Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Bu ülkede gazetecilik yapılmaz

19 Nisan 2019

Sevgili okurlarım, Türkiye acayip bir ülke oldu. İktidardan yana olmayan kesimlerin üzerinde inanılmaz bir baskı var.
– Siyasi baskı.
– Yargı baskısı.
– Ekonomik baskı.
Eğer siz bu iktidardan yana iseniz hiç sorun yok. Yaşantınızı istediğiniz gibi, özgürce sürdürebilirsiniz.
Size kimse, yargı dahil hiçbir kurum dokunamaz.
Dokunmadığı gibi, iktidar kesiminden her türlü yardım ve desteği alır ve onlara hayırdua edersiniz!

★★★

Ama bunun aksi geçerliyse, kim olursanız olun, üzerinize bindirilen ağır baskıyı yaşantınızın her dakikasında hissetmek zorunda kalırsınız.
Mesleğiniz, yaptığınız iş falan hiç fark etmez.
İster gazeteci olun ister iş adamı, ister kamu görevlisi olun ister emekli, o baskı sizi her an kovalar. Kendisini asla unutturmaz!
Varsayalım gazetecisiniz.
Eğer iktidardan yana iseniz hiç sorun yok!

★★★

Ama ya değilseniz!..
İşte o zaman zorlanmaya başlarsınız.
Hele muhalif bir gazeteci iseniz hakkınızda davalar açılır, o davalarla boğuşup cezasız atlatmak için çaba harcarsınız.
Amaç hep aynıdır…
Medyadaki muhalif gazeteciler üzerinde baskı kurup mümkün olduğunca gözdağı verip susturmak!

★★★

Türkiye'de yaşanan olay işte budur…
Sanki sözleşmiş gibi hepsi bir araya gelir, hakkınızda tazminat davaları açarlar, ceza davaları açtırırlar.
Bizim SÖZCÜ olarak başımıza gelen olay da aynen budur.
İnanılır gibi değildir ama biz topluca FETÖ'cü olduk!
Dün, hakkımızda “FETÖ'cu olmak ve destek vermek” iddiasıyla açılan ceza davasının tam kadro duruşmasında idik.
Savcı görüşünü bildirdi. (Arapça deyimiyle mütalaasını sundu.)
Biz sanıkların bu mütalaadan haberimiz yoktu ama gelin görün ki, iktidara yakın Sabah gazetesi bu 17 sayfalık belgeyi daha önceden ele geçirmişti.
Biz yargılanırken, belgenin Sabah gazetesinin internet sitesinde yer aldığını öğrendik!
Savcılık belgeleri gerçi gizlidir, mahkemeye sunulmadan önce açıklanması yasal değildir ama burası Türkiye abicim, olur böyle vakalar!..
Biz de kanıksadık artık.

★★★

Evet sevgili okurlarım, dün yine Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma salonunda idik…
Daha önce de yazmıştım, 42 yıllık meslek yaşamımda ilk kez bu davada Ağır Ceza'da yargılanıyorum.
Orada sanık sandalyesinde oturmak bile zor iş.
Şimdi 14 Haziran günü yeniden o sandalyede oturup savunmamızı vereceğiz.

★★★

Emin Çölaşan ve FETÖ'cülük…
Emin Çölaşan ve terör örgütüne destek vermek!..
Bu suçlamaları düşünebiliyor musunuz?
Hepimiz için aynı gerekçe…
Ne yapmışız, ne etmişiz, terör örgütüne nasıl destek vermişiz?
Bu desteği verirken örgütün hangi elemanları ile temas kurmuşuz, hangi toplantılarına katılmışız, akla gelen veya gelmeyen ne yapmışız?
Bir tane tanık, bir adet belge var mı?

★★★

Değişen, ya da özellikle değiştirilen savcı mütalaasını sunuyor: İlk iddianamede yer alan hususları aynen, kes yapıştır yöntemiyle hazırlıyor.
Birisi sizi hırsızlıkla, yolsuzlukla, hatta tacizle suçlayabilir.
O takdirde çıkarsınız ortaya ve karşı tarafa “Belgelerin nedir arkadaş, tanıkların var mı” diye sorar ve savunmanızı ona göre yaparsanız. Mahkeme de ona göre karar verir.
Olayımızda ise ne tanık var, ne de üç adet ilgisiz yazımdan başka herhangi bir belge…
Ve bu üç yazıdan cımbızla seçilen sekiz adet cümle…
Fetullah hakkında bugüne kadar en güçlü dönemlerinde olduğu günlerde bile onlarca yazı yazıp geçirmişim. Beni defalarca mahkemeye vermiş, hakkımda nice davalar açmış ve hepsi de baştan sona reddedilmiş…
Ve şimdi ben FETÖ'cü olmakla, üstelik terör örgütüne destek sağlamakla suçlanıyorum.
Savcı mealen şöyle diyor:
“Örgütün açmış olduğu o davalar, sanığın FETÖ'cü olduğu gerçeğini değiştirmez!..”
Ve beş yıldan on yıla kadar hapis istiyor.

★★★

Yazımın başlığında “Bu ülkede gazetecilik yapılmaz” demiştim.
Doğrudur.
Türkiye'de iktidarı eleştirmenin riski büyüktür. Üzerinize gelirler…
Bunun için çeşitli suçlar icat ederler.
Hakkınızda trilyonluk tazminat davaları açılır, savcılıklara ceza davaları açtırılır.
Sonuç her zaman olmasa bile genelde aynıdır.
Tazminata mahkûm edilirsiniz, hapis cezası alırsınız…
Ve öyle bir an gelir ki, kendi kendinizi sansür etmeye başlarsınız. Aman onu yazma, aman filanca şahsa dokunma, yeni bir dava açtırma!..
Size bu aktardıklarım, bizim her gün yaşadıklarımızın belki onda biri bile değildir.
Bunları hem siz bilin, hem de dış dünya bilsin.
Böyle bir ülkede, böyle bir yargı düzeninde, hele muhalif iseniz “Özgür gazetecilik” yapılır mı?

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more