Sözcü Plus Giriş

Sözcü, Bentley’in Crewe Fabrikası’nı gezdi…

Dünyanın en lüks otomobillerinden biri olan Bentley'in İngiltere'nin Crewe kasabasındaki fabrikasını Türkiye'den tek gazeteci olarak sozcu.com.tr adına ziyaret ettim. Bir Bentley nasıl tasarlanır, nasıl üretilir ve nasıl pazarlanır sorularının cevaplarını hem tasarım direktöründen hem de pazarlama direktöründen direkt olarak dinledim...

Fatih TAN
10:22 -
Sözcü, Bentley’in Crewe Fabrikası’nı gezdi…

Tam bundan 100 yıl önce kurulan Bentley markası, üretimine 1. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar uçak motoru üreterek başladı. Savaştan sonra yönünü değiştiren marka İngilizlerin o dönem ki lüks anlayışını yansıtan otomobiller üretmeye karar verdi. 1931 yılında en önemli rakibi olan Rolls-Royce tarafından satın alınan marka RR ile birlikte üretimine 1998 yılına kadar beraber devam etti.

Bu yıldan sonra Volkwagen Grubu tarafından satın alınan marka için farklı bir dönem başladı. İngiltere’nin Manchester kentinin çok yakınında bulunan Crewe kasabasında bulunan tesis markanın tüm modellerini ürettiği lokasyon olarak öne çıkıyor. Bentley’in 100. yıl kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen bu davete ise Türkiye’den sadece sozcu.com.tr adına ben katıldım. İlk defa Bentley’in fabrikasını ziyaret ediyor olmamın heyecanıyla birbirinden güzel 3 gün yaşadığımı söyleyebilirim.

İngiltere’nin kuzeyinde yer alan Manchester, İstanbul’un 25 derecenin üzerindeki bunaltıcı havasından sonra başta serin geldi diyebilirim. Her an yağabilecek yağmur ve sonrasında bir anda parlayan güneşe alışmak bizim gibi bir iklimde yaşayan insanlar için oldukça zor diyebilirim.

Otel ile fabrika arasındaki servis aracımız Mulsanne EWB

Fabrikaya gitmek için sabah otelin önünde bizi almaya iki adet Mulsanne EWB gelmişti. Markanın ürettiği en üst seviyede otomobil olan Mulsanne gerçekten oldukça şık ve konforlu. Yaklaşık 30 dakikalık bir yolculuktan sonra markanın kalbine ulaştık. Bu süre içerisinde geçtiğimiz Manchester sokaklarındaki her kişi bize tekrar tekrar dönüp baktı…

Fabrikaya geldiğimizde ise bir üretim tesisinden ziyade laboratuvarda gibi hissettim kendimi. Beyaz yerler ve duvarlar, her bir köşesi aydınlatılmış tesis zaten size farklı bir yerde olduğunuzu hemen fark ettiriyor.

Markanın fabrikayı ziyaret etmeye gelenlere yardımcı olan çalışanı Jonathan ile turumuza Continental’in üretim bandından başladık. Ayrıca Bentayga ve Flying Spur modellerinin üretim bantlarını görmemiz markanın gizlilik politikaları açısından yasaktı.

Bentley, dünyanın son yıllardaki abartılan lüks tüketim çılgınlığıyla birlikte 2018 yılında üretim rekoruna imza atmış, tam 11 bin 89 adet otomobil üretmişler… Bu üretim adedini işini gerçekten severek ve tam motivasyonlu biçimde yapan 4000 çalışanıyla gerçekleştirmiş. Aslına bakarsanız 4000 çalışanın 11 bin otomobil üretmesi başta size fazla geliyor olabilir ama ürettiğiniz otomobil Bentley olunca pek öyle olmuyor diyebilirim.

Bentley’in fabrikasının Crewe olmasının sebebi ise 1. Dünya Savaşı’nda uçaklara motor üretiyor olmasından kaynaklı. Uçak motorlarının lojistiği için güçlü demiryolu ağına sahip olan kasaba bu iş için biçilmiş kaftan olarak belirlenmiş.

Fabrikaya gezmeye başladığımız en önemli nokta markanın coupe ve cabrio gövdeli olarak üretilen Continental modelinin üretim bandıydı. Bu bandın ilk sırasında ise dikkatimi çeken enteresan bir detay oldu. Bantta kontrol edilmeyi bekleyen bir Continental’in koltuk başlıklarına işlenen kurbağa detayı. Bunu Jonathan’a sorduğumda “Aklınıza gelebilecek her türlü kişiselleştirmeyi Bentley otomobilinize yapabiliyoruz” yanıtını aldım. Gerçekten çok etkileyici… Özellikle bu segmentte yer alan markalar müşterilerine bu imkanı sonsuz biçimde sunuyor. Daha öncesinde Rolls-Royce markasının bir etkinliğinde de aynı cümleyi onlarda duymuştum.

Kişiye özel olarak tasarlanmış olan Continental modelinin dikkat çeken koltuk başlığı detayı

İngiliz üretici dönüşen otomotiv endüstrisine bu fabrikasıyla ayak uyduracağını da bize söyledi. Hibrit motorlu modellerinin üretimine başlayan marka gelecek yıllarda artacak olan hibrit ve elektrik motorlu otomobillerini de Crewe’de yer alan fabrikasında üretecek.

Continental, Mulsanne, Flying Spur ve Bentayga modellerinin üretimi gerçekleştirilen bu fabrikaya bu modellerin gövdeleri hazır halde Almanya’dan geliyor. Crewe’deki bu tesis aracın gövdesine yapılacak olan her şeyi yapıyor. Buradan şunu düşünebilirsiniz Bentley modellerinin gövde bileşenleri haricinde geri kalan her detayı el yapımı he bir de ön ve arka camlar takılırken camlara silikon sıkan bir robot var, çok şirin…

Üretim bandına giren her model 2 günde tamamlanıyor. Markanın en çok üzerinde durduğu konu ise üretim adedinden ziyade üretilen otomobilin kalitesi. Bu sırada bant üzerinde bazı ekranlar dikkatimi çekti. Bu ekranlar üzerinde hangi modelin üretildiği, ne aşamada olduğu ve gün sonunda kaç adet otomobilin üretileceği hesaplanmış biçimde yazıyordu. Ancak bize anlatılan hedef o gün sonunda 42 adet otomobil üretmek ise fabrika 39-40 adet otomobil üretebiliyor. Böyle olmasında temel sebep ise 42 adet üretip kaliteden ödün verileceğine 39 adet üretip kalite çıtasını düşürmemek.

Markanın en çok otomobil sattığı pazarlar ise Avrupa ve Amerika olarak öne çıkıyor.

Continental modelinde Bentley tam 8.1 mil uzunluğunda yani yaklaşık 13 kilometre kablo tesisatı yer alıyor. Continental’ın ön konsolunu yarı robot yardımıyla 7.1 dakikada tam anlamıyla takabiliyorlar. Bu üretim bandındaki en keyifli yerlerden biri ise motorun şanzımanla birleştiği bölüm, çoğu ziyaretçi bunu izlemeye bayılıyormuş.

Yeni Continental eski versiyona göre yüzde 65 daha fazla havaya sahip olan süspansiyon sistemine sahip. Bu sayede otomobilin konforlu yapısı da en üst seviyeye ulaşmış oluyor. Ayrıca istediğiniz gibi konfigüre edebileceğiniz bu süspansiyonlar sadece konfor açısından değil, performanslı sürüşlerde de size son derece yardımcı oluyor.

Otomobilin motor ile şanzımanının birleşimi 9.1 dakika sürüyormuş ayrıca motorun tamamlanması da 7.5 saati buluyor. Üretim bandını dolaşırken kadın iş gücü desteğini görmezden gelemezdim. Ülkemizdeki tüm otomobil üretim tesislerini gezme fırsatı buldum Bentley’in haricinde Avrupa’da yer alan bazı fabrikalarda da bulundum. Ancak bizde kadın çalışan sayısı özellikle böyle tesisler oldukça az hatta bu fabrikalara göre yok bile diyebilirim. Bentley’in ürettiği W12 ve V8 motorların birleştirilme bölümünde yer alan kadın çalışanlar beni gerçekten bu noktada çok etkiledi.

Bentley, ilk SUV modeli olan Bentayga için bu tesise 28 milyon Euro’luk yatırım yapmış. Ancak yazımın başında da belirttiğim gibi Bentayga ve Mulsanne üretim alanlarından ne görüntü ne de bilgi almamız ne yazık ki yasaktı. Ancak şöyle enteresan bir bilgi verebilirim, Mulsanne’nin gövdesi üretilirken boyadan önce tam 23 saat boyunca pürüzsüz ve en iyi biçimde olması için temizlik yapılıyormuş. Bu da ne kadar özel bir boyaya sahip olduğunu tek başına açıklamaya yetiyor.

Bu kadar detay düşünen ve özveriyle çalışan bir marka yeşil çevre içinde belirli adımlar atmış. Mesela fabrikanın çatısında bulunan güneş panelleri sayesinde tesis kendi elektriğinin bir kısmını kendisi üretiyor. Böylece çevreye saldığı karbon miktarı da azalıyor. Bildiğiniz üzere Avrupa Birliği standartlarına göre azaltılan ve daha da azaltılacak olan CO2 salımı sadece otomobil üreten markaların ürünlerini kapsamıyor. Bu markaların üretim tesislerinin de karbon salımı konusunda hassas olması isteniyor.

Bentley’in enfes iç mekanlarının yapıldığı etaba geçtiğimizde ise bizi birden fazla Bentley koltuğu karşılıyor. Uygulanabilecek her türlü deri çeşidiyle bezenmiş olan bu koltuklarda oturup satın almak istediğiniz otomobilin iç mekanını kişiselleştirebiliyorsunuz.

Fabrikadaki rehberimiz ve Bentley modellerinin içinde kullanılan boğa derisi

Bentley otomobillerinde sadece ama sadece boğa derisi kullanıyormuş. Bunun da temel sebebi boğa derisinin diğer deri çeşitlerine göre daha dayanıklı ve yumuşak olması. Bir Bentley modelinin içine toplam olarak 8 ya da 9 boğadan alınan deri yetiyormuş ama bu sadece Continental modeli için geçerli… Bentayga için 11-12 adet boğa derisi kullanılıyor. E birde buna opsiyonlarla gelen deri eklentileri eklerseniz sayı daha da artabiliyor. Bir boğadan alınan derinin sadece yüzde 70’i Bentley standartlarına uygun ve araç içinde kullanılabilir oluyormuş.

Otomobilin koltuklarında yer alan çapraz dikişler tam 47 saatte tamamlanıyor, bu dikişler özel makinelerle ve dikiş uzmanlarıyla yapılıyor. Ayrıca yazının başında belirttiği belirli kişiselleştirmeleri yapan özel dikiş makineleri de bu bölümde çalışanlara yardımcı oluyor. Siz bilgisayarda yer alan programda şekli çiziyorsunuz o da iğneyle bu işi saatler içerisinde sorunsuz biçimde tamamlıyor.

Bentley, Mulliner adında özel sipariş atölyesine sahip. Bu atölye ismi daha öncesinde yani 1955 yılının öncesinde bir marka gibiydi. Bentley bu ismi hatta markayı satın aldı ve en özel otomobillerinin donanıma bu ismi vermeye başladı. Nasıl ki hızlı Bentley modellerinde Speed adı veriliyorsa, en lüks ve en özel hazırlanmış olan modellerine de Mulliner adı veriliyor. Mulliner markaya sadece son noktada olan kişiselleştirme özellikleri de katmamış. Bentley’in en önemli modeli olan Flying Spur’un adı da Mulliner ailesinden geliyor.

Bu alandan sonra gelen ahşap bölümde oldukça etkileyici. Araç içinde olmasını istediğiniz ahşap ürünler hakkında istediğiniz tüm bilgiyi buradan alabilir ve seçiminizi buna göre yapabilirsiniz. Son zamanlarda en çok kullanılan ahşap Amerika’da koruma altına alınan büyük gövdeleri olan ağaçlar. Bu ağaçlar koruma altında olduğu için fiyatları oldukça yüksek. Sadece kendi kendine yıkılması beklendiği için de oldukça zor bulunuyormuş.

Ahşap işçiliğin yapıldığı bölümde 14-15 yaşlarında iki genç eleman dikkatimi çekti. Bu arkadaşlar özellikle el işçiliği geliştirilmek ve işin daha iyi öğrenilmesi için marka tarafından stajyer olarak işe alınmış. Bu şekilde onlarca genç eleman tesis içinde görebilirsiniz. Hazır çalışanlar hakkında yazıyorken birkaç şey daha belirtmek isterim. Özellikle çalışanların motivasyonu beni en çok etkileyen şey oldu. Mesela fabrika içinde sadece deri üzerindeki hatalı bölümleri işaretleyen bir arkadaşa tanıştık. Kendisi kırışmış, yırtılmış ya da diğer bölümlere göre  ezik olan deri kısımlarını tebeşirle işaretliyor. Evet sadece bu işi yapıyor ve bize yaptığı bu işi yaklaşık 45 dakika en ince ayrıntısına kadar anlattı. Ne kadar ayrıntı olabilir değil mi, ben de sizinle aynı şeyi düşünüyorum ama o yaptığı işi hem çok severek hem de tüm dikkatiyle yapıyor. Bizim Türkiye’de yapamadığımızı yapıyor diyebilirim!

Derilerin en özel ve en çok kullanıldığı alan olan direksiyon kaplama bölümüne ahşap atölyesinden sonra vardık. Burada yapılan işlemin tamamı elle yapılıyor. Özel olarak hazırlanmış her bir ucu sivri olan çatal ile dikişlerin geçeceği yerler belirleniyor sonrasında parça deriler buralara tutturulup işlemesi yapılıyor.

Bu kadar fabrika turundan sonra Bentley’in Ürün Sorumlusu ve Pazarlama Direktörü David Parker ile öğle yemeği yedik. Yemek esnasında kendisiyle birebir sohbet etme fırsatı buldum. Sohbet içerisinde yeni otomobilleri olan Flying Spur’dan oldukça bahsetti. 3. jenerasyon olan Flying Spur eski versiyonlara göre daha teknolojik. Otomobilin sunduğu lükslük ise bir önceki versiyona göre daha yukarılara çekilmiş. Bentley bunu yaparken araç içinde ve dışında kullandığı materyaller ve inovatif düşünce mantığıyla bunu sağladığını Parker bize söyledi. Sürücü odaklı bir kabinden bahseden Parker, “Ön konsolda ve araç içinde teknolojik çok fazla detay var ama biz bu teknolojiyi kabin içine markamızla örtüşen biçimde yansıttık. Kapı içlerinde ilk defa üç boyutlu deri tasarımı kullandık. Aracın ağırlığı eski versiyona göre 35 kg daha hafif, 16 mm daha uzun ve aks mesafesi 130 mm daha fazla. Bu sayede araç içi genişliği ve özellikle arka koltuktaki diz mesafesi tatmin edici seviyelerde” dedi

Bentley Ürün Sorumlusu ve Pazarlama Direktörü David Parker – sozcu.com.tr Otomotiv Editörü Fatih TAN

Bu özel öğle yemeğinden sonra Crewe tesisinde yer alan CW1 House dedikleri showroom’a gittik. Burada markanın en yeni modeli olan ve 2020 yılında yollarda olması beklenen yeni Flying Spur modelini daha yakından inceledim hem de David Parker ile.

Otomobilin W12 motorlu versiyonuyla ister hız istersenize de konforlu bir biçimde seyahat edebileceğiniz Parker defalarca söyledi. Otomobilin içinde ve ön konsolun tam ortasında bulunan multimedya ekranı hakkında da konuşma fırsatı bulduk. “Bu ekranı iki biçimde kullanabiliyorsunuz, bir kısım üç adet analog göstergeyi size sunarken diğer kısım multimedya ekranını karşınıza  çıkarıyor. Bu bölümde en önemli olan şey, analog ekranlar çalışıyorken bir anda geri vitese taktığınızda bir saniye içinde geri görüş kamerasının size gösteriliyor olması. Biz bunu başardık!” açıklamasında bulundu.

2020 Bentley Flying Spur

Otomobilin haricinde CW1 House’da markanın tarih kokan modelleri de var. Ayrıca burada butik hizmeti veren bir bölüm, Bentley satın alırken yapmanız gereken tercihleri anlatan bir masa ve birden fazla Bentley çalışanı da bulunuyor. Ayrıca en yeni Bentley modelleri de burada…

CW1 House’dan görüntü

CW1 House’dan ayrılmadan önce unutulması güç bir anı daha yaşadım. Bu da Heritage diye adlandırılan sürüş tecrübesiydi. 1935 ve 1936 model Bentley 3 1/2 modelleriyle Crewe kasabasında gezme imkanına eriştim. Tam bir tarih kokan bu otomobillerde bana eşlik eden şoförlerden biri Bentley’in baş mühendisi olarak görev yapmış hatta bindiğimiz 1936 model üzeri açılan modeli birleştirmiş bir mühendisti. Şimdilik markaya danışmanlık hizmeti veren bu adam neredeyse 90 yaşının üzerinde biriydi. Yaptıkları işleri o dönemli zorlukları ve bugünkü durumlarını kısaca anlattı.

Sürüşü de tamamladıktan sonra akşam yemeği için hazırdık. Akşam yemeğinde ise markanın en önemli isimlerinden Bentley Tasarım Direktörü Stefan Sielaff ile beraberdik. Stefan Sielaff bundan önce Audi’nin tasarım bölümündeydi. Hatta Audi A7 ve A1 modellerinin tasarımı ona ait. Hazır Stefan’ı yakalamışken ona Otomobil tasarlamanın en zor yanının ne olduğunu sordum. “Otomobil tasarlamanın en zor yanı aracın aerodinamik olması yani rüzgara karşı direncinin en az seviyede olması. Ancak bunu sağlarken aracın şık ve modern görünmesine de özen göstermeniz gerekiyor. Standart otomobil tasarımlarında aracın yere basma kuvvetini ayarlamak çok önemli. Özellikle arka rüzgarlık bu konuda işimizi çok zorlaştırıyor. Artık şehir içinde kullanılan otomobillerin bile maksimum hızı oldukça yüksek olduğu için bu detaylar çok önemli. Güzel otomobillerin aerodinamik olması çok önemli. Ayrıca otomobilin iç mekanını da tasarlamak oldukça zor. İçeride yer alan bazı alışkanlıklarda kurtulmak lazım. Mesela otomobiller cep telefonlarımız gibi akıllı olacak ve yağmur yağacağını anlayıp silecekleri çalıştıracak. Silecekleri bizim çalıştırmamıza ihtiyaç duymayacak ve böylece silecek kolundan belki de kurtulmuş olacağız.” diye cevap verdi.

Bentley Tasarım Direktörü Stefan Sielaff

Sonrasında ise yeni Flying Spur ile alakalı en çok sevdiği detayları sordum. “Yeni Flying Spur’un içinde üç boyutlu olarak tasarlanan ve kapı içinde yer alan derileri çok beğeniyorum. Dışarıda ise yeniden tasarlanan Bentley’in B amblemi benim favori detayım. Bu amblem hatta bu küçük şey öncesinde dışarıda sabir biçimde kalırdı, şimdi ise bunu araç içine alıp saklayabiliyor.” diye cevapladı.

Stefan Sielaff tasarım ekibiyle alakalı, “Öncesinde 11 kişiydik iç ve dış tasarım ekipleri farklı olarak. Mühendislerle tasarımcılar arasında hep sorun olur diye düşünülür ama Bentley’de biz böyle bir sorun yaşamadık. Mühendis takım daha çok İngiliz ama Audi’den de birileri oluyor.” açıklamalarında bulundu.

Stefan ile sohbetimiz sırasında otomobillerin teknolojikleşmesiyle alakalı da bazı konulardan bahsetti. “Örneğin yeni bağlanılabilirlik sistemleri sayesinde arabanıza bindiğiniz zaman otomobil size ya navigasyon sistemi aracılığıyla ya da cep telefonunuz üzerinde iş yerine gideceğiniz mesafeyi, yolun ne kadar yoğun olduğunu ve ne kadar sürede gidebileceğinizi söylüyor. Bence bu artık fazla. Her ne kadar teknolojiye ihtiyacımız olsa da bu kadarını ben istemiyorum.” dedi.

Gelecekte lüks nasıl olacak sorusuna ise enteresan bir cevapla yaklaşan Sielaff, “Gelecekte bugün kullandığımız ve lükslüğü simgeleyen materyaller yerini vegan ürünlere bırakacak. Vegan ürünlerden otomobiller üretilecek. Yeşil çevre ve yeşil mantığı lüks simgesi haline gelecek. Gelecekte dönüp geçmişe yani bugünlere baktığımızda kullandığımız hayvansal ve kimyasal maddelerin ne kadar anlamsız olduğunu söyleyeceğiz. Ekolojik düzenin sürekliliği için çalışan bir sistemimiz olacak. Küresel ısınma, çevre kirliliği gibi konuları göz önünde bulunduracağız.” dedi.

Son güncelleme: android-time 12:44 01.07.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more