Sözcü Plus Giriş

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu ülkeyi kim yönetiyorsa krizin sorumlusu odur

CHP Ekonomi Masası tarafından düzenlenen 'Üreten, Çalışan, Hakça Paylaşan Türkiye' başlıklı toplantıda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Bugün bir gerçek var. Bir gerçekle Türkiye Karşı karşıya. Ve bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Ekonomik krizi ilk gördüğümüz andan itibaren az önce dinlediğiniz arkadaşlarımızın öncülüğünde Türkiye'nin aşağı yukarı bütün illerine milletvekili arkadaşlarımızı gönderdik. Ticaret, sanayi, ziraat, esnaf odaları gibi kesimlerle oturuldu ve görüşüldü. Yaşadığımız bir krizdi. Ve bu krizin maliyeti topluma çok ağır olacaktı. Ve bu krizden nasıl çıkabiliriz diye 13 maddelik bir açıklama yaptık. 11 Ağustos 2018'de' dedi.

13:48 -

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

‘TEYZE OĞLU BİR YERE, DAMAT BİR YERE’

Devlette liyakatı çökertirseniz bürokrasi arzu ettiği hizmeti veremez.Eğer bürokrasi hatayı siyasi otoritenin önüne koyamazsa o devlette çürüme başlamış demektir.Defalarca hukukun üstünlüğünü sağlayın dedik. Teyze oğlu bir yere, damat bir yere. Bunların hiçbirisi doğru değildir. Bakın, hukukun üstünlüğü neden önemli? Bir ülkede can ve mal güvenliğini sağlayan temel unsur hukukun üstünlüğüdür. O ülkede can ve mal güvenliği varsa yatırım yapılır.

Hemen hemen görüştüğüm her başbakana şunu söyledim; neden Avrupa birliğinin dayatmasını bekliyoruz? Gelin Avrupa Birliği’ndeki tüm standartları gerçekleştirelim. Buna iktidarda olan partinin yetkilileri yanaşmıyor.

‘EKONOMİK KRİZİN SORUMLUSU ÜLKEYİ 17 YILDIR YÖNETENDİR’

Ekonomik krizin sorumlusu ülkeyi 17 yıldır yönetendir. Bu ülkeyi kim yönetiyorsa ülkedeki krizin sorumlusu odur. Daha krizin ortalarındayız. İşsizlik daha da büyüyecek. Peki biz nasıl bir dönüşüm stratejisi benimsemeliyiz ki Türkiye’yi dünyada da söz sahibi ülke haline getirelim.

Birincisi: Hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız. Yani katılımcı demokrasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, dünyada söz sahibi olmanın birinci koşulu. Demokrasi gelişmemiş hiçbir ülke gelişmemiş ve kalkınmamıştır.

İkincisi: Türkiye’nin üretmesi lazım. Gelir elde etmek yerine borçlanmak, üretmek yerine ithalat yapmak. Türkiye üretim sürecinden büyük ölçüde koparıldı. En büyük sıkıntı bu. İthalat olmadan üretemez noktaya geldi. Bu egemen güçlerin Türkiye üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağladı.

Demokrasilerde siyasal partiler, devleti yönetmeye gelirler, devlet olmaya değil. İran üniversitelerinin ürettiği bilgi sayısı, Türk üniversitelerini geçti.Dönüşüm stratejisinin ikinci ayağı üreten Türkiye’yi yeniden inşa etmektir.

Üçüncü: Sosyal devlet. Ülkede huzur, barış istiyorsanız, güçlü bir sosyal devlet olması lazım.

Sürdürülebilirlik. Demokrasinizi geliştirebilir, üretibilirsiniz, güçlü bir sosyal devlet olabilirsiniz ama trenin gerisinde kalmamalısınız. Üniversiteler bilgi üretemiyor. İktidar sahiplerinin haberi yok, dünyadaki gelişmeleri bilmiyorlar.

Sürdürülebilirlik. Demokrasinizi geliştirebilir, üretibilirsiniz, güçlü bir sosyal devlet olabilirsiniz ama trenin gerisinde kalmamalısınız. Üniversiteler bilgi üretemiyor. İktidar sahiplerinin haberi yok, dünyadaki gelişmeleri bilmiyorlar. Nasıl sürdürecekseniz? Dünyadaki gelişmeleri izleyerek, kendinizi yenileyerek sürdürebilir misiniz?

Mevcut iktidar Türkiye'yi krizden çıkaramaz. Bizim kendi ülkemize sorumluluğumuz var. Yolu gösteriyoruz ama onlar başka yerdeler. Yetkiyi ve gücü tek kişiye verirseniz sorunları çözemezsiniz. Var olan iktidar sorunların parçasıdır. Sorun yaratan sorunu çözemez.

CHP'nin yönettiği kentlerde huzur var, sevgi ver. Çünkü kimseyi küçümsemiyoruz. Gecekondu bölgelerine pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Bizler sorumluluğumuzu biliyoruz. Sorunların çözümünü biliyoruz. Türkiye'nin stratejik dönüşüme ihtiyacı var. Dış politakayı barış değil, kavga eksenli yaparsanız 3.5 milyon Suriyeliyi buraya getirirsiniz. Asla ve asla umutsuz değiliz. Bu ülkenin birikimi var, ülkenin hukuku var, binlerce yargıç var. Güzel bir Türkiye'yi, yaşanabilir bir Türikye'yi birlikte inşa etmek zorundayız. Krizden nasıl çıkarsınız? Aklınızla, mantığınızla çıkacaksınız. Vergi, eğitim tam bir felaket. Bakanın değimiyle eğitim yoğun bakımda. Biz tartışıyoruz, onlar değil. Onlar krizden sürüklenip çıkıyorlar. Krizin sorumlusu kim? Sizsiniz. Devlet denilen kurumu perişan ettiniz.

Son güncelleme: 14:25 25.02.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more