Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

AKP bu kadar ağır baskıyla İstanbul’da kaybedebilir mi?

3 Ocak 2019

ANALİZ

AKP bu kadar ağır baskıyla İstanbul'da kaybedebilir mi?

Sanıyorum CHP'liler Erdoğan'ın “Bunlar adam bulamadığı için bir ilçe belediye başkanını İstanbul'a aday gösterdiler” sözünün nereye varacağını henüz kavramış değiller.
Bu nedenle hâlâ Binali Yıldırım'ın kimliği ve kişiliği üzerine yorumlar yapıyorlar.
Oysa Erdoğan çok net bir tavır sergiliyor.
Diyor ki “Ben İstanbul'a devletin en tepesindeki ismi aday yaptım.”
Bunun anlamı şudur;
AKP'nin aslında İstanbul adayı yok.
AKP devlet olarak İstanbul'un üzerine çöküyor.
Erdoğan da halka “Görüyorsunuz işte, CHP bir ilçe başkanını aday gösterirken ben size devletin iki numaralı ismini gönderiyorum. Seçmezseniz siz düşünün artık” demiş oluyor.
Binali Yıldırım sıradan bir aday değil.
Buna karşı İstanbul'a kişisel olarak katkılar sağlayacak çap ve nitelikte değil.
İstanbul'u kendi iradesi ve otoritesi ile yönetmesi mümkün değildir.
İstanbul, seçimi AKP'nin kazanması halinde aslında bizzat Erdoğan tarafından yönetilecektir.
CHP'nin aklıevvelleri hâlâ anayasal durumdan, hukuktan, demokrasiden söz ediyor.
Oysa Erdoğan 20 milyonluk kente en büyük psikolojik baskıyı uyguluyor.
“Ya beni seçersin ya da perişanlığa mahkum olursunuz.”
Zaten bu nedenle CHP'nin kazanması halinde İstanbul'un yaşanmaz hale geleceğini söylüyor.
Binali Yıldırım İstanbul'a partisinin adayı olarak değil devletin gücünü temsilen geliyor.
Yıldırım bir mahalleye ev ziyareti için girecektir ama İstanbul Valiliği ve emniyeti kendisine zorunlu olarak “Meclis Başkanı protokolü” uygulayacaktır.
Böylelikle sıradan vatandaşlar karşılarında hep çok güçlü bir aday görmüş olacaktır.
Geniş kitleler “güce tapar” bu tüm dünyada değişmez bir sosyolojik gerçektir.
Muhalefet ve tabii asıl iddia sahibi olan CHP'nin bu gerçeği bilmemesi mümkün değildir.
Buna karşın nedense hiçbir şey yapmamakta ve “ergen tavırlar” içindeki adayının “kesin kazanacağına” inancını tekrarlamaktadır sürekli.
Bunları bugünden söylemek ve yazmak zorundayız.
Bir ay sonra çok geç olacaktır.
İşte o zaman CHP ve muhalefet elbette AKP'nin ve Binali Yıldırım'ın değil ama devletin gücünün altında kalacaktır.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Kılıçdaroğlu herkese “Git çalış” diyor oysa adayları çoktan belli

Son günlerde herkes CHP'nin İstanbul, Ankara ve İzmir'de kimleri aday göstereceğini merak ediyor.
Sokakta kimi görsem “Can Bey kimler aday olur?” diye soruyorlar.
Sanki bir şey değişecek.
Açıkçası ben adayları bilmiyorum.
Buna karşı hepsinin isminin Kılıçdaroğlu'nun hafızasında saklı olduğunu biliyorum.
Bazıları “Kemal Bey çok zorda, İzmir adayı, büyük illerde ilçelere kimin atanacağı büyük sıkıntı yaratıyordur” diyor.
Söz konusu Kemal Kılıçdaroğlu olunca böyle bir sıkıntı yaşadığını hiç sanmıyorum.
İnanmayacaksınız ama İstanbul'un bazı ilçelerinde “Kemal Bey'le konuştum, beni aday göstereceğini söyledi. Bana ‘git sen çalışmalara başla' dedi” diye konuşan birkaç kişi biliyorum.
Hepsi aday olacağından çok emin.
Hepsi Kemal Bey'den söz almışlar.
Hepsi yanılıyor.
Muhtemelen hiçbiri aday olmayacak.
Çünkü Kılıçdaroğlu adayları çoktan belirlemiştir belirlemesine de bunu kimseye söylememiştir.
Adayları Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte bilen birkaç kişi vardır mutlaka ama onlar da parti yöneticisi falan olmadıklarından hiçbir şey sızmaz.
Tarihini tam bilmiyorum elbette ama önümüzdeki günlerde Kılıçdaroğlu kimleri adaylığa atadığını açıklayacaktır.
Ve inanın birçoğunun adını duyduğunuzda Ekmelettin İhsanoğlu'nun adını duyduğunuzdaki gibi şaşıracaksınız.

ŞAŞIRDIM

Arapların kafası çok karışmış

Haberi yandaş medyada okudum.
Arap ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre 2018'in en etkili lideri Erdoğan olmuş.
Erdoğan yüzde 70'in üzerinde oy alarak Trump, Putin, Macron, Merkel gibi süper ülke liderlerini ezip geçmiş.
Araştırma sonuçlarına göre Erdoğan'ın arkasından Mısır Devlet Başkanı Sisi geliyor.
Şaşırmam buna işte.
Arapların kafası belli ki çok karışık.
Darbe ile iş başına gelen ve seçimle olsa bile diktatörlüğünü ilan eden Sisi ile “demokrasiye sonuna kadar bağlı” Erdoğan'ı aynı görüyor demek ki.
Yandaş medya araştırma sonuçlarına çok sevinmiş görünüyor.
Buna karşı sarayın bundan pek mutlu olabileceğini sanmıyorum.
Gerçi önemli olan en alttaki ama geniş sayıya sahip kitlelerin etkilenmesi, orası sevinirse mesele yok tabii.

OKURDAN GELEN MESAJ

Aynı biletle metrobüse binen iki kişiden birine para iadesi var

Metrobüs şu sıralar gündemde. CHP adayı kiraladığını sandığım otobüsle metrobüs turu yapmış. Galiba bomboş otobüste görüntü vererek “Ben seçilirsem böyle olacak” demek istiyor.
İyi de İstanbul halkı metrobüsün ne olduğunu bilmiyor mu, günün hiçbir saatinde o kadar tenha olmayacağından habersiz mi?
Laf metrobüsten açılınca bir okurumdan gelen mesajı sizlerle paylaşmak istedim.
Merhaba, köşenizde kredi kartlarında birikmiş puanlardan söz etmişsiniz bir de ‘İstanbul Kart'lardaki uygulamayla ilgili yazarsanız güzel olur çünkü, milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor.
Metrobüste kademeli fiyat uygulaması yapılıyor, gittiğiniz durak kadar sizden para kesiyor. İlk bindiğiniz durakta toplu olarak 3,80 lira kesiyor, indiğiniz durakta okuyucuya kartı okuttuğunuzda kaç durak gitmişseniz onun ücretini kesip kalanı iade ediyor.
Buraya kadarı normal.
Ancak ilk durakta siz kartınızdan iki kişilik ödeme yaptıysanız indiğiniz durakta kartı okuttuğunuzda tek kişilik işlem yapıyor, ikinci kişinin parasını iade etmiyor.
İnsan karısıyla, çocuğuyla veya arkadaşıyla otobüse binip onun parasını da ödeyebilir.
Seçim geliyor buna da değinsinler.
M. Ülgen

CANIMI SIKAN ŞEYLER

İzmir'de grev var konuşan bile yok

İzmir'de İZBAN'dan sonra tramvay ve metro çalışanları da greve gidiyormuş.
Anlayan beri gelsin.
İzmir Belediyesi sorunu niye çözemiyor?
Lafa gelince sosyal demokrat belediyeciliği herkese gösterecekler, CHP'li belediyelerde asgari ücret bile 2500 lira olacak, kimsenin hakkı yenmeyecek.
O halde demek ki bu konu İzmir için geçerli değil.
İşçilere hakları verilmiyor ve onlar da çareyi greve çıkmakta buluyor.
Durum böyle gözükse de böyle değil aslında.
Çünkü İzmir'deki grevler ve anlaşmazlıklar bizzat saray tarafından yönetiliyor.
Çünkü İzmir'in raylı ulaşımı sadece belediyenin kontrolünde değil, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü ile sisteme ortak.
Bana aktarılanlara göre; işçiler belediyenin önerilerini kabul etmeye dünden razı ama işverenin devlet tarafı işi yokuşa sürüyor.
Amaç CHP'li belediyeyi seçim öncesi zora sokmak.
Benim aklımın almadığı, bu gerçek bilindiği halde nasıl oluyor da CHP'den hiç ses çıkmıyor.
Bunu söylediğimde “Yapılan açıklamaları okumuyor musun, sen ne biçim gazetecisin kardeşim?” gibi laf sokuşturanlar var.
Bilmiyorum tamam mı?
Çünkü CHP her gün ekrana çıkan, yarım sayfa yazı yazan bana bile ulaşmıyor, beni bile konuya dile getirmem için zorlamıyor.
Hepsi yasak savar gibi güya açıklamalar yapıyorlar ve işi oluruna bırakıyorlar.
Oysa saray kaynaklı sorunun her gün, her ortamda dile getirilmesi gerek.
CHP'li milletvekili ve yöneticiler yandaş kanalların her gece bıkmadan usanmadan düzenledikleri “Ne olacak bu CHP'nin hali” başlıklı oturumlarda saçma sapan fikirler ileri süreceklerine, soru ne olursa olsun lafı mutlaka buraya getirmeli ve oynanan oyunu herkesin gözüne sokmalıdır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more