Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

Seri sonu

24 Nisan 2019

Pazar günü baba, oğul ve damatları anlatmıştım.
Bugün de adamların dolarlarını.
Devrilen Ömer El-Beşir'in evinde bavul ve kutularda saklanmış 130 milyon dolar bulunmuş.
Müslüman ülkelerde iktidara gelenler ‘memlekette her şey benim' diyerek önce dolarları düşünüyorlar.
Haziran 2018 seçimlerini kaybeden Malezya Başbakanı İslamcı Necip Rezzak'ın evinde kutu ve bavullarda saklanmış mücevher ve nakit paranın değeri 350 milyon dolar.
Rezzak da evde dolar saklamayı seviyormuş.
Peki siz Avrupa'da seçimi kaybeden bir başbakan ya da cumhurbaşkanının evinde kutularda iki üç bin Euro bulunduğunu duydunuz mu?
Ya da Avrupa ülkelerinde yolsuzluk yaparak ülkelerini batıranlar oldu mu ?
Olmaz çünkü oralarda rezil olmaktan korkulur.
Olmaz çünkü oralarda hesap soran bağımsız yargı var.
Peki sultan, kral ve emirliklerle yönetilen ülkelerde ne var?
Petrol ve doğalgaz zengini bu ülkelerde son 70 yılda 4 trilyon dolarlık yolsuzluk var.
Yargı da yok, Allah korkusu da.
1979'da başkan olan Saddam bir yıl sonra Körfez ülkelerinin gazıyla İran'a saldırdı.
Maliyet bir trilyon dolar.
İran savaşı bitince Kuveyt'i işgal etti.
Maliyet 600 milyar dolar.
Irak'ta Amerikan işgalinden bu yana 300 milyar dolar yolsuzluk var.
Kanlı Arap Baharı'nın 8 yılda Suriye, Yemen, Libya, Sudan, Tunus, Mısır ve Lübnan'da neden olduğu yıkımın bedeli iki trilyon dolar.
Körfez ülkeleri buraları yıkmak için 150 milyar dolar harcadı.
Halklar yoksullaştıkça ya da yoksullaştırıldıkça kendini dine veriyor ya da verdiriliyor.
Suudi Kral Abdülaziz'in 14 Şubat 1945'te Sevgililer Günü'nde ABD Başkanı Roosvelt'le ilk buluşmasından bu yana Suudiler o ‘aşk uğruna' dünyanın neresinde olursa olsun İslamcı parti, örgüt, dernek, cami, okul, tarikat ve oluşumlara en az bir trilyon dolar dağıttı.
Postacı: CİA.
Rahmetli Uğur Mumcu'nun anlattığı Rabıta olayı hikayenin yüzde onu bile değil.
Dünyadaki tüm radikal İslamcı terör örgütlerinin ve karanlık ideolojilerinin finansmanını Suudiler ve Körfez ülkeleri sağlıyor.
Hikayeler her zaman karanlık.
22 yıl süreyle ülkesinin Washington büyükelçisi görevinde bulunan Prens Bender 2003 Irak işgali ve 2004 BOP ilanından sonra Suudi Arabistan'a döndüğünde İstihbarat'ın başına geçmişti.
Kanlı Arap Baharı'nın mimarlarından Bender'in kızı Rima Şubat'da Washington'a büyükelçi atandı.
Oğlu Halid geçen hafta Londra büyükelçisi oldu.
Yeni tezgah için hazırlık yapılıyor.
Yazın bir kenara bu ikili önümüzdeki 30-40 yıllık süreçte çok tehlikeli görevler üstlenecek.
Yine geçen hafta YPG/SDG'den bir açıklama geldi :
Suriye'nin doğusu IŞİD'çilerden temizlendikten sonra elimizde 6 bin IŞİD'çi kaldı.
Seri sonu, outlet, defolu mallar.
Bunların yarısı 50 ülkeden gelmiş geri kalanları Irak ve Suriyeli.
Yanlış okumadınız.
50 ülkeden.
Aslında bu sayı 83 ülke olması gerekir.
Yabancı istihbarat raporlarına göre 83 ülkeden 100 bin kadar Cihatçı ‘İslam Devletini kurmak için' Suriye'ye girmiş.
Kara deliğin oralardan fırlayıp paraşütle atlamışlar.
Tesadüfe bakın ki hiç biri İsrail'e düşmemiş.
Katar eski Başbakanı Hamed Bin Casim ‘Hepsinin arkasında biz vardık' demişti.
Peki Halife Bağdadi ve geri kalan binlerce IŞİD'çi nerede?
Elbette başka görevler için CİA'nin elinde.
Devam eden Libya iç savaşına bakalım.
Bingazi'de ‘laikler' Trablus'da ise türlü türlü ‘İslamcılar' var.
Türkiye, Katar ve Fransa Trablus'u destekliyor.
Ermeni konusunda Paris'e kızmıştık ama o iş başka!
Mısır, Suudi Arabistan, BAE, ABD ve Rusya Bingazi'yi destekliyor. Libya'ya komşu Sudan da yakında bu ekibe katılacak. Sudan ayrıca geçen süre içinde Türkiye ile imzaladığı tüm anlaşmaları iptal etmeye hazırlanıyor.
Özetle insanlar ölüyor, her yer yıkılıyor, trilyonlarca dolar zarar var, yolsuzluk her yerde sonra da yoksulluk ve sefalet.
Gerisi çok kolay: Yuttur insanlara din iman palavralarını.
Hani şu kader ya da alın yazısı hikayesi.
Sonra da alın size Amerikan demokrasisi.
Cihat için kutularda saklanan dolarları.
Değdi mi be El-Beşir!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more