Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

TÜSİAD bütçe izleme raporu

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tek haneli enflasyon hedefine beklenenden de kısa sürede ulaşılacağını söylemiş.
Bu ifadenin gerçekçi olup olmadığını anlamak için ekonomist olmaya gerek yok galiba. Ama makroekonomik verileri serinkanlı bir bakışla analiz eden çalışmalara bakmakta da sakınca yok.
Birkaç gün önce Koç Üniversitesi-EAF (Ekonomik Araştırma Forumu) ve TÜSİAD bünyesinde hazırlanan Merkez Yönetim Bütçesi Takip Raporu'nun beşincisi çıktı.
Rapor dönemsellik açısından biraz geriden gelse de (Ocak/Eylül 2018) içeriğindeki bilgi ve değerlendirmeler bu durumu bir eksiklik saydırmayacak kalite ve sağlamlıkta. (Raporda saygın bir isim, Maliye ve Hazine'de uzun yıllar her kademede görev yapmış Dr. Ferhat Emil'in imzası bulunduğunu belirtelim.)

VERGİ DIŞI GELİRLER

80 sayfalık raporda öne çıkan tespitlerden biri 2018 bütçe performansının YEP (Yeni Ekonomi Programı) tahminine çok yakın gerçekleşmesi. Bu sonuçta vergi dışı gelirlerin payına dikkat çekilmiş. Önce rapordan şu alıntıya dikkat:
“Bu gelirlerin gerçek tutarlarını öğrenmek üzere CİMER'e yaptığımız başvurular şu ana kadar ilgisiz birimlere aktarılmakta veya yanıt verilmemektedir.”
Anlaşıldığı kadarıyla devlet, kendi makroekonomik verileri konusunda biraz çekimser davranmış. Tabii bu durum vergi dışı gelirlerin toplanıp analiz edilmesine engel olmamış.
2018 sonu itibarıyla yaklaşık:

-Bedelli askerlik geliri:  9.5 milyar TL,
-İmar barışından: 16 milyar TL,
-Özel bütçeli kuruluşlarıın gelir tahmini aşımlarından 12.6 milyar TL civarında olmak üzere
-Toplam yaklaşık 38.1 milyar TL ek gelir elde edilmiş.

TÜSİAD raporunda “bir defalık gelir” olarak anılan bu ek gelir toplamının 2018 bütçe performansının ardında yatan en önemli faktör olduğu vurgulanıyor.

DARALMA DİKKAT ÇEKİCİ

Yeniden yapılandırmadan elde edilen gelirler toplamına rağmen, vergi tahsilatının  YEP tahminlerinin altında kaldığının altı çiziliyor ve “Ekonomik daralmanın boyutunu göstermesi açısından dikkat çekici” deniliyor.

FAİZ DIŞI FAZLA

2001 ekonomik krizi ve sonrasındaki IMF sürecini gazeteci olarak yakından izledim.
Yeri gelmişken, ekonomi politikalarıyla ilgili eski gibi görünse de gerçekte güncelliğini daima koruyan bir gelişmeyi paylaşalım.
IMF heyetinin stand-by anlaşması karşılığında taze kredi verirken en çok dikkat edip hükümetleri sıkıştırdığı karne notlarının başında “faiz dışı fazla” kriteri gelirdi.  Yani bütçede faiz ödemelerini bir kenara ayırdıktan sonra o hükümet ne kadar gelir fazlası yaratabiliyor? (Verdiği parayı tahsil edebilmesi için bu sorunun cevabı yaşamsal önem taşıyor çünkü.)

★★★

Dönelim TÜSİAD raporundaki veriye.

Raporda 2018 yılsonu bütçe açığının 2017'ye göre yüzde 52 daha fazla, faiz dışı fazlanın ise yüzde 77 daha az gerçekleştiği bilgisi yer alıyor. “Bir diğer deyişle, bütçe geçen yıla kıyasla reel anlamda önemli ölçüde açık vermiş, faiz dışı fazla reel olarak azalmış bulunmaktadır.”

SEÇİM VE HARCAMALAR

Şu açık ki, -yöntem ne olursa olsun- harcama alanlarına eğilip  kısma tedbirleri almadan faiz dışı fazla oranında iyileşme sağlanması mümkün değil. Yazıyı sözkonusu raporda bu konuya dair göz açıcı bir bölümle bitirelim:
“Harcamalarda son ayda artış olduğu tahmin edilmekle beraber, bunun yanı sıra büyük ölçüde Karayolları gibi yatırımcı kuruluşların ödemelerinin geciktirilmesi yolu ile göreli bir kontrol sağlanmaya çalışıldığı da yaptığımız temaslar sonunda anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, ocak ayından itibaren yaklaşan seçimlerin de etkisiyle ertelenen ödemelerin yapılmaya başlanacağı ve yılın ilk 3 ayında bütçe açıklarının buna paralel olarak geçen yılın aynı dönemine göre artacağı beklenmektedir.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more