Sözcü Plus Giriş

Hukukçulardan Sözcü davası yorumu

Sözcü, attığı manşetler ve yazıları yüzünden 2 yıldır FETÖ’cü olmakla suçlanıp yargılanıyor. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün yine duruşma vardı. Türkiye’deki gazeteciliğin geleceğini etkileyecek karar için duruşma 4 Eylül 2019 tarihine ertelendi. Hukukçular; basın ve hukuk tarihine geçeçek davayı değerlendirdi.

10:20 -
Hukukçulardan Sözcü davası yorumu

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI MEHMET DURAKOĞLU: “Türkiye'de yargı sadece yargı değildir. Ergenekon, Balyoz, Oda TV ile başlayan süreç Türkiye'de değişik bir süreci ve darbe girişimi sonucunu doğurdu. Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerine açılan dava da bu süreç sonunda ortaya çıktı. Bir süre sonra Sözcü ve Cumhuriyet davaları medya dünyasında önemli değişikliklere neden oldu. Merkez medya ortadan kalktı. Merkez medya organları satıldı ya da sattırıldı. Medya dünyasına yönelik ifade özgürlüğü bağlamında yeni bir atmosfer yargı eliyle gerçekleştirildi. Hukuksuzluk yargı eliyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Emin Çölaşan'ın FETÖ'cü olması gibi akıl tutulmasına sebep olacak şeylerle karşılaşıyoruz. Bu, ifade özgürlüğü ile ilgili açılan davadır. Bana Sözcü'nün herhangi mensubunun FETÖ'cü olduğunu anlatamazsınız. İddianamelerle bu sonuca varmanın imkanı yok. Belirttiğim gibi, yargı sadece yargı değildir. Siyasi projelerin yargı eliyle meşrulaştırılmasına çalışılıyor.”

SÖZCÜ AVUKATI CELAL ÜLGEN: “Bize göre SÖZCÜ gazetesi sahibi ve yöneticilerine bu tür dava açılması başlı başına bir demokrasi sorunudur. Düşünceyi ifade etme sınırlamasıdır. Konuşma, görme, yazma yönünde tehdittir. Düşünce özgürlüğü uluslararası metinlere göre şiddeti çağrıştırmadığı sürece sınırlanmaz. Biz de ise köşe yazarlarımız yazdıklarından yayın yönetmenimiz ve sorumlu müdürlerimiz ise gazetede atılan manşetlerinden, internette bu haberlerin linklerinin paylaşılmasından sorumlu tutuluyor ve FETÖ'ye yardımla suçlanıyor. Bu erteleme aslında bir zorunluluktan doğdu. Savunma için yeterli süremiz yoktu. Ayrıca yenilenen İstanbul seçimlerinin sonuçları Türkiye politikasına önemli unsurlar taşıyacak. İktidarın doğrunun demokrasi yolu olduğunu görmesini sağlayacak. Hiçbir baskı sürekli değildir. Kumpas davaları nasıl yıkılıp gittiyse yeni kumpaslar ve davaları da boşa çıkacak.”

“SÖZCÜ davasının soruşturma sürecinde Burak Akbay'ın FETÖ okullarında yetiştiği iddiası yer alıyordu. Belgelerle bunu çürüttüğümüz için bu savdan Esas hakkındaki mütalaada vazgeçtiler. İkinci olarak FETÖ'cü polislerin SÖZCÜ gazetesine bazı haber/ manşet fotoğraflarının servis edildiğini iddia ediyorlardı. Bu fotoğrafları DHA'dan aldığımızı kanıtlayınca bundan da vazgeçtiler. Yine de inanılmaz bir ısrarla SÖZCÜ'den suçlu yaratmak istiyorlar. Özellikle ‘Pelikan medyası' dediğimiz yandaş medya SÖZCÜ için türlü iftiralar atarak savcılar üzerinde baskı kurmak istiyor. SÖZCÜ davasında resmen gazetecilik faaliyetleri yargılanıyor. Manşetler, haber veriliş biçimi yargılanıyor. Hatta internet sitesinden yapılan paylaşımlar yargılanıyor. Savcı basın özgürlüğüne salt yandaş gazeteleri ölçüt alarak SÖZCÜ'ye siz neden böyle bir gazete olmuyorsunuz diye hesap soruyor. Bu açıdan yaptığımız savunma salt gazeteci ve yöneticilerini değil aynı zamanda gerçek demokrasiyi savunmaktır.”

SÖZCÜ AVUKATI İSMAİL YILMAZ: “Sözcü Gazetesi mensupları hakkında açılan davanın hukuki yönden birçok eksikliği bulunmaktadır. Soruşturma sırasında savcılık tarafından yapılan bazı işlemlerde hukuk kuralları adeta yok sayılmıştır. Bilirkişi vasfı olmayan bir şahıs sırf bu dava için bilirkişi yapılmış, özel olarak bilirkişi sıfatı kazandırılan bu şahsa rapor hazırlattırılmıştır. Bilirkişi raporu hazırlamak için görev verilen bu şahıs Sözcü Gazetesi aleyhine sosyal medyada paylaşımlar yapan bir kişidir. Yanlı ve hasım olduğunu belli eden bir kişiye, bilirkişi olarak görev verilmesi ile büyük bir yanlıştır. Bilirkişiler tarafsız olmak zorundadırlar. Normal hukuk sistemlerinde buna çok dikkat edilir. Ancak Sözcü dosyasında bu kurallar çiğnenmiştir. Bunun yapılmasındaki amaç bellidir. Sözcü düşmanı olan bir şahıs niçin Sözcü dosyasına bilirkişi yapılır? Kurda kuzu teslim edilmiştir.
Bu şahıs bilirkişi atandıktan sonra Sözcü Gazetesi haberlerinden suç üretme metodu ile bir rapor hazırlamıştır. Savcılık tarafından iddianame düzenlenerek açılan davanın temelinde bu bilirkişi raporu vardır. Dava dosyasında, hukuksuz bilirkişi raporundan başka Sözcü aleyhinde hiçbir delil yoktur.

Mahkemede yapılan yargılama sırasında biz bu rapora sürekli olarak itiraz ettik. Bu itirazın dikkate alınıp yeni bir rapor hazırlanması yönünde talebimiz oldu. Ancak mahkeme bu taleplerimizi kabul etmeyerek dosyanın son mütalaa için Savcılığa verilmesini istedi. Savcılık tarafından Sözcü Gazetesi mensupları aleyhinde hazırlanmış olan mütalaa cezalar verilmesi yönünde olmuştur.
Şu anda dosya karar aşamasındadır. Geriye dönüp baktığımızda, dosyanın tamamını incelediğimizde Sözcü davası, baştan sona kadar, hukuk kuralları çiğnenerek devam etmektedir. Kurgulanmış iddialarla ceza davası açılamaz. Sanıkların sadece aleyhine delil toplanmaz, lehine olan deliller de toplanır. Bu kurala tüm savcılar ve hakimler uymak zorundadır. Aksine davranılması yasayı yok saymaktır.
Bizim fikrimiz şudur: Sözcü davasında, temelsiz ve delilsiz bir iddianame vardır. Sonrasında da eksik yargılama yapılmıştır. Dosya bu şekilde maalesef karar aşamasına gelmiştir.
Olmayan suçlardan dolayı müvekkillerim yargılanmakta ve mağdur edilmektedir. Bu dosyada yargılanmakta olan hiçbir sanığın hiçbir suçu yoktur. Tek suçları varsa gazetecilik yapmış olmalarıdır. Gazetecilik yapmak ne zamandan beri suç olmuştur? Burak Akbay'ın da tek suçu kurmuş olduğu Sözcü Gazetesi'nin Türkiye'nin ençok satan gazetesi olmasıdır. Bu nedenle mağdur edilmektedir.
Son günlerde Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmış olan “Yargı Reformu” paketi gündemdedir. Bu açıklamalara baktığımızda düşünce suçları ve basın özgürlüğü alanında ciddi düzenlemeler yapılacağı izlenimi edinmekteyiz. Şayet açıklanan bu düzenlemeler yapılırsa, basın davalarını çok etkileyen durumlar ortaya çıkabilecektir. Hatta bazı eylemler ile ilgi suç tanımları da değişebilir. Bu gelişmeler olursa, Sözcü Gazetesi davasını çok önemli ölçüde etkileyebilecek olumlu değişikliklerin ortaya çıkması ihtimali bulunmaktadır. Bundan dolayı Sözcü davasında karar verilme süreci için yargı reformu paketinin beklenmesi gerekmektedir.”

SÖZCÜ AVUKATI FAHRİ EMEKSİZ: Davada yargılanan tüm kişilerin tek bir suçu vardır, gazetecilik yapmak. Bu ne demektir? Gazeteci mesleğini yaparken, hiç kimseden çekinmeden, korkmadan, doğruları yazmakla görevli olan kimsedir. Gazeteci kamuoyu adına gerçeklerin peşine düşer. Sözcü Gazetesi her dönemde, habercilik ilkelerine bağlı kalmış, hükümet ve muhalefet ayrımı yapmaksızın haber yapmış her zaman terör örgütlerini lanetlemiştir. Yayın hayatı boyunca Atatürk ilkelerine ve çağraş cmuhuriyete inanan ve bu kapsamda Türkiye’nin en çok okunan gazetesi olan bir medya grubunun mensuplarına karşı FETÖ’ye yardım ettikleri iddiası ile dava açılması, son derece yanlış, haksız ve hatta trajikomiktir. Bu dava tam bir kara mizah örneğidir. Suçun unsurlarından olan bilerek ve isteyerek bir eylemin gerçekleştirilmesi, bu olayda mevcut olmadığı gibi, tamamen zorlama yorum ve iddialarla Sözcü ailesine asla yapışmayacak bir çamur atma durumu vardır. Bu haksız ve hukuksuz girişimin, bağımsız yargıda karşılık bulmaması ve tüm sanıklar yönünden beraat kararı verilmesi hakkın ve hukukun gereğidir.

SÖZCÜ AVUKATI CEREN YAKIŞIR: “İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Erdem Gül hakkında vermiş olduğu, 4 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın düşürülmesi yönündeki emsal kararının değerlendirilmesi yönündeki ara kararı isabetlidir. Sözcü Gazetesi ve internet sitesinin yayınlarının, Necati Doğru'nun ve Emin Çölaşan'ın köşe yazılarının yargılandığı dava, bir basın davasıdır ve Basın Kanunu uygulanmak zorundadır. Soruşturma ve iddia makamının kendi zihniyetlerini yansıttıkları iddianameleri ve mütalaası, gazetecilerin Anayasa ile teminat altında olan haber verme hakkı ile aynı şekilde teminat altına alınan vatandaşın haber alma hakkını zedelemektedir. Üstelik FETÖ terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım edildiği yönündeki suçlama, müvekkillerimin itibarlarını, saygınlıklarını zedelemektedir, şahsiyetlerine hakarettir. Görüşlerini beğenmeseniz bile herkes, herkesin ifade özgürlüğüne saygı duymak zorundadır. Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu, ifade ve basın özgürlüğünün Anayasa ile gerçek anlamda teminat altında olduğunu görmek adında, 4 Eylül'deki karar duruşması tarihi bir önem taşımaktadır.”

AVUKAT HÜSEYİN ERSÖZ: “Türkiye'de her 5 senede bir gündeme gelen yargı reformlarında ifade hürriyetinden ve basın özgürlüğünden bahsedilmesine karşın SÖZCÜ davasının devam etmesi bu konudaki samimiyetsizliği sorgulamama neden olmaktadır. Söz konusu iddianamede yöneltilen suçlamaların tamamı basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti kapsamı içinde kalmalıdır. Bu sebeple SÖZCÜ davasının devam ediyor olması bu konudaki temel hak ve özgürlükler açısından Türkiye'nin sınıfta kaldığı anlamına gelmektedir. Suçlamaların yapılan haberler olduğu göz önüne alındığında bu suçlarla ilgili olarak düşme kararı verilmesi gerekirken, hali hazırda terör suçu nitelendirilmesi ile yargılamaya devam edilmesi de ciddi bir hukuka aykırılıktır.”

AVUKAT ÜMİT KAPLAN: “SÖZCÜ gazetesine, yapılan haberler nedeniyle dava açıldı. Aynı haberler o dönem birçok gazetede ve televizyonda da yer aldı. Gazeteciler, gazetecilik refleksiyle haber yapar. Bu gazetecilik görevidir. Söz konusu suçun maddi unsurunun oluşması için kasıt olması gerek. Ancak SÖZCÜ'nün bilerek, FETÖ'ye yardım etme kastı ile hareket etmesi imkansız. SÖZCÜ yazarları, yöneticileri ve çalışanlarının geçmişi de göz önünde bulundurulduğunda, FETÖ'cülükle suçlanmaları hayatın olağan akışına aykırıdır.”

AVUKAT MURAT ERGÜN: “SÖZCÜ dosyası dönemin ruhunu yansıtması açısından çok önemlidir. Hukuk fakültelerinde okutulması, sınavlarda hukuk öğrencilerine soru sorulması gereken başlıklarla doludur. Yıllarca FETÖ olarak tanımlanan yapıya karşı mücadele veren, bu tehlikeye karşı kamuoyunu uyaran ve bu uğurda bedel ödeyen SÖZCÜ mensuplarının, olağan koşullarda dava konusu bile yapılmaması gereken gazetecilik faaliyetleri sebebiyle FETÖ'ye yardım etmekle suçlanmaları milletin aklında ve vicdanında karşılık bulmamıştır. En önemli beraat budur ve çoktan gerçekleşmiştir. Mahkemeler de millet adına karar verir. Vicdanlarda gerçekleşen beraatın mahkemede de karşılık bulacağına olan inancım tamdır.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more