Sözcü Plus Giriş

Kalın’dan kayyum açıklaması! ‘Ankara ve İstanbul için böyle bir durum yok’

Kayyum atamalarıyla ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Öncelikle terör örgütüne destek, yardım ve yatakçılık yapmak gibi suç kapsamına giren bir eylemin içinde olmayan hiçbir belediye başkanıyla ilgili böyle bir tasarruf söz konusu değil. TCK’nın, terörle mücadele kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde bu tasarruflar da bulunulmuştur. Dolayısıyla bu kapsamın dışında olan mesela İstanbul, Ankara’yı zikrettiniz böyle bir şey söz konusu olmadığına göre bu belediye başkanlarıyla ilgili de böyle bir gündem yok" dedi.

Güncellenme: 13:14, 29/08/2019

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından Beştepe'de açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin 3 ayrı terör örgütüyle aynı anda mücadele ettiğini ifade eden Kalın, “Bildiğiniz gibi özellikle güvenlik noktasında Türkiye, 3 terör örgütüyle aynı anda mücadele etmeye devam ediyor. Bir tarafta PKK terör örgütü ve onun uzantısı olan PYD ile YPG gibi örgütler, diğer tarafta DEAŞ, diğer taraftan da FETÖ'ye karşı dünyanın çeşitli noktalarında mücadelemiz devam ediyor. Bununla ilgili genel bir değerlendirme yapıldı ve güvenlik noktasında da Milli Savunma Bakanlığımızın ve İçişleri Bakanlığımızın, Milli İstihbarat Teşkilatımızın sunumları oldu. Bundan sonraki süreçle ilgili de terörle mücadelede kararlılığımızın tam olarak devam edeceği vurgusu güçlü bir şekilde yapıldı. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın yaptığı sunumda dile getirildiği gibi PKK terör örgütüne çok ciddi darbeler vuran Pençe 1 ve Pençe 2 harekatları da bundan sonra yoğun bir şekilde devam edecek” şeklinde konuştu.

İlginizi ÇekebilirSon dakika... Rusya'dan çok kritik Suriye açıklaması geldiSon dakika... Rusya'dan çok kritik Suriye açıklaması geldi

KIRAN HAREKATI

İçişleri Bakanlığınca yürütülen Kıran Harekatı'nın da netice verdiğini söyleyen Kalın, Amerika Birleşik Devletleri'yle de güvenli bölge konusunda mutabakata varıldığının altını çizdi. Kalın, “Eş zamanlı olarak İçişleri Bakanlığımız tarafından yürütülen Kıran Harekatı'nda netice almaya devam ediyor. Bunun yanında bölgedeki gelişmeleri de etraflı bir şekilde ele alma imkanımız oldu. Dışişleri Bakanlığımızın da bu konuda bir sunumu oldu. Suriye sahasındaki gelişmeler Fırat'ın doğusu ve batısındaki etraflı bir şekilde ele alındı. Geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri ile güvenli bölgenin tesisi konusunda bir mutabakata varıldı. Bu doğru yönde atılmış pozitif bir adımdır. Bunun fiiliyatta ki uygulaması süreci ve kapsamı ile ilgili de görüşmeler şu anda devam etmektedir. Genel olarak ana çerçeve üzerinde mutabık kaldığımızı ifade edebiliriz ve bununla ilgili gerek Dışişleri Bakanlığımızın gerek Milli Savunma Bakanlığımızın ve ilgili diğer birimlerimizin görüşmeleri de devam ediyor. Bunun tabi sahadaki uygulaması son derece önemli” dedi.

“ÖNEMLİ BİR ADIM ATILDI”

Türkiye'nin Münbiç yol haritasında yaşanan gecikmeleri kabul etmesinin mümkün olmadığını söyleyen Kalın, “Daha önce Dışişleri Bakanımızın da ifade ettiği gibi Münbiç yol haritasında yaşanan gecikmeleri kabul etmemiz mümkün değil. Öte yandan bu adımla birlikte Fırat'ın doğusunda bir güvenli bölgenin tesisi için de önemli bir adım atılmış bulunuyor. Bu hem Türkiye'nin Suriye ile sınır güvenliğini sağlama noktasında hem Suriye'nin toprak bütünlüğü koruma noktasında hem de Suriyeli mültecilerin evlerine dönmesini sağlayacak koşulların oluşturulması noktasında yeni bir süreci ifade etmektedir” diye konuştu.

“400 BİN SURİYELİ MÜLTECİ GERİ DÖNDÜ”

Kalın, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatıyla bölgenin asayişinin sağlandığını belirterek, “Fırat'ın batısına geldiğimiz zaman ise özellikle Türkiye'nin Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekâtı operasyonlarıyla bildiğiniz gibi Cerablus, Afrin ve İdlip arası zaten güven altına alınmıştı ve burası büyük oranda bizim desteklediğimiz gruplar tarafından şu anda bir asayiş ile yönetilmeye devam ediyor. Bu bölgede bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl içerisinde yaklaşık 400 bin Suriyeli mülteci geri döndü. Benzer bir sürecin güvenlik şartları oluşturulduğu zaman Fırat'ın doğusunda da gerçekleşeceğini öngörüyoruz. İdlip konusunda değerlendirmeler oldu. Oradaki durumun kritik bir hassasiyet arz ettiğini ifade edebilirim. Bununla ilgili özellikle 9'uncu gözlem noktamızın intikal yoluna yapılan saldırı ve o konvoyda hayatını kaybeden Suriyeliler ve yaralanan diğer sivillerle ilgili olarak da tepkilerimizi Rus tarafına ilettik. Bunla ilgili de ilgili birimlerimiz görüşmelerini ve temaslarını sürdürüyorlar” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANI, PUTİN'LE GÖRÜŞECEK”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, önümüzdeki günlerde Rusya Devlet Başkanı Putin'le bir görüşme yapacağını belirten Kalın, “Önümüzdeki birkaç gün içerisinde de Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Putin'le bir telefon görüşmesi olacak. Bu konuyla gene etraflı bir şekilde konuşma imkanları olacak. Zira bildiğiniz gibi İdlip mutabakatı çerçevesinde orada özellikle bizim 12 gözlem noktamızın bulunduğu noktalarda güvenliğin tam olarak sağlanması buralarda herhangi bir askeri hareketliliğin operasyonun olmaması konusunda mutabık kalınmıştı. Bu mutabakata uyulmasını biz bekliyoruz. Bununla ilgili de girişimlerimiz çeşitli düzeylerde devam etmektedir. Özellikle o bölgede silahlardan arındırılmış ve çatışmasızlık bölgesi olarak ilan edilmiş sınırların korunması büyük önem arz ediyor. Aksi halde hem bu mutabakatın ihlali hem de buradan doğacak bir insani dramın ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir. Bunla ilgili de çok yönlü değerlendirmelerimiz ve girişimlerimiz devam ediyor. Tabii, buradan özellikle rejimin bu ihlallerine derhal son vermesi çağrısını da yenilemek istiyoruz. Zira geçtiğimiz Mayıs ayından beri İdlip bölgesinde yapılan bu saldırılar neticesinde 500 civarında sivil ve insan hayatını kaybetti. Binin üzerinde yaralı var. Dahası da yaklaşık 500 bin kişi yerlerinden göç etmek zorunda kaldılar. Bu insani dramın adeta ayak sesleri olarak değerlendirdiğimiz bu sürecin derhal sonlandırılması için de gerekli girişimleri bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” dedi.

“ORMAN ARAZİSİ OLARAK KALACAKTIR”

Son zamanlarda yaşanan orman yangınları hakkında da açıklamalarda bulunan Kalın, yanan arazilerin imara açılmasının söz konusu olmadığını bir kez daha hatırlattı. Kalın, “Kabinemizin gündeminde olan bir diğer konu da orman yangınlarıyla ilgili Tarım Orman Bakanımızın yaptığı bir sunum söz konusu oldu. Bu yangınların neden ortaya çıktığı ve sebepleri, yangınların önlenmesi konusunda alınan tedbirler ve bundan sonra alınacak tedbirlerle ilgili de sayın bakanımızın kapsamlı bir sunumu oldu. Bununla ilgili de hem bakanlık olarak yapılması gerekenler hem de toplumun farkındalığının artırılması noktasında bir takım adımların atılması gerektiğini de ifade etmek isteriz. Çünkü bu yangınların bir kısmının ihmalden kaynaklandığı anlaşılıyor. Bir kısmının kasıtlı yapılmış olma ihtimali her zaman vardır. Özellikle bu yangın alanlarının imara açılması gibi bir beklentiyle geçmişte bu tür yangınların çıkarıldığını biliyoruz. Fakat bildiğiniz gibi yangında hasar gören arazilerin imara açılması anayasaya aykırıdır. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Temennimiz ve duamız yangınların olmaması fakat olduktan sonra bile buralar tekrar orman arazisi olarak tabiata kazandırılacaktır” dedi.

KAYYUM AÇIKLAMASI

Diyarbakır, Van ve Mardin'de yapılan kayyum atamalarına ilişkin yapılan eleştirilere yönelik bir değerlendirmede bulunan Kalın, “Öncelikle terör örgütüne destek, yardım ve yatakçılık yapmak gibi suç kapsamına giren bir eylemin içinde olmayan hiçbir belediye başkanıyla ilgili böyle bir tasarruf söz konusu değil. TCK'nın, terörle mücadele kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde bu tasarruflar da bulunulmuştur. Dolayısıyla bu kapsamın dışında olan mesela İstanbul, Ankara'yı zikrettiniz böyle bir şey söz konusu olmadığına göre bu belediye başkanlarıyla ilgili de böyle bir gündem yok ama teröre doğrudan ya da dolaylı destek olan, yardım yatakçılık yapan, belediyenin sağladığı yani devletin sağladığı imkanları terör örgütüne kanalize eden, terör örgütleri mensuplarını çeşitli isimler ve kılıflar altında belediyelere alan ya da onlara istihdam, iş alanı açan terör örgütü ile ilişkili şirketlere para aktaran belediye başkanlarıyla ilgili tabii ki kanunlar çerçevesinde gerekli adımlar atılmıştır. Eğer bu tür durumlar ortaya çıkarsa bundan sonra da atılacaktır” dedi.

“ADLİ SORUŞTURMA SONUCUNDA”

Kararın keyfi olarak alınmadığını vurgulayan Kalın, “Seçilmiş olmak kimseyi masum kılmaz. Seçilmiş olmak tam tersine seçim kuralları ve milli iradenin sağladığı demokratik kurallar çerçevesinde eylem yapmayı, icraat yapmayı gerektirir. Bu kuralların dışına çıktığınız zaman bu terörle ilgili bir suç olabilir, bu adi bir suç olabilir, bu yolsuzluk olabilir başka şey olabilir. Bunlarla ilgili nasıl tedbir alınıyor ise seçilmiş kişilerde yargı yoluyla görevinden alınabiliyorsa burada da aynı kural uygulanmıştır. YSK'nın bununla ilgili daha önce bir düzenleme yapıp yapmaması meselesi biliyorsunuz bir anayasa değişikliği gerektiren bir konudur. Seçildikten sonraki dört buçuk aylık süreç içerisinde de İçişleri Bakanlığımızın yürüttüğü idari soruşturmalar ayrıca devam eden adli soruşturmalar neticesinde böyle bir karar alınmıştır. Dolayısıyla burada aslolan milletin sandıkta tecelli eden iradesini koruyacak demokratik çerçeveyi muhafaza etmektir. Bir diğer önemli şey de tabii ki orada vatandaşlarımıza hizmetlerin doğrudan, etkin bir şekilde ulaşmasını sağlamaktır. Atanan belediye başkan vekili vali arkadaşlarımızın da birinci önceliği zaten bu hizmetlerin etkin bir şekilde vatandaşlarımıza ulaştırılması olacaktır” ifadelerini kullandı.

ÜÇLÜ ZİRVE

Kalın, “Müşterek harekat merkezi bu hafta çalışmaya başlayacak mı? Güvenli bölge noktasında bölgede ilk fiziki adım ne zaman atılacak? Derinlik ve uzunluk konusunda son bir karara varıldı mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Bununla ilgili belirlenmiş bir takvim var. Belli periyotlar içerisinde harekat merkezinin kurulması, ortak devriyelerin başlaması ve gerekli askeri planlamaların Suriye sahasında yapılması ile ilgili 3-4 aşamalı bir takvim söz konusu. O takvimin detaylarını şimdi sizinle paylaşmayacağım ama uygulama gerçekleştikçe onları zaten göreceksiniz ama bu plan çerçevesinde önümüzdeki haftalar içerisinde aylar değil haftalar içerisinde bunun somut uygulamalarını hep birlikte göreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde 16 Eylül'de Ankara'da bir üçlü zirve gerçekleştireceğiz, Rusya Federasyonu ve İran'ında katılımıyla ve bu zirvede bildiğiniz gibi daha önce başlattığımız Astana toplantılarının bir devamı olarak Ankara'da Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekleşecek. Burada da tabi bu konuyu özellikle İdlip mutabakatının uygulanmasını, anayasa komisyonunun kurulmasını ve bundan sonraki siyasi sürecin nasıl işleyeceğine dair ana parametreleri etraflı bir şekilde ele alma imkanımız olacak.”

YANGIN AÇIKLAMASI

Orman yangınlarında Türk Hava Kurumunun uçaklarının kullanılmaması tartışmalarına karşın Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kalın, “Bunu bir tartışma olarak ifade etmek yerine önceliğimizin bu orman yangınlarının en hızlı bir şekilde söndürülmesi olduğunu ifade etmeliyim. Bakanımız, orman yangınlarına müdahale sürelerinin 10-12 dakikaya kadar inmiş durumda olduğunu söyledi. Bir noktada bir yangın tespit edildiğinde buraya 10-12 dakika içerisinde müdahale edilebiliyor. Coğrafyanın şartlarına göre tabii karadan, havadan müdahale biçimleri var. Gece devam eden yangın söndürme operasyonları var. Burada gece uçma kabiliyeti olan helikopterlerin uçakların kullanılması söz konusu. Yani şu uçak kullanıldı bu uçak kullanılmadı tartışmasından ziyade önceliğimizi bütün imkanları seferber edilmesi ve orman yangınlarının en hızlı şekilde söndürülmesi olarak ifade edelim. Eksikler varsa bunlar mutlaka giderilecektir. Türk Hava Kurumunun elinde ya da başka yerlerde uçaklar, helikopterler varsa arazinin durumuna göre hangisi öncelikli kullanmayı gerektiriyorsa bunlar bugüne kadar kullanıldı, kullanılmaya da devam edecek. Burada kasıt var veya yok orman yangınlarının önlenmesi konusunda bir toplumsal farkındalığın, bilincin oluşması son derece önemli. Vatandaşlarımızın da dikkatli olması büyük önem arz ediyor” açıklamasında bulundu.

“9. gözlem noktasının başka bir noktaya taşınması söz konusu mu?” sorusunu yanıtlayan Kalın, “9. gözlem noktasının kapatılması veya bir başka noktaya kaldırılması diye bir şey söz konusu değil. 9. gözlem noktası yerinde duruyor, başta planladığımız ve İdlip mutabakatı çerçevesinde kurduğumuz bütün gözlem noktaları bulundukları yerlerde faaliyet göstermeye devam edecekler. Tam tersine, oranın güvenliğini artırmak, etrafın asayişini sağlamak için tahkimatlarımızda devam ediyor. İHA

Yayınlanma Tarihi:19:17,