Sözcü Plus Giriş

Erdoğan: ABD’ye giderken mektubu da yanımda götüreceğim

Cumhurbaşkanı Erdoğan TRT ortak yayınında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Suriye'de başlatılan Barış Pınarı Harekâtı sonrası ilk defa bir canlı yayın programına katılan Erdoğan, Suriye'de başlatılan operasyonla ilgili, "911 km sınırımız var, sürekli taciz ediliyoruz, bunları 8,5 yıldır yaşıyoruz" dedi. Trump'ın mektubuyla ilgili de Erdoğan, "Ayın 13'ünde davete icap edeceğiz, mektubu da yanımızda götüreceğiz" ifadelerini kullandı.

21:20 -

Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde TRT ortak yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. ABD ve Rusya ile yapılan mutabakatlara ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Türkiye’nin bölgede belirleyici güç olmasının ilk defa ispatının vücut eylediğini söyledi. Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı başlamadan önce Amerika, Rusya, Batı ve İran ile görüşüldüğünü, çalışmalar yapıldığını vurgulayarak, “Bu çalışmaları yürütürken öbür taraftan BM Genel Sekreteri, Dışişleri Bakanımız tarafından bilgilendirildi. AB ülkeleri içinde Almanya, Fransa İngiltere ile diyaloglar oluştu. İslam dünyası ile diyaloglar oluşturuldu. Pakistan, Malezya gibi ülkelerle diyaloglarımız oldu. Tüm dünyaya ve tüm BM ülkelerine ulaşmak mümkün değil, ama NATO Genel Sekreteri ile görüşmemizi burada yapma imkanımız oldu. Onları da bilgilendirdik. Kendisine sorulduğunda objektif bir bakışla bütün olup bitenleri o da dünyaya anlattı” dedi.

İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan'dan BM mesajı!Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan BM mesajı!

“TACİZLERİ 8,5 YILDIR YAŞIYORUZ”

Türkiye’nin sınırının sürekli taciz edildiğini ifade eden Erdoğan, “Amerika ve Rusya’nın bu süreçte önemi biraz da şuradan geliyor, şimdi şunu sorabilirsiniz? Diyebilirsiniz ki 10 bin kilometre uzaktaki Amerika’nın burada ne işi var? Koalisyon güçlerinin burayla herhangi bir sınırı yok. Almanya, Fransa, İngiltere onların burada ne işi var? Türkiye’nin 911 kilometre sınırı var ve bu sınırı sebebiyle sürekli taciz ediliyoruz. İnsanlarımız şehit oluyor, yaralanıyor. Bunları 8,5 yıldır yaşıyoruz. Öbür tarafa bakıyorsunuz sadece Irak’a sınırı var. İki ülke burada söz konusu, Türkiye ve Irak. Başka hiçbir ülkenin sınırı yok. Fakat bir anlaşmamız mı var? Türkiye buraya davet mi edildi de buraya geliyor? Evet bizim bir Adana Mutabakatımız var. Buna dayanarak bir de böyle adım attık. Çift dikiş gidiyoruz, hem tacizler, öbür taraftan da Adana Mutabakatı. Bütün bunlarla beraber bir de karşımızda uluslararası camianın terörle mücadele diye bir sorunu yok mu? Biz hangi uluslararası toplantıya gitsek başlıklardan bir tanesi terörle mücadeledir. Hep bu aranır” dedi.

İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan: Devasa ülkelerin liderleri terörist başlarını yanlarına alıyorCumhurbaşkanı Erdoğan: Devasa ülkelerin liderleri terörist başlarını yanlarına alıyor

“30 BİNİ AŞKIN TIRLA SURİYE’YE GİRDİ”

İşe bir kılıf giydirildiğini vurgulayan Erdoğan, “Kılıf şu, DEAŞ. Burada sadece DEAŞ yok ki. DEAŞ ile göğüs göğüse mücadele veren Türkiye. Bunu biz Elbab’da verdik. 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı derdest ettik. Bunun yanında bir de AB’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK var. PKK’nın kolları PYD/YPG var. Bunları hala terör örgütü olarak kabul edilim mi etmeyelim mi bunun tartışmasını yapıyorlar. Burada işin en acı yanı bizim NATO’da stratejik ortağımız Amerika’dan 30 bini aşkın tır silah, mühimmat, zırhlı araç onlarla beraber Irak üzerinden Suriye’ye girdi. Bütün bunlar terör örgütlerine teslim edildi. Bunları Sayın Başkana izah ettim. Kendisine anlattım. Hatta ilk anlatmam Hamburg’taki G-20 Zirvesi’ndedir. O zaman bin 250 tır gelmişti. Kendisine bunu anlattığımda, nasıl olur, böyle bir şey olamaz.’ demişlerdi. Sonra orada dar kapsamlı bir toplantı yaptık. Bir ortağımızın böyle bir şey yapması, böyle bir şey ile karşı karşıya kalmamız bizi üzüyor. Niye? Sen benim ortağımsın”ifadelerini kullandı.

“AMERİKA’NIN BU ADAMI BİZE TESLİM ETMESİ LAZIM”

NATO’nun 1. maddesine dikkati çeken Erdoğan, “Bizim birbirimizi her hangi bir saldırıya karşı koruma görevimiz var. Şimdi iş öyle bir duruma geldi ki bu iş terör örgütünün başında olanlarla Almanya, Fransa görüşme yapıyor. Öbür tarafta Amerikalı yetkililer, senatörler görüşme yapıyorlar. Biz de ‘Bu ne haldir? diyoruz. Bir taraftan teröre karşı olmayı konuşuyoruz, bir taraftan da ne yazık ki sizler kapınızı açıp onlarla masaya oturuyorsunuz. Hatta onların size gönderdiği mektubu kendi mektubunuza ek yapıp, bize gönderiyorsunuz, bunları hep konuştuk. Ancak bizim Bay Kemal, tabi her şeyi kalkıp ona anlatacak halimiz yok. Kendine göre meydan okuyor falan filan. Biz bunları Trump’ın kendisine bizzat anlattık. Dedik ki böyle böyle. Biz şu anda size kırgınız, çünkü bir teröristle böyle bir mektup alışverişinde bulunuyorsunuz ve o mektubu kendi mektubunuza ek yapıp bize gönderiyorsunuz. Hiçbir şey diyemedi. Zaman zaman böyle görüşmeler yapıyoruz. Aldığınız neticeyi de söyler misiniz dedim? Aldıkları bir netice yok. Aldılar neticeyi, Nerede aldılar? Kenya’da. Ne yaptılar o zaman Apo’yu bize teslim ettiler. Yaptıkları hayırlı iş bu, ama şimdi Mazlum denen kod adlı burası çok ilginç, kırmızı bültenle aranan bir terörist. Bu ne demektir? Aramızda ABD ile suçluların iadesi anlaşması vardı. Amerika’nın bu adamı bize teslim etmesi lazım. Çünkü kırmızı bülten ile aranmanın gereği budur. Adalet Bakanıma da söyledim, zannederim onlar da yazışmaları yapacaklar, isteyecekler. Vermesi lazım bize. Böyle bir çalışmanın gayreti içindeyiz” ifadelerini kullandı.

“KONTROL ALTINA ALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Ekim’de harekatı başlattıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Baktık ki eş, dost, ahbap bunlardan hiçbir şey olmayacak, artık biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz deyip, bütün adımları attık. Zaten bütün hazırlıklar tamamdı. Sınır boylarına tamamıyla yerleşmiştik. İsmi bile öyle yolda giderken hatırlamadık. Hep birlikte istişaremizi yaptık. Biz hazırlanan terör koridorunu neye çevirdik? Barış Pınarı Harekatının olduğu koridora çevirdik. Buralarda bakın ilginç isimler var. Örneğin Rasulayn, Ayn-El Arab, gözeler, yani pınarlar var. Ondan dolayı bu işe Barış Pınarı dedik, ismin hikayesi bu. Pınarlar orada bol olduğu için Barış Pınarı Harekatı olsun dedik. Barış Pınarı Harekatı da böylece başlamış oldu. Bizim için önem arz eden Tel-Abyad ile Rasulayn’dır. Burada 120 kilometrelik mesafe var. Ama derinlik 32 kilometre bu alanı süratle kontrol altına aldık. Burayı kontrol altına aldıktan sonra burada yaşayan halk bir rahatlama, huzur imkanını yakaladı. Bunun doğusuna geçtiğimiz zaman bu da Irak sınırına kadar giden bölgedir. Burada da 10 kilometrelik derinlikler var” dedi.

“MEKTUBU DA BERABER GÖTÜRECEK”

ABD’ye gideceğini de açıklayan Erdoğan, “Şimdi Sayın Trump, benimle olan münasebetlerinde samimi. Bugüne kadar da mümkün olduğunca dürüst davrandı. Kasımın 13’ünde davete icap edeceğiz, mektubu da yanımızda götüreceğiz. Kendisiyle yaptığımız telefon görüşmesinde ‘Bu Amerika gibi bir devletin başkanına bir teröristin mektubunu kendi kapak yazısına ek yapması hiç uygun düşmemiştir, bu tavrı kınıyorum’ dedim. Amerika ile anlaşma hiçbir yerde terör örgütüyle müzakere veya terör örgütüyle anlaşma ifadesi geçmez. Ne geçer? Amerika ile Türkiye Cumhuriyeti şu, şu konularda anlaşmaya varmışlardır. Şu anda yaptırımların kaldırıldığını, kalktığını Sayın Trump açıkladı. 13’ünde Amerika’ya gitmemize mani bir hal kalmadı. Onun için gideceğiz. Orada daha önceki samimi tablolarımızı inşallah gerçekleştiririz” ifadelerini kullandı.

“ARKADAŞLARIMA TALİMATLARI VEREYİM”

Son yaptıkları telefon görüşmesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın, IŞİD’ten cezaevinde olanların, buralardan çıkarılması konusunu sorduğunu anlatan Erdoğan, “Ben dedim hemen arkadaşlarıma talimatları vereyim, siz de aynı şekilde bakanlarınıza talimat verin, arkadaşlarımız bir araya gelmek suretiyle bir çalışma yapalım. Bu cezaevinde olan DEAŞ’lıları, cezaevlerinde yargılamak mı? Çünkü bunların bir kısmı da bazı ülkelerden geldiler. Yoksa Türkiye olarak biz binlerce DEAŞ’lıyı derdest ettik, ülkelerine gönderdik. Hatta ülkemize bunları sokmadık. DEAŞ’ın bir çok saldırılarına da maruz kalan ülke biziz. Bütün bu faturaları, bedeli ödeyen ülke Türkiye olacak ve hala bunlar karşısında yine faturayı bize kesecekler. Bunları söyledik” dedi.

“HANGİ CEZAEVLERİNDE DEAŞ’LI VAR, BİZE NOKTASAL OLARAK VERDİLER”

YPG’nin tam bir terörist olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Bunları salıverdiler. DEAŞ’lılar salıverilince bu, onlar için adeta yeni bir savaş, yeni bir mücadele imkanı oldu. Fakat bunlara karşı bizler çok ciddi attığımız adımlarla, ülkemize giremediler. Zaten girmek isteyenleri de kendi ülkelerine ayrıca geri gönderdik.” bilgisini paylaştı.

Son olarak yapılan bu hareketten sonra Trump’ın, bu hassasiyetlerini görerek, bu konuda Türkiye’den yana bir tavır koyduğunu aktaran Erdoğan, şunları söyledi:

“Müşterek hareketi sürdürme konusunda bir adım kendisiyle beraber attık. Bu süreç içinde bunu kontrollü bir şekilde sürdüreceğiz. Hangi cezaevlerinde DEAŞ’lı var, bunları bize noktasal olarak verdiler, takibindeyiz. Bunlar oralardan alınır, cezaevlerinde yargılanır. Elimizdeki dosyalarında kaç Fransız, kaç İngiliz, kaç Alman, Hollandalı var bunları biliyoruz. Ağırlıklı olarak Fas’tan şu kadar, Sudan’dan da şu kadar var. Az sayıda da olsa maalesef Türk de var. Bunların hepsinin yargılaması cezaevlerinde olabilir. Türkler, ülkemize getirilip, burada yargılanır. Bunların içinde 70 kadın var, çocuklar var. Bunların üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Adalet Bakanlığımız bu çalışmaları yürütüyor.”

F-35 AÇIKLAMASI

Savunma sanayisiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayinde sıçramamız var. Savunma sanayimiz yerli ve milli olmasaydı terörle mücadeleyle bu kadar başarılı yapamazdık, Suriye'deki operasyonu başarılı sürdüremezdik. İHA ve SİHA'ların yerli ve milli olması bizi rahatlattığı gibi zırhlı taşıyıcılarımız bizi rahatlatıyor. Amerika'dan akıllı bomba alamadım Obama döneminde. Patriot'ta aynı sıkıntıyı yaşadık. Sayın Trump'tan da istedim. Kongre müsaade etmedi dediler. Olmayınca başımızın çaresine baktık, S400 aldık. Buna rağmen verin Patriot'ta alalım dedik. Biz F-35 vermeyeceğiz dediler. Bu iş mi ya, ben Türkiye Cumhuriyeti olarak 1 milyar 400 milyar dolar yaptık. Biz F-35 müşterisi değiliz, bazı parçalarını biz üretiyoruz. Bunu üreten bir ülkeye sen diyorsun ki biz sana vermeyeceğiz diyorsun. Bu toplumda nasıl izah edilir. NATO beraberiz, üretimde beraberiz vermeyeceğim diyor. Ben bunu kendime izah edemiyorum, bu da sıkıntılarımız var. Biz başımızın çaresine bakacağız, bunları da kendimizi üreteceğiz. Bunları da geliştireceğiz” dedi.  AA

Son güncelleme: 23:15 24.10.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more