Sözcü Plus Giriş

Yargı Reformu Strateji Belgesine dikkat çeken eleştiri

Daha İyi Yargı Derneği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ve Adalet Bakanlığınca hazırlanan Yargı Reformu Strateji Belgesi hakkında hazırladığı inceleme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, "Henüz eylem planı hazırlanmamış, içerdiği konularda bir durum tespiti, gelecek tasarımı, vizyonu ve uzun erimli bir planı olmayan Yargı Reformu Strateji Belgesi, teknik manada bir strateji belgesi olmaktan daha çok bir politika belgesi olarak değerlendirilmektedir" denildi.

Ümit TÜRK
11:17 -
Yargı Reformu Strateji Belgesine dikkat çeken eleştiri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Mayıs’ta açıkladığı ve yargının güçlendirilmesinin amaçlandığı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ne zaman hayata geçirileceği konusunda tartışmalar devam ederken, Adalet Bakanı Gül, TBMM’nin açılmasıyla ilk adımın atılacağını duyurmuştu. “Hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi”, “Yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığının geliştirilmesi” gibi 9 amacın yer aldığı belgeye ilişkin ilk kapsamlı inceleme raporu tamamlandı. Daha İyi Yargı Derneği tarafından hazırlanan inceleme raporu adli yıl açılışıyla birlikte kamuoyuyla paylaşıldı.

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER PAYLAŞILDI

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Avukat Mehmet Gün tarafından açıklanan inceleme raporunda sekiz ana başlıkta toplanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’ndeki tüm maddelere ilişkin görüş ve geliştirilmesi gereken öneriler, gerekçeleri ile birlikte verildi.

Raporda görüş ve öneriler şu şekilde sıralandı:
Sulh ceza hakimlerinin kararlarına karşı itirazlar, diğer bir sulh ceza hakimine değil, daha kıdemli ve uzman mahkemelere yapılmalı; bu konuda sorumluluk bir grup sulh ceza hakimi ile sınırlı kalmamalı, tüm yargı camiasına dağıtılmalıdır. Bu yöntem, sulh ceza hakimleri hakkındaki olumsuz kamuoyu önyargılarını da gidermeye yarayacaktır.

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Avukat Mehmet Gün.

“BÜTÜN KARAKOLLARDA BİR SAVCI BULUNMALI”

Cumhuriyet savcılarının yetkilerini nasıl kullanacakları en ince ayrıntısına kadar düzenlenmeli, kişilerin hak ve özgürlüklerini zerre dahi sınırlandırabilen tüm işlem ve kararları bu hususta özel olarak geliştirilmiş mahkemelerden karar almasına tabi olmalı; bütün karakollarda bir savcının bulunması ve böylece hak ve özgürlükler en uçta bile korunmalıdır.

“BELGE, SORUNLU DURUMU SAVUNUYOR”

Yürütme gücünün “kendisini denetleyerek dengelemesi”, hukukun üstünlüğü için ise “tam bağımsız olması gereken yargıyı ıslah etmek istemesi”, kendi içinde garip ve çelişkilidir. Bu çelişkinin bir sonucu olarak belge, AB İlerleme Raporunun “geriye gidiş” olarak değerlendirdiği; HSK üyelerinin yürütme tarafından seçilmesine ve Adalet Bakanı ve Müsteşarı olmaksızın işlevini gösteremez olmasına karşı eleştirilere bir cevap içermemekte; hali hazırdaki sorunlu durumu savunmaktadır.

“KAMUOYU MÜLAKAT SINAVINDAN DEĞİL, YAPILIŞ ŞEKLİNDEN ŞİKAYETÇİ”

Hakim ve savcılık mesleklerine girişteki mülakat sınavının geniş temsile dayalı bir heyet tarafından yapılacağı belirtilmektedir. Kamuoyu mülakat sınavından değil yapılış şeklinden şikayetçidir. Mülakat sınavları ve sonucunda verilen kararlar demokratik yönetimin temel şartı olan şeffaflık ve hesapverirlik unsurlarını yerine getirmemektedir.

“YARGISAL DENETİM OLMALI”

Yargının şeffaf ve hesapverir olmadığı, HSK'nın yargı unsurları hakkında verdiği veya yargı unsurlarının kendi meslektaşları hakkında verdiği kararlara karşı yasal başvuru imkanının bulunmadığı, yani yargısal denetiminin olmadığı yerde yargı etiğinden bahsedilmesi inandırıcı değildir. Örneğin bir yandan şeffaflıktan ve hesapverirlikten bahseden Yargıtay'ın, kanuni dayanağı olmadan kendi iç yönetmeliği hükmüne dayanarak tetkik hakimlerinin raporlarını gizli tutması karşısında etik değerlerden bahsetmesi garip değil midir?

“MESLEK İÇİ EĞİTİM İLE KARİYER PLANI YAPILMALI”

Hukuk mesleklerinde sınavları başlatmadan önce kariyer planları yapılmalı sınav getirilecekse herkese ve her aşamada yapılmalıdır. Hakimler ve savcılar gibi avukatlar için de kıdemlilerden gençlere bilgi ve tecrübe aktarımı artıracak, mesleki gelişmeyi hızlandırarak ve kurumlaştıracak, meslek içi eğitimi de içeren kapsamlı bir kariyer planı yapılmalıdır.

“BİLİRKİŞİLERİ HAKİM YARDIMCISI GİBİ GÖRMEK TARAFLARA HAKSIZLIK”

Bilirkişi bulma, görevlendirme ve takibi işlerini hakime yaptırmak, hepsi özel şahıslar olan bilirkişilik yapanları ‘gayrı resmi hakim” imiş gibi muamele etmek ve neredeyse hakim yardımcısı mevkiine getirerek korumak tarafların iddia ve savunma hakkına açık ve haksız bir müdahale niteliğindedir.

“50 İLE 100 GÜN İÇİNDE TEK CELSEDE…”

İlk derece mahkemelerinde ortalama 4 – 5 yıl süren, tarafların ortalama 15 kere lüzumsuz yere adliyeye giderek israf edilen zamanlarını daha iyi ve verimli değerlendirmek bu davaları ortalama 50 ile 100 gün içerisinde tek celsede ve makul maliyetle çözmek mümkündür.

“AVUKATLARA YEŞİL PASAPORT DEĞİL, TÜM HAKLARI VERİLMELİ”

Kamu görevlisi olduğu tartışmasız olan avukatlara yeşil pasaport değil tüm hakları verilmeli; mesleğin gerektirdiği statü, önem ve yetkiler teslim edilmelidir.

Belgede isabetle belirlenen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının hızlıca ve yargılamayı geciktirmeden halledilmesi sağlanmalıdır. Vatandaşın hangi mahkemeye gidileceğini tam olarak bilmemesinin sorumlusu devlettir ve devlet vatandaşın en doğru mahkemeyi en hızlı şekilde bularak davasının görülmesine başlamasını sağlaması zorunludur.

“YARGILAMALARDA EK SÜRE GETİRİLMELİ”

Hukuk, ceza, idari ve vergi yargılamalarında süreye tabi tutulan usul işlemleri hakkında farklı süreler ve ilkeler belirlenmesi uygulayıcıları tuzağa düşürmekte, haksız yere süre kaybı ve sair nedenlerle hak kayıpları ortaya çıkabilmekte ve bunlar tamir edilememektedir. Sürelerin yeknesaklaştırılması bunu ortadan kaldırabilir ancak farklı nitelikteki yargılamaların farklılıkları dikkate alınarak çok dikkatli olunmalıdır. Aynı şekilde tüm yargılamalarda geçerli olacak, mantık ve bilimsel gerekliliklere uygun bir çekirdek usulü mutlaka sağlamalı, yargılamanın niteliği farklılaştıkça bu temel çekirdek sürece ilaveler olmalıdır. Sürelerle ilgili olarak insani sebeplerle kaçırılan sürelerin telafisi için ek bir süre getirilmeli ve insani sebeplerle ortaya çıkan süre kaçırma durumları hak kaybına neden olmadan telafi edilebilmelidir.

“SAVCILARIN TAKDİR YETKİLERİ GENİŞLETİLMEMELİ”

Strateji Belgesi Hedef 7'de “Kovuşturma öncesi çözüm araçları ve soruşturma süreçleri güçlendirilecektir” denilmektedir. Oysa, önerilenin faaliyetler adalet sisteminin etkinliğini artırmayacaktır. Aksine Cumhuriyet savcılarının takdir yetkileri genişletilmemeli; fakat suçlama veya soruşturmama kararı vermeleri delil ve sorgu mahkemelerinin denetimine ve kararına tabi olmalıdır.

“SAVCILARIN YETKİLERİ MAHKEMELERE VERİLMELİ”

“İddianamenin iadesi” müessesesi dönüştürülmeli; yerine “iddianamenin onaylanması” getirilmelidir. Ceza yargılamasına konu olabilecek savcı suçlamaları veya takipsizlik kararlarını onaylayan, delil toplama ve sorgu aşamalarını ve bir davanın tek celsede yargılanıp bitirilmeye hazır olup olmadığını denetleyen uzmanlaşmış bir mahkeme oluşturulmalıdır. Bu amaçla günümüzdeki sulh ceza mahkemeleri dönüştürülerek, o tarihlerde savcılara aktarılan yetkiler bu mahkemeye geri getirilerek 1980’lerde kaldırılan sorgu ve delil mahkemeleri yeniden ve geliştirilmiş olarak ihdas edilmelidir.

“AİLE HUKUKU DAVALARINDA HARÇ VE MASRAF ALINMAMALI”

“Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar” konusunda Türkiye çok gerilerde kalmış bulunmaktadır. Eylem planına bu hususa öncelik verilmeli ve aile kurumunu güçlendirecek adımlar bir an önce atılmalıdır. Aile hukuku ile ilgili davalardan ve işlemlerden harç ve masraf alınmamalı; avukatlık ücretlerinin önemli bir kısmı devlet tarafından karşılanmalıdır.

“NAFAKA KARARLARI HAKİMLERİN HAYAT ALGISINA GÖRE VERİLMEMELİ”

İştirak ve yoksulluk nafakası kararları hakimlerin hayat algısına ve kolluğa yaptırtacakları araştırmaya göre değil; gerçeğe aykırılığı ciddi yaptırıma bağlanmış olan, istisnai haller dışında ilgili belgelerle teyit edilmesi zorunlu olan ve hızlıca doldurularak mahkemeye verilmesi zorunlu olup, doğruluğu hakkında yemin beyanı da içeren mali durum beyanlarına göre hızlıca ve en yüksek isabet derecesinde kararlarla karara bağlanmalıdır.

“ALTERNATİF YÖNTEMLER, YARGININ ALTERNATİFİ OLMAMALI”

Gelişmiş bir hukuk sisteminde uygulamacıların çok iyi aşina olduğu ve kolaylıkla uygulayabildiği farklı uyuşmazlık çözüm yöntemleri birlikte bulunmalı ve bunlar arasından en uygununu seçme imkanı olmalıdır. Fakat alternatif yöntemler devletin yargı gücü ve işlevinin alternatifi haline getirilmemelidir.

OLUMLU YÖNLERİ

Raporda, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin takdir edilmesi gereken yönlerinin de olduğu vurgulandı. Yürütme gücünün en üst seviyesinde sahiplenilmesinin sevindirici olduğu, öncekilere göre daha geniş bir paydaş kesiminin kapsanmış olması, vatandaşın talep ve şikayetlerini belirlemek için geniş çaba gösterildiği belirtildi.

Tek celse kuralının hayata geçirilmesi, avukatlara belge temini konusunda daha geniş yetkiler tanınması, bazı iş ve işlemlerin yapılması için avukatların görevlendirilmesi, taraflar tarafından sunulan belgelere güvenin esas olması, dava sürecinde dürüst davranmayan taraflara getirilmiş yaptırımların uygulanması

RAPOR CUMHURBAŞKANLIĞI VE TBMM’YE SUNULDU

Avukat Gün, hazırladıkları inceleme raporunu Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu, TBMM ve ilgili bakanlıklar ile de paylaştıklarını belirterek, “Daha hızlı ilerleyebilmek için Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin eleştirilmesinden kaçınılmamasını, kırıcı ve incitici üslup takınılmaması, olumlu ve yapıcı bir yaklaşım sergilenmesini, Belge’ye karşı yapılan eleştirilerin de olumlu ve yapıcı yönlerinin görülmesi gerektiğini” ifade etti.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more