Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Amerika konusunda iktidarın kafası karışık

5 Mayıs 2019

ERDOĞAN'DAN ABD'YE: 100 YILIN PROJESİ ORTA DOĞU'YU KARIŞTIRMA PROJESİ

AKAR'DAN ABD'YE: GÜVENLİ BÖLGE VE İKİLİ KONULARDA YAKLAŞACAĞIZ

1 – İlk önce MAK Danışmanlık tarafından 15–20 Ağustos 2018 tarihleri arasında 30 büyükşehirde 5 bin 900 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan “Türkiye-ABD ilişkilerine toplumsal bakış” başlığıyla yapılan araştırmanın sonucuna bakalım…

“Son gelişmeleri de dikkate aldığımızda ABD'nin halen Türkiye'nin müttefiki/dostu olduğunu söyleyebilir miyiz?” şeklindeki soruya katılımcıların yüzde 88'inin ‘Hayır' dediği görülmüştü. Peki bu durum son bir yıl içerisinde değişti mi? Hayır… Ancak… Halkın kafası karışık değil, iktidarın kafası karışık!… Neden mi?

ERDOĞAN ABD'YE SERT ÇIKTI

Şimdi önceki güne gidelim… Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası'ndaki ödül töreninde şu cümleleri kurdu: “… Suriye'yi önce bataklık haline getirip sonra bundan şikayet edenler, şimdi de sınırlarımızı bir terör koridoruyla kuşatıyor. Şimdi 100 yılın projesi diye bir şey çıkardılar. Bu proje tamamen Orta Doğu'yu karıştırma projesidir. Buna müsaade etmeyeceğiz. Türkiye, ne Orta Doğu ne Balkanlar ne de Güney Amerika'dır. Hâlâ kafalarında Türk baharı özlemi var.”
Erdoğan bu cümleleri kurarken, İstanbul 14. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda bir televizyon kanalına konuşan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, hafta içi Türkiye'ye ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile görüşmesinin nasıl geçtiği sorusuna şu yanıtı verdi:

AKAR: ABD İLE YAKLAŞACAĞIZ

“Bizim görüşmelerimize Jeffrey ve heyetinin yaklaştığını görmekten de son derece mutlu oldum. Önümüzdeki günlerde yapacağımız diğer görüşmeler de de güvenli bölge başta olmak üzere ikili konularda birbirimize yaklaşacağımızı görüyorum.” Aynı gün yapılan bu iki açıklamayı okuyanların “ABD, düşman mı dost mu?” sorusuna nasıl yanıt vereceği de kuşkulu değil mi? Çünkü…
Amerika, terör örgütü PKK/YPG'ye desteğini sürdürüyor ve silah dolu TIR'lar Suriye'ye gitmeye devam ediyor. S-400'ler konusunda hemen hemen her gün tehdit gibi açıklamalar geliyor. Türk ekonomisi üzerinde ABD'nin saldırgan bir duruşu var! FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesini bırakın, savunulduğu biliniyor. ABD ile yaklaşacağız mı yoksa dengeli bir politikayla içişlerimize müdahale etmelerini engelleyeceğiz mi? 14 yıl önceye gidelim…

ABD'li yetkililerin söylemlerinin aksine Suriye'de PKK'ya verilen destek ortada.

Jeffrey, 14 yıl önce PKK'yı bitireceklerini söylemişti!

2 – Tarih 13 Eylül 2005… O dönem Milliyet'te yazan Yasemin Çongar şu bilgileri vermiş: “… ABD, Türkiye'ye Irak'taki PKK varlığını bitirme güvencesi verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Irak Koordinatörü James Jeffrey, Washington'da bir araya geldiği Türk gazetecilere, Türkiye'nin PKK konusundaki endişelerini paylaştıklarını söyledi.” Hulusi Akar'ın 2019 yılında görüştüğü Jeffrey yine güvenceler veriyor…
14 yıl önce “Irak'taki PKK varlığını bitireceğiz” sözünün ne kadar tutulduğunu kamuoyu gördü.  Aynı Jeffrey, 11 Kasım 2015'teki bi röportajında Türkiye'yi şöyle tehdit etmişti: “Eğer PYD, ABD'den silahları alıyor ve bunları PKK'ya veriyorsa… (sesini yükselterek) Eğer Türk Ordusu böyle bir şeyi ortaya koyamazsa, çok çok az sabrı kalacaktır!..”

Mardin'de ele geçirilen silahlar işte böyle sergilenmişti

İşte PYD'den PKK'ya giden silahlar

3 – Şimdi… ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi eski Büyükelçi Jeffrey'e hatırlatalım…

22 Şubat 2016'da, Şanlıurfa'nın Harran İlçesi kırsalında terör örgütü PYD'nin, Mardin'in Nusaybin ve Derik ilçelerindeki PKK'lılara gönderdiği silahlar ve mühimmat ele geçirildi. Samanlıkta yapılan aramada “Zagros” marka keskin nişancı tüfeği ve dürbünü, 50 roketatar başlığı, 67 el bombası ve 66 mekanik fünye, 20 kilogram el yapımı patlayıcı ve 45 bomba atar buldu. Haber açık değil mi?
14 yıl önceyi okumaya ve anlamaya devam edelim… O günlerde de Türkiye'de “anti-Amerikancılık” hakimdi…Bakın, Fetullahçılar neler yapmıştı?

Fetullahçılar hep ABD'nin yanındaydı

4 – 8 Ocak 2005…ABD'nin o dönem Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Zaman Gazetesi'nin İstanbul'daki binasını ziyaret eder. Gazetenin Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı (firari) o görüşmeyi köşesine taşır. Edelman'ın, Türkiye'de yükselen ABD karşıtı dalgadan rahatsız olduğunu ilettiğini ifade eden Dumanlı şunları kaydeder: “… Dünkü beyin fırtınasında Edelman'ı takdir etmemek mümkün değil. Irak'ta yaşananlardan Kürt sorununa, anti-Amerikanizmin yayılmasındaki tehlikeden Türkiye-ABD ilişkilerine kadar pek çok konuya cevap verdi. Toplantıda gördüğüm kadarıyla Büyükelçi tıpkı pek çok Amerikalı gibi anti-Amerikanizm'in özellikle İslam dünyasında hızla yayılmasına üzülüyor. Haklıdır. Bu gelişme, ne Amerika'ya fayda sağlar ne İslam dünyasına…
Bu görüşmeden 10 ay sonra sözde vaiz Fetullah Gülen, 18 Ocak 2005'te Aktüel Dergisi'ne şu röportajı verir: “… Ulusal cephe adı altında oluşturulmaya çalışılan dalganın sınırları belli değil. Her açıdan manipülatif bir organizasyon olduğu belli. Ama sancılar olacaktır. Bunlar aşılacaktır.”
Fetullah Gülen ve örgütünün ‘Ulusalcılık aşılacak' dediği aslında emperyalizme teslim olmayanlara operasyon yapılacağıydı… 12 Haziran 2007'de yeni bir ‘terör örgütü' kavramıyla tanıştı Türkiye: Ulusalcılık…

Eric Edelman

‘Türkiye İttifakı'nın 8 maddesi ne oldu?

5 – Geçen haftalarda Beştepe'nin “Türkiye İttifakı” üzerinde tartıştığı 8 madde ortaya çıkmış ve yalanlanmamıştı. “Türkiye İttifakı'nın ve Türkiye Ortak Paydasının Mutabakat Esaslarına İlişkin Temel Tespitler” başlıklı metinde şu maddeler yer almıştı: “Cumhuriyet'imizi ve kurucu liderimiz Atatürk'ü, ülke ve milli değerlerimiz olarak sahiplenmeyi güçlendirmek. Yeni tipte emperyalist saldırılara ve küresel faşizm oluşturma çabalarına karşı demokratik dünya toplumuyla birlikte mücadele etmek. Türkiye'nin siyasal icrasının merkezi olan Cumhurbaşkanlığını ülke liderliği olarak kabul etmek ve konumlandırmak.”
İşte bu maddelerin ardından CHP lider Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanıtı 23 Nisan'da gelmişti: “TBMM'nin yetkileri kısıtlandı. Yargı bağımsızlığı bitti. Partili Cumhurbaşkanı sorun…” İktidarın kafasında “emperyalizme karşı duruş” var ama fikir birliği yok.
Esas konuysa nedense es geçiliyor: Adaletin zayıflaması, yargıya güvenin kalmaması. 

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more