Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

Tunus dersleri

Geçen hafta, Tunus'ta başkanlık seçimi vardı ancak içerdeki yoğun kargaşadan dolayı yazamadım.

Ben yazmayınca kimse ilgilenmedi.

Arap Baharı, Aralık 2010'da Tunus'ta başlamıştı.

‘Ortadoğu'ya demokrasi gelecek' diye herkes heyecanlanmıştı.

Ben ise daha ilk günlerde bunun ‘bahar olmadığını' söyleyerek ortada çok kanlı bir oyunun sergileneceğini yazıp anlatmıştım.

Fas'ta AKP seçimleri kazandı, Mısır'da Mübarek, Libya'da Kaddafi, Tunus'ta Bin Ali ve Yemen'de Abdullah Salih devrildi ama Suriye'de Esad direndi ve ülkenin başına gelmeyen kalmadı.

Sekiz yıldır bu ülkede nelerin yaşandığı artık herkes biliyor.

2013'te, Mısır'da, ordu İslamcıları devirdi, Fas'ta hükümette AKP koalisyonu var ama ülkeyi kral yönetiyor, Libya'da Türkiye'nin de taraf olduğu için savaş var, Suudiler 4 yıldır Yemen'i bombalıyor, Cezayir'de Butaflika ve Sudan'da el-Beşir bu yıl devrildi.

Bölgede devrilen tüm diktatörlerin arkasında ABD vardı, şimdi de öyle.

Dönelim Tunus'a.

Bin Ali devrildikten sonra yapılan ilk seçimlerde sol partiler kendi aralarında anlaşamayınca İslamcı Nahda Partisi meclisteki 217 sandalyenin 89'u alarak iki partiyle birlikte koalisyon hükümetini kurdu.

Bu hükümet döneminde, en az 12 bin Tunuslu genç, IŞİD ve Nusra saflarında savaşmak üzere Suriye'ye gitti.

Mücahitlere seks hizmeti sunmak üzere giden kadınlar da vardı.

Nahda; devleti ve toplumu İslamlaştırmaya kalkışınca, 2015'te yapılan seçimlerde 20 sandalye kaybetti, laik Çağrı Tunus Partisi birinci oldu ve partinin lideri Sibsi, cumhurbaşkanı seçildi.

Sibsi ölünce geçen ay başkanlık birinci tur seçimleri yapıldı ve 10 aday katıldı.

Sonuç herkesi şaşırttı.

Katılımın %45 civarında olduğu seçimde iki sürpriz aday ikinci tura kaldı.

Anayasa Profesörü Kays Said ve yolsuzluklardan dolayı hapiste olan iş adamı Nebil Kuravi.

Nahda'nın aday gösterdiği din adamı üçüncü (%11) olurken Çağrı Tunus Partisi'nin adayı sonuncu olmuştu.

Peki sonra ne oldu?

Herkes ikinci turu beklerken Meclis seçimleri yapıldı ve klasik olarak sol partiler kavgaya devam ederken Nahda %17.5 oy oranı ile tekrar birinci oldu ve 52 sandalye kazandı. Geri kalan sandalyeleri sekiz partinin adaylarıyla 30 bağımsız paylaştı.

Hükümetin kolay kurulamayacağı ortada.

Yarı başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede işler şimdilik karışık.

Çünkü halk gelen baharla fazla heyecanlanmamış ve sandığa gitmemişti.

Katılım %42 civarındaydı.

Fransa, Belçika ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan Tunusluların ancak %13'ü sandığa gitti.

Dönelim başkanlık seçimlerine.

Geçen hafta yapılan seçimleri %76 oy oranıyla Kays Said kazandı.

Said bir anayasa profesörü, partisi yok, parası yok, ekibi yok ama sık sık televizyonlarda göründüğü için halk onu tanıyordu.

Özellikle gençler ve yoksullar.

Herkes gönüllü olarak ekibine katıldı, para toplandı ve kampanya için ofis kiralandı ve insanlar yollara döküldü.

Kendisi de tek başına sokakları dolaşarak insanlarla bire bir konuştu.

Ona oy verenler yalnız ve yalnız hukuk devleti ve adalet istiyordu.

Çoğunluk adaletle her şeyin çözüleceğine inanıyordu.

Said bana 10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i hatırlattı.

O da Anayasa Mahkemesi eski Başkanı olarak yalnız ve yalnız hukuka bağlıydı ve tüm davranışlarıyla halktan biri olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Ama bazıları onun bu erdemini eleştiri konusu yapıyordu.

Çünkü o olmasaydı, 1 Mart Tezkeresi çıkmış olacaktı.

Sezer'in o özellikleriyle ne denli önemli mesajlar verdiğini anlamayanlar ya da anlamak istemeyenler şimdi yaşadığımız her şeyde payları vardır.

Hak, hukuk ve adalet olmadan hiçbir ülkede demokrasi olamaz.

Demokrasi yoksa özgürlük olamaz.

Özgürlük yok edilirse toplumlar gelişmez ve barış, esenlik ve zenginlik kurulamaz.

Bunlar da olmazsa cehalet ve yoksulluk yaygınlaşır sonra da dini bağnazlık egemen olur.

İşte bu nedenle Tunus'un son seçimlerini önemsedim.

Tunus halkı, Said'i seçerek herkese mesaj verdi.

Tunus halkı, Siyasal İslamcılar'ın önünü kesti sonra geleceğine ve demokrasisine sahip çıktı.

Birçok ülke ve gücün karıştırmak için çaba harcadığı Tunus'ta işler kolay değil ama gençler yalnız adalet, özgürlük ve iş istiyor.

Tunus, Arap coğrafyasında Mustafa Kemal'in izinden giden ilk ülkeydi.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more