Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Cumhuriyet’e yapılan 3 ayrı bombalı saldırının parmak izi tespit edildi

14 Eylül 2019

✔ Ergenekon kumpasının temeli, Cumhuriyet'e atılan bombalarla atıldı… Sonra Danıştay oldu

✔ Bombaları atmakla suçlanan sanık 2011'de, ‘Bombayı polisler verdi' dedi ancak üstü örtüldü

✔ 10 Eylül'de görülen duruşmada, Cumhuriyet bombacısı oldukları iddia edilen 10 sanık beraat etti

2006'da bombaları verdiği iddia edilen polislerle ilgili suç duyurusunda bulunulması kabul edildi

1 – Firari Savcı Zekeriya Öz'ün Ergenekon iddianamesiyle başlayalım: “… İstanbul Şişli'de bulunan Cumhuriyet Gazetesi binasına birinci olarak 5 Mayıs 2006, ikinci olarak 10 Mayıs 2006 tarihlerinde el bombaları atılmış, bunlar patlamamış, üçüncü ve son kez 11 Mayıs2006 tarihinde atılan el bombası patlamıştır. 17 Mayıs 2006 tarihinde Avukat Alparslan Arslan tarafından Danıştay binasında toplantı halindeki yargı görevlilerine silahlı saldırıda bulunmuş, Danıştay 2. Dairesi Üyesi Mustafa Yücel Özbildin öldürülmüş, aynı Dairenin Başkanı Mustafa Birden, üyeleri Ayfer Özdemir ve Ayla Gönenç ile Tetkik Hakimi Ahmet Çobanoğlu öldürülmeye teşebbüs edilmiştir. 12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Ümraniye İlçesi'ndeki bir evde 2,26 Haziran 2006 tarihinde de Eskişehir ilinde Fikret Emek'in annesinin evinde 12 adet el bombası ele geçirilmiştir. Kapsamı genişletilerek sürdürülen soruşturmada Ergenekon Terör Örgütü'ne ulaşılmış, toplam 39 adet el bombasının da örgüte ait olduğu tespit edilmiştir. Parmak izi tespiti ve Fikret Emek'in bombaların kendisine ait olduğu beyanına göre 39 adet el bombası ve bunlar ile benzer/aynı kafile numarasını taşıdığı tespit edilen Cumhuriyet'e atılan el bombasının Oktay Yıldırım ve Fikret Emek ile bağlantısının maddi delili bulunduğu sabittir.”

Firari FETÖ'cü Zekeriya Öz

ERGENEKON'UN TEMELİ

Emniyet, yargı ve orduda örgütlenen Fetullahçı yapının Ergenekon adlı hayali bir örgüt yaratmak için ilk eylemlerinden biriydi Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalar… Arkası da geldi…

Peki bu bombalardaki ‘parmak izleri' gerçekten Zekeriya Öz'ün tespit ettikleri isimlerin miydi?

2 – Gazeteye atılacak bombaları Terörle Mücadele polisleri verdi

Yıl 2006… Cumhuriyet Gazetesi'ne bir hafta içerisinde 3 ayrı bombalı saldırı düzenlenmişti.

Yıllar öncesine gidelim… 4 Ağustos 2011'de, Cumhuriyet'e bomba atmakla suçlanan  Bedirhan Şinal, Ergenekon Mahkemesi'nde şu itirafta bulunmuştu: “… 2007 yılında bana Organize Şube'den bir polis tarafından silah verildi. Haydarpaşa'da silahla yakalandığımda 16 yaşındaydım. 1992 doğumlu olduğum halde 1988 yazdırdılar. Yaşımı büyüttükten sonra cezaevine girmem gerekiyordu. Bayrampaşa Cezaevi'nde B Blok'ta 15 gün kaldıktan sonra C Blok C-27 koğuşuna geçtim.”

POLİSLER TARAFINDAN PLANLANDI

Şinal ifadesine şöyle devam etti: “… Üç ay boyunca Boğaç Kağan Murathan diye birinin bu koğuşta kaldığını görmedim. Burada sanık olan Seyhun Zaim, Bora Ballı ve Bayram Demir vardı. Bunlar Eyüp Ülkü Ocakları''dan tanıdığım kişilerdi. Bu koğuşa bilerek verildim. Murathan kalmamıştır. İddia edilen planlamaları da yapmadık. Her şey polisler tarafından planlanmıştı. Bir oyuncu gerekiyordu. Büyük baskı ve tehdit altında bırakılarak kurban oldum.

TEKSTİL ATÖLYESİ ARAŞTIRILMALI

Geliyoruz ifadenin can alıcı yerine: “… Gaziosmanpaşa'da Hakan adlı bir işadamının teksil atölyesinde Terörle Mücadele Şubesi'nden polisler bana Cumhuriyet Gazetesi'ne atmam için bir el bombası ve silah verdi. Ben Cumhuriyet'e bomba atılması konusunda tereddüte düştüm. Cerrahpaşa'daki arkadaşlarıma verdim. Yani Cerrahpaşa'da patlayan bomba, polislerin bana Cumhuriyet'e atmam için verdiği bombadır.

Peki 10 Eylül 2019'da Silivri Ağır Ceza Mahkemesi ne karar verdi?

3 – Bombaları veren polislerin kimliğini başsavcılık bulacak!

Bedirhan Şinal beraat etti.

Cumhuriyet Gazetesi'ni bombalamakla suçlanan sanıklar Boğaç Kaan Murathan, Mehmet Selahattin Merih, Bedirhan Şinal, Hakan Karakuş, Hüseyin Dursun, Zeynel Saraç Demir, Yusuf Berktaş, Tacettin Şinal, Burak Bekiroğlu ve Muzaffer Uslu, 10 Eylül 2019'da beraat etti…

‘KILIÇ ATAN' TERÖR AMİRİ KİM?

Bedirhan Şinal son savunmasında da 8 yıl öncesinden farklı bir cümle kurmadı: “… Kovuşturmayı yürüten kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. 2011-2012 yılında FETÖ'yle ilgili açıklamalar yaptıktan sonra evimize baskın yaptılar. Annem, babam yok.… Dayıma, Terörle Mücadele Amiri ‘Tacettin, buraya kadar. Seninle kılıç atacağız. İstediğin kağıt sana düşerse özgürsün, istediğim kağıt bana düşerse tutuklusun' diyor. Bu dosyada 8 sene tutuklu kaldım, kullanıldım.”

Mahkemenin şu tespiti FETÖ'yle ilgili yeni dosyaların açılacağının işareti oldu: “… Dosya kapsamında yürütülen soruşturma yönünden soruşturmanın FETÖ silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğinin iddia edilmesi nedeniyle… Bir kısım sanık ve müdafilerinin suç duyurusunda bulunulmasına yönelik taleplerinin kabulü ile…İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına…”

SONUÇ: Mahkeme, FETÖ'nün amaçları doğrultusunda soruşturma yürütmekle suçlanan polisler hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı.

4 – ‘Ucu bana dokunur' diye davaların üstü örtülmesin

Ümraniye'deki gecekondu artık kebapçı.

Ergenekon kumpası çöktü… Şimdi geriye sorular kaldı… Fetullah'ın yargısının, emniyetinin, askerinin planladığı operasyonları parmak izleri çözülmeli. Ergenekon davasını bitiren gerekçeli kararı okuyalım: “… İstanbul Ümraniye'de bir evin çatısında yirmi yedi el bombası Trabzon'dan yapılan bir ihbar üzerine 12 Haziran 2007 tarihinde bulunduğu iddiasıyla başlayan Ergenekon davaları da FETÖ'nün bir kumpasıdır. Fetullah Gülen'e ve örgütüne karşı toplum kesimlerine yönelik başlatılan operasyonlar sonucu delilsiz, hukuka aykırı, uydurma iddialarla başlatılıp adli hatalar ve sahte delillerle sürdürülen bir davaların bir kumpas-komplo olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır. Ergenekon isimli bir terör örgütü gerçekte hiç olmamıştır.”

SONUÇ: Bugün, kimsenin ‘ucu bana dokunur” deme lüksü artık yok. 

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more