Sözcü Plus Giriş

Eşinin asker arkadaşına böbreğini verdi

Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde yaşayan ve 15 yıldır böbrek yetmezliği çeken Mehmet Doğu’ya Ankara’nın Beypazarı ilçesinden umut doğdu. Mehmet Doğu’nun böbrek yetmezliğine çare 1998 yılında Kıbrıs’ta askerlik yaptığı sırada arkadaş olduğu tertibi Cengiz Yıldırım’ın eşi Güldane Yıldırım’dan geldi.

12:10 -

Kıbrıs 39'uncu Mekanize Piyade Tümeni Karargah Servis Bölüğü'nde başlayan arkadaşlık, 2004 yılının Aralık ayında böbrek yetmezliği hastalığına yakalanan Mehmet Doğu'ya hayat oldu. Asker arkadaşının eşi Güldane Yıldırım'ın böbreğini vermeyi talep etmesi üzerine İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi'nde nakil gerçekleşti. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Mehmet Doğu ile Güldane Yıldırım ilk kez bir araya gelerek İHA'ya yaşananları anlattı.

Kırklareli Lüleburgaz ilçesinde yaşayan ve uzun yıllardır böbrek rahatsızlığı yaşayan Mehmet Doğu, 2004 yılında başka bir rahatsızlığından dolayı hastaneye gittiği sırada böbreklerinin yetersiz olduğunu öğrendi. 5 yıl kadar diyaliz tedavisine giren Mehmet Doğu, annesinin böbreğiyle hayata tutundu. Gerçekleşen nakil sonrası normal hayatına geri dönen Doğu, geçtiğimiz aylarda aldığı bir haberle yeniden sarsıldı.

Lüleburgaz’da yaşayan ve 15 yıldır böbrek yetmezliği çeken Mehmet Doğu’ya (solda) asker arkadaşının eşi Güldane Yıldırım böbreğini verdi (başörtülü) Foto: İHA

Annesinin verdiği böbreğin de doğal sebeplerle iflas ettiğini öğrenen Doğu'nun yardımına bu defa, 1998 yılında Kıbrıs'ta askerlik görevini icra ederken tanıştığı ve sonrasında görüşmeyi hiç kesmediği tertibinin eşi Güldane Yıldırım yetişti. Diyaliz sürecinin çok sıkıntılı bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Mehmet Doğu, organ nakli bekleyen herkese umut olunması gerektiğini söyledi. Türkiye'de sağlık sıkıntısı bulunmayan herkesin organ bağışı yapmasını isteyen Doğu, “Böbrek rahatsızlığım ilk olarak 2004 yılının Aralık ayında başka bir rahatsızlığımdan dolayı ortaya çıktı.

5 yıl kadar bir sürede diyalize girdim. O zamanlar organ nakli pek yaygın değildi. Aslında hala pek yaygın değil ama annem organını verdiği için nakil gerçekleşti. 10 yıl kadar organı taşıdım sonrasında tekrar doğal sebeplerden dolayı organ iflas etti ve diyaliz süreci tekrar başladı. Zaten biz ailecek sürekli görüşüyorduk. Konuyla ilgili sohbet ederken rahatsızlığımın yeniden nüksettiğini söyledik. ‘Biz organımızı verebiliriz' dediler ama ben bu konularda çok hassasım.

Ne bir talepte bulundum ne de istedim. Onlar ısrar edince böylece gelişti olaylar. Benim için zor bir durum. İlk etapta son derece soğuk davrandım. Olabileceğine hiç inanmadım. Basit bir karar değil, bir anda verilebilecek bir karar değil aslında. Kararının kesin olduğunu öğrenince süreci başlattık. Bu ödenmeyecek bir borç, ömür boyu kendisine borçlu hissedeceğim. Kolay kolay yapılabilecek bir şey değil. Ben de olsam uygun organımı vermek isterim” dedi.

1998 yılında Kıbrıs’ta askerlik yapan iki arkadaş dostluklarını askerden sonra da devam ettirdi. Foto: İHA

“1 bardak suya hasret kaldım”

İkinci böbrek nakli olduğu için sürece aşina olduğunu belirten Doğu, diyalizin sosyal ve iş hayatını çok etkilediğini söyledi. Tedavi sürecinde 1 bardak suya hasret kaldığının altını çizen Doğu, şu an herşeyin yolunda olduğunu ve bol bol sıvı tükettiğini de belirtti. Doğu, normal şartlarda aileler arası organ bağışının yaygın olduğunu belirterek, “Hastane süreci biraz yoğun geçti. Benim ikinci naklim.

Biraz ondan dolayı tecrübem vardı fakat hastane ortamı zor bir durum. Ameliyat öncesi ve sonrasında doktorlarım sağ olsunlar çok iyi ilgilendiler. Kendi doktorlarımıza kendimizi bırakmamız lazım. Ben yoğun bakımdayken eşimle yenge hanım duygusal anlar yaşamışlar. Etrafınızda araştırdığınız zaman böyle bir organ nakli nadir rastlanan bir durum. Biz de çok memnunuz. Şu an çok iyi hissediyorum. İnsan hayatını etkileyen büyük farklar var.

Diyaliz, insanın hayatını çok etkileyen ve yoran bir durum. Sosyal hayatınız, iş hayatınız olmuyor. Sadece hastane ve ev arasında gidip gelebiliyorsunuz. İstediğinizi yiyip içemiyorsunuz hatta sıvı konusunda da ciddi önlemler var. Ama şu anda normal bir birey gibi yaşayabiliyorum. Diyaliz esnasında 1 bardak suya hasretsiniz ama şimdi bol bol sıvı tüketmek durumundayım” ifadelerini kullandı.

Bir çok kişinin tepkisi ile karşılaşan Güldane Yıldırım kararından vazgeçmedi.

“1 böbrek hasta bir insana yetiyorsa, sağlıklı bir insana daha çok yeter”

Beypazarı'nda yaşayan Güldane Yıldırım, böbrek nakline karar verme aşamasını ve sonrasında yaşanan süreci anlattı. Bir insanın yaşamasına vesile olmanın öneminden bahseden Güldane Yıldırım, ameliyatın üzerinden 25 gün geçtiğini ve sağlıklı olduğunu aktardı. Mehmet Doğu'ya bir böbrek borcu olduğunu ve böbreği bağışladıktan sonra hiçbir pişmanlık duymadığını belirten Güldane Yıldırım, organ bağışı niyeti olan insanların bir an bile düşünmeden bağış yapmalarını istedi.

Böbreğini bağışlamaya karar verdiği sürede çevresinden tepkiler aldığını da vurgulayan Güldane Yıldırım, “Biz eşimin asker arkadaşlarıyla zaman zaman ailecek görüşüyoruz. Birlikte keyifli vakitler geçiriyoruz. Bu sene 2 ay önce onlar bizi ziyarete gelmişti. Arkadaşımız zaten böbrek hastasıydı. Daha önce de annesinden böbrek almıştı. Tekrar böbrek yetmezliğini olduğunu, diyalize başlamak üzere olduğunu söylemişti. Kan grubumuzun uyduğunu söyledim ve süreci sordum.

Tetkiklerden geçtik ve İstanbul'da buluştuk. Hastanede başvurularımızı yaptıktan sonra tüm tetkiklerimizin birbirine uyduğunu, dokumuzun uyuştuğunu söylediler. Sonra etik kuruluna girdik ve onay aldık. Anlık bir karardı, ‘Olursa veririm' dedim ve verdim. Ameliyatın üzerinden 25 gün geçti. Bizi ziyarete geldiler arkadaşım da iyi ben de iyiyim. Hiçbir pişmanlık yaşamadım. Etrafımdan da çok tepki gördüm. ‘Niye veriyorsun, niye yapıyorsun' gibisinden ama ben karar verdikten sonra eşimle bile üzerine konuşmadık.

Uygun olursa vereceğimi söyledim ve Allah'ın takdiri uygun oldu. Mehmet ağabeye bir böbrek borcum varmış, bunun sevincini ve gururunu yaşıyorum. Başka bir insanın yaşamasına vesile olmak çok güzel bir şey. Bu konularda herkese duyarlı olmasını tavsiye ederim. Bu konuda kamu spotları, reklamlar yetersiz kalıyor. Bu tip şeylerde insanlar hayatlarını etkileyecek sanıyorlar. 1 böbrek hasta bir insana yetiyorsa, sağlıklı bir insana daha çok yeter. İnsanlar böbrek, ilik, ciğer gibi nakil işlerinden korkmasınlar, araştırsınlar. Niyeti olanlar niyetlerini gerçekleştirsin. Bir böbrekle ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim.

Bu çok afaki bir durum değil. Genelde insanlar aile içinde bu tür aktarımları yaptıkları için normal oluyor. Ben eşimin asker arkadaşına böbreğimi verdiğim için biraz farklı karşılandı ve ilgi çekti. Ahmet, Mehmet önemli değildi. İhtiyaç vardı ve ben duyarsız kalamadım. Daha önce de boyun fıtığı ameliyatı ve sinir sıkışması sorunlarıyla ameliyat oldum onun dışında ağır bir ameliyat geçirmemiştim bu ameliyata kadar” ifadelerini kullandı.

“Allah yedeğini yaratmış zaten”

Ameliyata girmeden önce çevresindeki insanlar tarafından verdiği karardan vazgeçirilmeye çalışıldığını ifade eden Güldane Yıldırım, Doğu Ailesi tarafından ‘Güzel İnsan' sıfatıyla çağırıldığını söyledi. Ameliyat sonrasında cesaretinden dolayı tebrik edildiğini de aktaran Güldane Yıldırım, “Böbreği vermeden önce insanlar duruma farklı bakıyordu. Herkes bana, ‘Niçin risk alıyorsun?' sorusunu sordu. Ama şimdi dönütler çok farklı oldu.

Tebrikler aldım, insanlar bu defa da cesaretimi kutladı. Öldükten sonra kalan organlarımı da bağışlamayı düşünebilirim. Benim başka gruptan arkadaşlarım da bir paylaşımda bulunmuşlar, ‘Bizim öldükten sonra bile vermeye kıyamadığımız organlarımızı, bizim arkadaşımız hayattayken yapabilmiş. Tebrik ederiz' diye, çok güzeldi. Mehmet ağabeyin ailesinde de bana ‘Güzel insan' diye hitap ediyorlar. Benimle tanışmak istiyorlar. Ben karar verdim ama onlar hayat buldukları için olaya çok başka bakıyorlar. Kimse korkmasın organ bağışından, Allah yedeğini yaratmış zaten” şeklinde konuştu.

“Yoksa böbreğinden mi ayrılamıyorsun”

Hastanede, hasta bakıcı hemşireyle yaşanan bir olayı da aktaran Güldane Yıldırım, “Hastanede taburcu olduğum gün, Mehmet ağabey daha kalacaktı, tedavileri sürüyordu. Taburcu olacağım gün konuştuk, ağlaştık, vedalaştık. Arkadaşım Meltem bana karşı minnet duyduğunu anlatıyordu. O sıra hemşire geldi ve bana neden ağladığımı sordu. Rahatsız olduğumdan, ağrımın olduğundan şüphelendi. Ben de, ‘Ayrılacağımız için ağlıyoruz' cevabını verdim. Hemşire de, ‘Yoksa böbreğinden mi ayrılamıyorsun' diye sordu. O anda keyifli bir an yaşadık ve böbreğimi severek verdiğimi söyledim” dedi.

“Ben de organlarımı bağışladım. Çünkü ölünce çürüyecekler”

Kendisinin de bir organ bağışçısı olduğunu söyleyen Meltem Doğu, 2004 yılından beri eşi Mehmet Doğu'nun yaşadığı böbrek hastalığı sürecini anlattı. Meltem Doğu, kendisinin kan grubunun eşiyle uyuşmadığından dolayı bağışçı olamadığını söyleyerek, ilk nakil sırasında kimsenin bağışçı olmak istemediğini de vurguladı. Meltem Doğu, “Çok zor bir süreçten geçtik. 2001'de evlendik ve 2004'te eşimin böbrek hastası olduğunu öğrendim.

İlk ameliyatımızda Türkiye'de hiç sağlam insan olmadığını düşündüm. Daha önce bu hastalığın ne demek olduğunu hiç bilmiyordum. Eşimin başına gelince öğrendim. Allah kimsenin başına vermesin ama oluyor. Böbrek hastalığı zor, diyaliz daha da zor. Biz hemodiyaliz de yaptık periton da yaptık. Periton daha da zordu. Eve 200 tane serum geliyordu. Eşim evde 12 saat boyunca diyalize bağlanıyordu. Ben işe gitmek zorunda kalıyordum. İkimiz için de zor bir süreç oldu.

2004'ten beri bunu yaşıyoruz. Benim kan grubum A RH Pozitifti o yüzden uymadı. Kayınvalidemin kan grubu uyuyordu ilk süreçte kayınvalidem verdi. İnşallah herkes organlarını verir ve hayat kurtarır. Ben de bağışladım organlarımı. Çünkü ölünce çürüyecekler. Çürümektense; karaciğerini, böbreğini diğer organlarını bağışlasınlar. Bir hayat bir hayattır” diye konuştu.

“Allah'ım onların tüm acılarını bana ver”

Eşinin Nisan ayında yeniden böbrek yetmezliği teşhisiyle sarsıldığını ifade eden Meltem Doğu, arkadaşlarının böbreğini vereceğini duyduklarında yaşadığı mutluluğun hiçbir şeyle ölçülemeyeceğini söyledi. Organ bağışlamanın korkulacak bir süreç olmadığını ve hastanelerde organ bağışı için bekleyen çok fazla hastanın olduğunu da sözlerine ekleyen Meltem Doğu, “Eşim Nisan ayında yeniden hastalandı.

Hastaneye gittiğimizde doktor böbreğin iflas ettiğini söyledi. Bu süreçte uygun bir örnek bulunmadı. Zaten bizim ikinci şansımız. Aileden kimsenin uymuyordu herhalde. Doktor bizi sıraya yazdı ama şansımızın zor olduğunu söyledi. Arkadaşımız verene kadar biz baya bir diyalize girerdik. Bu yıllar da alabilirdi, ömür boyu da sürebilirdi. Zor bulunan bir kan grubu olduğu için, verici de olmadığı için sıkıntılı bir süreç. Arkadaşım böbreğini vereceğini söyleyince çok mutlu oldum. Kimsenin yapmadığını arkadaşım bize yaptı. Allah ona iyilik versin. Ne kadar güzel bir şey yaptığını herkes duysun. Kimsenin yapamadığını yaptı. Allah ondan bin kere razı olsun.

Diğer insanlara da örnek olsun. Kimse organ bağışlamaktan korkmasın. Herkes bir böbrekle de yaşayabilir. Bunu öğrenmek gerek. Hastanede onlara baktığım süre içinde, ‘Allah'ım onların tüm acılarını bana ver' diye dua ettim. Onların acı yaşamasını hiç istemedim. Çok ağrıları oldu. Çok acı çektiler. Bunu kelimelerle ifade edemem. İkisi için de çok zor bir süreçti. Ben çok mutluydum çünkü eşim, sağlığına kavuştu. Bir yandan da arkadaşımın acısına üzülüyordum. İnsanlar hastanelerde ya da sağlık ocaklarına giderek kan verecekler, bağış yapmak istediklerini söyleyecekler. Zaten listeye girdiğin zaman uygun bir hasta da bulunduğunda hastane iletişime geçip haber veriyor” şeklinde konuştu.

“Sadece yiyorlar, içemiyorlar, yaşamaya çalışıyorlar”

Eşi Güldane Yıldırım'ın kararına hiç karışmadığını söyleyen Cengiz Yıldırım, Mehmet Doğu'yla arkadaşlığından bahsetti. Cengiz Yıldırım, “Mehmet arkadaşımla Kıbrıs'ta askerlik yaptık. Ben askerlik yaptığım sürede evliydim, 2 çocuğum vardı. Mehmet bekardı. Çok güzel askerlik yaptık biz. Çok eğlendik. Sırtımı rahatlıkla dayayabileceğim bir dostumdur kendisi. Biz Mehmet'le askerden sonra da görüşüyorduk, irtibat hiç kopmadı.

Mehmet böbrek hastalığını bize söylediğinde aslında yaşımız çok gençti, anlamıyorduk. Diyalizin ne olduğunu duyuyorduk ama farkında değildik. 2 yıl önce oğlumun düğünü için Mehmet ve eşi bize gelmişti, o zaman durumu daha detaylı konuştuk. Diyaliz sürecini bize anlattı. Biz o insanların neler yaşadığını gerçekten bilmiyoruz. Makineye bağlı yaşıyorlar. Tatile gidemiyorlar. Onlar sadece yiyorlar, içemiyorlar, yaşamaya çalışıyorlar. Biz de bunu fark ettik. Geçtiğimiz aylarda bize ziyarete geldiler ve böbreğinin iflas ettiğini, yeniden diyalize başlayacağını söyledi.

Normal bir insanın 0-7 derece olması gereken bir değerin Mehmet'te binlere çıktığını gördük. Tabii ki üzüldük. Ben latife olsun diye ‘Benimki olmaz Mehmet, ben şeker hastasıyım hem de kan grubum A RH Pozitif. Ama Güldane'nin ki oluyor. Güldane versin' dedim. Güldane de ‘Veririm' dedi. Böylece ağızdan çıktı ama biz bunu samimi söyledik. Sonrasında süreç başladı. Her şey uygun olduğu anlaşıldı” şeklinde konuştu.

“Bizim, askerde iç çamaşırlarımız bile ortaktı”

Eşinin, asker arkadaşına böbreğini bağışlama kararı aldıktan sonra tamamen gönüllülük esasıyla bu naklin gerçekleştiğini Etik Kurulu'na kanıtlamanın gerekliliğinden bahseden Cengiz Yıldırım, “Ameliyat günü alındı. Ancak tereddüt yaşadığımız iki konu vardı. Biri doku uyuşmazlığı diğeri etik kurulu. Türkiye'mizde iki insan 3'üncü, 4'üncü dereceye kadar akrabaysa; etik kuruluna gerek kalmadan organ bağışlayabiliyor. Ama yabancı birisiyse bağış yapmak isteyen etik kuruluna giriyor. Etik Kurulu, ‘Niye veriyorsun, kimsin, para mı aldın, tehdit mi ediliyorsun' gibi sorular soruyor.

Biz tabii askerlik fotoğraflarımızı, terhis belgelerimizi aldık ve gittik. Oradan da en ufak bir problem çıkmadı. Ameliyattan sonra Mehmet'imin de rengi açıldı, hayat buldu. Çok yoğun duygular yaşadık. Dini boyutta da en ufak bir sorun yok. Sol böbrek en aktif çalışan böbrek. Sağ böbrek ise en az çalışan böbrek. Güçlü, çalışan sol böbreği alıyorlar nakil yapıyorlar ihtiyaç sahibine. Sağ böbrek sıfır kilometre olarak size kalıyor. Siz onu çok su içerek birkaç ayda en iyi performansa kavuşturuyorsunuz. Güldane'nin tahlillerinde her şey normaldi. Bu noktada insanlarımızın duyarlı olmalarını istiyoruz” dedi.

Yıldırım ve Doğu Ailelerinin bundan sonra tek bir aile olduğunu vurgulayan Cengiz Yıldırım, “Hayallerimiz çok. Ben Trakya'yı ve Trakya insanını seviyorum. Allah nasip eder de emekli olursak, daha yoğun görüşüp daha çok tatiller yapacağız. Belli olmaz, belki onlar buraya yerleşir belki biz oraya yerleşiriz. En ufak bir beklentimiz olmadan birbirimizi dostane bir şekilde seviyoruz. Bizim, askerde iç çamaşırlarımız bile ortaktı” diye konuştu.

Son güncelleme: 12:37 23.11.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more