Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Bütçeden çöpe

13 Aralık 2019

Özlem Güvemli'nin haberini okuyunca öğrendim. Meğerse çöplerden sızan sıvıların nakli için de ihale açılırmış. Yan yana gelen kelimeler yeterince anlatıyor; çöpten sızan sıvıların çevreye zarar vermeden arıtma tesisine taşınmasının zahmetli, dahası özellik arz eden bir iş olduğu açık.

Ama aynı iş, bir yıl arayla 20 milyon TL daha düşük fiyata ucuza ihale edilebiliyorsa orada epeyce durmak lazım.

20 milyon TL ne mi demek?

9900 işçinin bir aylık asgari ücret bedeli. Ya da 825 asgari ücretli işçinin bir yıllık maaşı demek. Oradan hesap edin…

Kısa özet:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) şirketlerinden İSTAÇ, 2018 yılında (yani AKP yönetirken) söz konusu ihaleyi 42.9 milyon TL'ye yaptırmak üzere şirketle sözleşme imzalamış.

Aynı iş bir yıl sonra geçen kasımda 23 milyon TL'ye verilmiş.

Geçen yılki ihaleye üç firma katılırken bu yıl aynı ihaleye 15 firma katılmış.

Yalnızca bu cümle bile o kadar çok şey anlatıyor ki…

Bir kere şunu anlatıyor:

– Bir kamu ihalesine üç firmanın katılması ile 15 firmanın katılması arasında rekabet, dolayısıyla sonuç açısından dağlar kadar fark vardır. 3 firmanın katıldığı bir ihalede (ister 21/b olsun isterse 3. maddedeki istisna hükmü uygulansın), “adrese teslim” izlenimi doğabilir.

– 15 firmanın teklif verdiği bir ihalede, şirketlerin aralarında önceden anlaşması, “rol dağılımı” yapma ihtimali sıfır değilse bile 3 firmanın katıldığı ihaleye göre daha düşüktür.

Özlem Güvemli'nin haberine göre İBB yetkilileri geçen yıla kıyasla bu yılın sözleşme bedeline göre yüzde 45.96 tasarruf sağlamış.

O halde bu haberi okuyup ülkesini seven herkesin aklından ilk geçen şu basit soruyu soralım. Madem bu işi 20 milyon TL daha tasarruflu ihale etmek mümkündü niye yapılmadı? Aradaki bu fark nerelere gitti? Birileri çıkar sağladı mı? Zenginleşti mi? Neyin karşılığında bu kadar fiyat farkı ortaya çıktı?

Düşünün ki İBB gibi büyük bütçeli bir metropolde sadece bir ihaleden söz ediyoruz. Sadece bir.

★★★

2020 bütçe görüşmeleri sırasında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bütçe kaynaklarının halk için kullanılmadığı eleştirilerine “Milletimizin bize üst üste 18. bütçeyi hazırlama teveccühünü vermesinin sebebi kaynaklarımızı milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda kullanmış olmamızdan kaynaklanmaktadır” demiş ve bütçeden 3.4 milyon kamu çalışanı için 333.9 milyar TL maaş, ücret ve sosyal güvenlik pirim ödemesi yapılacağını, bu sayede 16 milyon kişinin bütçeden doğrudan yararlanacağını anlatmış.

Bakan Albayrak'ın bilmemesine imkan yok tabi ama maaş ödemesinin, bütçe kaynaklarının halk için kullanıldığı anlamına gelmediğinin altını bir çizelim. Devlet, vergi topladığı vatandaşlarına kamu hizmeti sunuyorsa, bu onun Anayasal göreviyse bunun için istihdam ettiği kamu görevlilerine zaten maaş ödemek zorunda. Dolayısıyla memura maaş ödemek, bütçe kaynaklarını halk için kullanmak demek değildir.

Bütçe kaynaklarını halk için kullanmak, yukarıdaki çöp suyu ve benzeri yüzlerce ihalede devlet kasasında kalabilecek bir parayı şirketlere aktarmamaktır.

Sayıştay'a kulak verelim: 2018 yılı bütçesinde 63 milyar 295 milyon 717 bin 486 lira ödenek üstü harcama tespit edildi.

Nereye gitti bu bütçe kaynağı? Hangi hesaplara aktı?

Not: Yeni kitabım “Kamu İhalelerinde Olağan İşler”in (Tekin Yayınevi) yarın Ankara'da imza günü var. Bekleriz.  Yer: Kırmızı Kedi kitabevi, Saat: 14.00

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more