sabahı zor ettim. Doğru Anayasa Mahkemesi'nin önüne gittim. Nerede nöbet tutabilirim diye baktım. Karşısında bulunan parkı unutmuştum. Parkı görünce sevindim, yağmurda sığınacak bir yer vardı. Ofise geldim, Yargıtay'dan tahliye olan subaylardan Mustafa Yuvanç hem müvekkilim, hem de çocukluğunu bildiğimden. Cezaevinden çıkışta benimle çalışmaya başlamıştı. Tam karşısında durup “Mustafa ben bir karar verdim. Anayasa Mahkemesi'nin önünde cübbemi giyip elime bayrağımı alıp gece gündüz nöbetime başlıyorum” dedim. Mustafa bana “Bu çok zor abla, çok büyük fedakârlık” dedi. “Her şeyi göze aldım, başlayacağım” dedim. Hemen bizi bu davalarda yalnız bırakmayan hep yanımızda olan Naci Beştepe Paşa'yı aradım. Sağ olsun hemen geldi. Durumu ve verdiğim kararı anlattığımda gözleri yaşardı, “Ben de varım” dedi. Erdoğan Karakuş Paşayla konuşup destek talep etmesini istedim. Kabul etti ve ayrıldı. Sonra arayıp TESUD'un destek vereceğini Sessiz Çığlığın da destek vereceğini söyledi. Avukat Türker Tok'u aradım. Avukat arkadaşlara haber vermesini, bu nöbete destek vermesini istedim. O zaten mahkemelerden beri olayın içinde olduğu için “ben varım arkadaşları arıyorum” dedi. Mamak Cezaevine gidip hem müvekkillerime hem de Mustafa Önsel'e haber verdim. Gün belirlemesi yapacağımız sırada Mamak Cezaevinde geçirdiği beyin kanaması sonucu Murat Özenalp hastaneye kaldırıldı ve maalesef kurtarılamadı ve Balyoz Davası'nın şehidi oldu. 5 Mayıs 2014 gününü nöbet tarihi olarak belirledik.

ÇOK DUYGULANDIK

Nöbete başlamadan önce o sırada hastanede yatan ve daha sonra Balyoz Şehidi olan müvekkilim rahmetli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak'ın yanına gittim. Sevinsin diye haberi verdim. Ben orda iken Koramiral Atilla Kezek ve eşi Çiğdem Hanım geldiler. Durumu öğrenince Atilla Bey önce inanamadı sonra ben de varım bu nöbette dedi.

Rahmetli Murat Özenalp'in cenaze töreni için Kocatepe Camii'ndeydik. Hepimiz çok üzgündük. Camiinin bahçesinde bir ileri bir geri yürürken birden karşımda yazılarını takip ettiğim gazeteci köşe yazarı sevgili Yılmaz Özdil'i gördüm. Yanımda olan Ahmet Tatar'la birlikte doğru yanına gidip kendimi tanıttım ve arkasından bu nöbetten bahsedip 5 Mayıs Pazartesi gece gündüz nöbetine başlayacağımızı söyledim. Çok şaşırdı ve mutlu oldu, “Tabii yazar duyururum” dedi. O sırada hemen yanımızda şimdi milletvekili olan gazeteci Utku Çakırözer de vardı. “Ben de yazacağım” dedi. Pazar günü sevgili Yılmaz Özdil Hürriyet Gazetesi'nin manşetinden bu nöbeti herkese duyurdu. Onun bu davranışından çok duygulandık. Pazartesi günü 13.30'da nöbet yerine gelirken, yağmur başlamasına rağmen, Anayasa Mahkemesi önüne geldiğimde gördüğüm duyarlı kalabalığa inanamadım. Sevgili Yılmaz Özdil aylarca, yıllarca uğraşıp duyuramadığımız sesimizi duyurmuştur. Ona buradan bir kez daha binlerce teşekkür ediyorum. Anayasa Mahkemesi'nin önünde açıklama yaparken bu ülkenin en duyarlı insanlarından saydığım rahmetli Kamer Genç, Sayın Yaşar Okuyan, TESUD Başkanı Erdoğan Karakuş Paşa, Naci Paşa, Sessiz Çığlık grubu, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Berra Besler, Gazeteci Yazar Yavuz Selim Demirağ, Gazeteci yazar Müyesser Yıldız, Koramiral Atila Kezek ve eşi Çiğdem Hanım, devre dernekleri TESUD üyeleri Avukat Ayfer Uzunırmak, Avukat Leyla Sarısoy, denizci emekli Albay Adnan Demir, emekli albay Cantürk Aypar ve daha ismini sayamadığım birçok vatansever bu nöbete destek vermek için ordaydılar, ama biri vardı ki nöbete destek vermek için gelen o, beni inanılmaz hassaslaştırdı. Hastaneden çıkıp ağzına maskesini takıp tekerlekli sandalye ile destek vermeye gelen daha sonra Balyoz Şehidi olan müvekkilim sevgili Tuğamiral Cem Aziz Çakmak ordaydı.

BU NÖBET ADALET NÖBETİ

Kumpas şehidi Ali Tatar'ın eşi, kardeşi Ahmet Tatar ve eşi ile Avukat Mustafa Güler, Avukat Mehtap Bayram ile Balyoz Davası'ndan tahliye olan subaylar ile halen hükümlü olan Balyoz Davası Subaylarının eşleri ordaydılar. Açılış konuşmasını sırılsıklam bir vaziyette Anayasa Mahkemesi önünde yaptıktan sonra karşıya parkın sundurmasının altına sığındık. Bu sırada bu olaylarda müthiş hassasiyeti olan gazeteci Müyesser Yıldız “Abla bu nöbetin adı ne olacak, basın soruyor” dedi. Bir an durdum, “Bu nöbet ADALET nöbeti” dedim. İlk gece Müyesser Yıldız, Yavuz Selim Demirağ, Atilla Kezek Amiral ve eşi, Adnan Demir Albay, Cantürk Albay, böbrek ağrısıyla gece nöbete kalan Av. Salim Şen, Avukat Türker Tok ve şu anda ismini hatırlamadığım emekli subaylar vardı.

Sevgili Yılmaz Özdil nöbet başladıktan sonra yine köşe yazılarıyla ve bizzat üç kez gelerek adalet nöbetini destekledi.

Her televizyon konuşmasında haksızlığa uğramış ve tasfiye edilmiş ülke için daha çok başarılara imza atacak subaylar için adalet isterken; adaletin, devletin ana direği olduğunu, çökerse devletin çatısının çökeceğini ve bir gün adaletin herkese lazım olacağını vurguladığım gibi hakim ve savcıların halkın tabiriyle peygamber postunda oturduklarını ve adaleti gerçekleştirirken hiçbir şeyden etkilenmeden ve yine halkın tabiriyle kul hakkına girmeden karar vermeleri gerektiğini önemle vurguladım. Halkın adalete olan güveni sarsılırsa orda anarşinin doğacağını, devlet düzeninin kaybolacağını tekrarladık.

Benim dışımda da nöbete katılan ve basına açıklama yapan subaylar ve avukatlar da aynı konuları dile getirdiler.

Adalet nöbetini ziyaret eden topluma mal olmuş kimi isimler hep bu vurguyu yaptı. Bu nöbeti elbette haksızlığa uğramış kumpas mağduru vatansever subayların bir an önce özgürlüklerine kavuşup beraat etmeleri için tuttuk, ama en önemlisi adaletin ne kadar önemli olduğunu tüm ülkeye ve hatta yurt dışına duyurmakla kalmayıp ülkeyi saran Fetullahçı Terör Örgütü'nün yargıda yaptıklarını da ifşa ettik.

Nöbetin üç veya dördüncü günü benimle birlikte Avukat Murat Ergün, Avukat İlkay Sezer ve Atilla Kezek Amiralle birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın yanına gittik.

Başkan, “Dava dosyasının hızlanması için arkadaşlar çalışıyorlar en kısa zamanda sonuçlanır. Bu bir eylem değil zarif bir adalet arayışıdır” dedi.

“BU DA BİZİM MADALYAMIZ”

Adalet Nöbeti devam ederken tabii unutamayacağımız olaylar da yaşadık. Hassasiyetinden emin olduğum İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal ve Yönetim Kurulu üyeleri nöbeti ziyaret ederek bize destek ve güç verdiler. Kızılırmak Dernekleri Federasyonu'ndan tutun halkın her kesiminden insanlar cesaretle nöbeti ziyarete geldikleri gibi her geldiklerinde evlerinde yaptıkları bir yiyeceği de oraya bırakarak gittiler. Biz Anayasa Mahkemesi'nin karşısında elimizde bayraklarla beklerken, geçen arabalar çaldıkları kornalarla bize destek verdiklerini gösterdiler. Kendilerine kesilen trafik cezalarını getirip bize göstererek “Bu da bizim madalyamız” deyip “korna çalmaya devam edeceğiz” dediler. Gaziler tekerlekli sandalyeleriyle Sevgili Erten Acır başta olmak üzere her gün ordaydılar.

19 Mayıs günü hatırladığım kadarıyla Türkiye Motosiklet Kulübü, bayraklar ve İzmir Marşı eşliğinde birdenbire caddeyi doldurdular. O an da hissettiğimiz duyguları anlatmamız mümkün değil.

Yaşanan birçok olay var ancak hepsini buradan yazmak mümkün değil.

45 gün sonra 18 Mayıs günü artık neredeyse ümidimizi yitirmek üzereyken Kanal B muhabiri Sevgili Sezin beni aradı ve “Karar çıktı abla” dedi. Donup kaldım ve bağırmaya başladım. “Yeniden yargılanma hakkı var mı bak” diye bağırıyordum. “Evet var” dedi. Bir anda nöbet yeri ana baba gününe döndü. O kadar gerilmişim ki, tam iki saat ağladım. Çünkü nöbeti engellemek isteyenler vardı. “Bu nöbete son verin, aleyhte karar çıkacak” diyenler, onlar kendilerini iyi biliyorlar. Aslında bu kadar teferruatlı yazmayacaktım ancak KUMPASDER Başkanı sevgili Ahmet bugün beni telefonla arayıp “Adalet nöbeti ve tahliyeler için bir şeyler yazar mısın? Bu nöbetin gölgelenmesini istemiyoruz” dedi. Bu nedenle yazıyorum ve bu vesile ile adalet nöbetini yalnız bırakmayan devre derneklerini unutmak mümkün değil. Tüm gece nöbetlerini aralarında görev taksimi yaparak bizlerle birlikte tuttular.

Şimdi dönüp geriye baktığımda ne kadar önemli bir eylem yaptığımız anlaşılıyor. Adalete dikkat çekerken ne kadar haklı olduğumuz anlaşıldı. Ancak ne yazık ki adalet terazisi aldığı ağır darbe nedeniyle hala düzelmedi. Balyoz Davası'nda çete üyesi olan hâkim ve savcılar hala yargı önüne çıkarılmadılar. Bugün beşinci yıl bitiyor. Buradan tüm ilgililere sesleniyorum: En büyük kumpas orduya kuruldu, ancak bunu yapan hâkimler ve savcılar hakkındaki dava beklemeye devam ediyor. KUMPASDER'e hassasiyeti nedeniyle teşekkür ediyorum.

Av. Şule Nazlıoğlu Erol

Son güncelleme: android-time 11:03 18.06.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more