Sözcü Plus Giriş

Kılıçdaroğlu: Türkiye’nin geldiği nokta iki siyasi partinin yarışının çok ötesine geçmiştir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yerel seçim çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği yurt gezilerinde bugün Mersin'de iş insanlarına hitap etti. Kılıçdaroğlu konuşmasında "Bugün Türkiye'nin geldiği nokta iki siyasi partinin yarışının çok ötesine geçmiştir. Türkiye çok ciddi bir demokrasi sorunuyla karşı karşıya. " dedi

12:20 -

Yerel seçim çalışmaları kapsamında saha çalışmalarını sürdüren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin’in Tarsus ilçesindeki 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde iş insanlarıyla bir araya geldi

Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından satır başları:

Değerli arkadaşlarım, bürokrasi de 27,5 yıl çalıştım. Vergi nasıl toplanır, bütçe nasıl yapılır, denetim, harcamalar nasıl yapılır… Bütün hayatım bunlarla geçti. Bu çalışmaları yaparken pek çok başbakanla da birlikte çalışma imkanımız oldu.

Her başbakan liyakate büyük bir önem verirdi. Başbakanlara düşüncelerimizi söyleyebilirdik, onlar da büyük bir dikkatle dinlerdi. Maliye, hazine, planlama bir araya gelirdik, siyasi otoriteye vergi konusunda, ekonomi politikaları konusunda bilgi aktarırdık.

Son siyasi karar onlara ait, ama doğru bir karar almak için bizi dinliyorlardı. Türkiye böyle bir anlayıştan koptu. En temel sorunlarımızdan biri bu… Liyakat yok sadakat esas. Sadakat en tehlikeli şeydir. Çünkü ne söylerseniz onu kabul eder.

Bu aynı zamanda sanayinin önündeki engellerden birisidir. Devletin bürokratik yapısı liyakattan koptuğu zaman sağlıklı hizmet götüremez. Bürokrasi tıkanırsa mekanizma yürüyemez. Sizler gerekirse günün 24 saati çalışıyorsunuz, kendinize bir yol haritası çiziyorsunuz.

Devletin de planlama yapıp kendisine bir yol haritası çizmesi lazım. Japonya, Güney Kore önümüzdeki 100 yılı planlıyor. Türkiye kalkınma planı olmayan bir devlettir. En son 2018’de kalkınma planı süresi doldu. Katma değeri yüksek ürün üretelim diyoruz, nasıl üreteceğiz? Bunun için üniversitelerimizin bilgi üretmesi lazım.

Dünyanın bütün demokrasilerinde siyaset böyledir. Biz Türkiye’de etnik kimlik üzerinden siyaset yapıyoruz. Böyle siyaset mi olur? Kim anne babasını seçme özgürlüğüne sahip? herkesin kimliğine saygı duymak insan olarak görevidir. Din üzerinden siyaset nedir? Neden hangi gerekçeyle yapılır? Bunlara izin vermemek sizin elinizdedir.

Burada çok acı bir olay yaşadık. Mersin’de bir büyükşehir belediye başkanı vardı. Bir kumpas yapıldı ona karşı. Seçime girmesi engellendi. Kim tarafından? Siyasetçiler trafından, satın alınan siyasetçiler tarafından. Bu ahlaki mi? Rakip olmak farklı bir şey ahlaklı olmak farklı bir şey. Bu demokratik değil, biz aynı partiye seçime girsinler diye 15 milletvekili verdik. Çünkü demokrasi hepimiz için geçerli.

Siz kumpasla iktidar olmanın yolunu açmaya çalışıyorsunuz. Ahlakidir diyorsanız bu gidin oy verin, değil diyorsanız sandığa gömeceksiniz bunun doğrusu budur. Demokrasi herkesin düşüncesini özgürce söyleyebileceği bir ortamdır. Demokrasinin olmadığı bir yerde gelişme olmaz.

Demokrasi hukukun üstünlüğü demektir, can ve mal güvenliğinin olmadığı yerde yatırımcı yatırım yapmaz.

Haksızlığa uğradığımda hakkımı nerede arayacağım? Yargı bağımsızlığı yoksa can ve mal güvenliğimi nasıl sağlayacağım? Üreteceğiz, doğrudur… Nasıl üreteceğiz? Yatırım yaparak. Mersin sanayi kenti. Ara eleman bulamıyoruz diyorlar, mühendis çok, ara eleman yok. İşsizlik geldi 7,5 milyona. Neden ara eleman yok?

Planlamanın olmadığı bir yerde yürümez bu. Mersin bir tarım bölgesi, düşünebiliyor musunuz? Japonya’da 17 yıl bir hükümet kesintisiz ülkeyi yönetsin hayal edin… İstediği valiyi, kaymakamı hepsini atasın. 17 yıl sonra Japon halkını getirsin soğan kuyruğuna soksun. Japonya’da ne olur Allah aşkına? Türkiye’de aynı tablo ile karşı karşıyayız şu anda. İstanbul’da Taksim’e gelip alışveriş yapmak için yoksulun otobüs parası bulması lazım. Zammı sindireceksin ucuza satacaksın. Bu adamlar batar o zaman.

Sorunlarımız çok ama çözümsüz değil, bütün sorunlar aşılabilir. Yerel yönetimlerde bunu göreceksiniz. Kırsalla kent arasında ciddi sıkıntı var. Üretici hak ettiğini elde edemiyor, bunların çözülmesi lazım. Oturup projeler üreterek bunların hepsini çözebiliriz.

İşsizlik en can yakıcı sorundur. Geçen Ankara’da bir fabrikayı ziyaret ettim. Patron şunu anlatıyor: Biz işçilerle aslında bir aileyiz, 30 yıldır çalışan işçim var diyor. Bir işverenin bir işçinin işine son verirken nasıl bir sıkıntı çektiğini biliyor musunuz dedi. Çocuğunu evlendiriyorsunuz, askere gönderiyorsunuz… Gün geliyor işine son vermek zorunda kalıyoruz, bundan acı bir şey olamaz diyor. Bu tablo ile Türkiye’yi karşı karşıya bırakanlara bizim bir şeyler söylememiz lazım. kavga etmeden demokratik kurallar içinde kendi tercihimizi Türkiye’den yana kullanmamız lazım.

Bugün geldiğimiz nokta, siyasal partiler arasındaki yarıştan çıkmıştır. Türkiye bir demokrasi sorunu ile karşı karşıya. İnsanlar birbirine düşman hale geldi neredeyse… Beraber yaşamak varken neden kavga ediyoruz? Kavga etmeden birbirimizi dinlesek, tartışsak ne olur?

Biz PM toplantıları yaparız, tartışılır tabi. Vay efendim “CHP’de tartışmalar çıktı” Bu böyle olur zaten, mecliste insanlar düşüncelerini söyleyecek, tartışacak bunun doğrusu bu zaten. Dünyanın bütün meclislerinde böyledir, insanlar gelir düşüncelerini söylerler, tartışırlar.

Demokratik standartlardan o kadar uzaklaştık ki normal bir tartışmayı bile topluma kaos, kriz olarak sunmaya başladık.

Demokrasiye yeniden sahip çıkmak zorundayız, emin olun güzel şeyler yapacağız. İzmir’de, Tekirdağ’da, Muğla’da güzel şeyler yaptık. İnşallah Mersin’de, Bursa’da, İstanbul’da da aynı şeyleri yapacağız. Bütün insanları kucaklamak istiyoruz. Görüş farklılıklarına her zaman saygı duydum, hiçbir zaman başka bir partiye oy verdi diye vatandaşı hiç suçlamadım. Ülkeyi yönetenleri yanlış yaptıklarında suçladık, eleştirdik.

Vahap bey sizden birisi, iş dünyasından birisi. İş dünyasında olan biri riskleri görür ve önlem alır. Sorumluluğun ne olduğunu bilir.

Ayrıntılar geliyor…

Son güncelleme: 13:20 05.03.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more