Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Aracılar melekti şeytan oldular!

20 Şubat 2019

Rahmetli başbakan Bülent Ecevit CHP'liydi. Ben onun başbakanlığı döneminde ekonomi muhabirliği yapıyordum. Unutmadım. Ecevit, tefeciye, aracıya, stokçuya sempatiyle bakmazdı. Belediyelerin, Et ve Balık Kurumu'nun, Süt Endüstri Kurumu'nun, TARİŞ'in ve diğer birliklerin aracısız satışlarını teşvik eder, piyasada fiyatların şişmesini önlemeye çalışırdı. Ecevit ayrıca hısım, akraba, tanıdık, partili kayırması da yapmazdı.
Sanki akrabası yoktu.
Varsa bile görmedik.
Öne çıkmazlardı.
Devletin kilit noktalarına atanmazlardı. Ecevit'in oğlu-kızı da yoktu. Olsaydı bile Ecevit'in damadını Hazine Bakanı yapması, teyzesinin oğlunu Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'ne ataması, oğlunun, kızının kurduğu vakıflara partili belediyenin malından-mülkünden kaynak aktarılması düşünülemezdi.
Ecevit fakir öldü.
Siyasetçilik yapayım diye annesinden kalan evi sattı. Başbakanlığı döneminde ülke ekonomik sıkıntıya girince yabancı ülkede üretilmiş, döviz ödenerek ithal edilmiş Mercedes makam aracından indi, Bursa'da kurulu otomobil fabrikasının ürettiği yerli otomobile binmeye başladı. Şimdi bakıyorum bugün hem Cumhurbaşkanlığı ve hem Başbakanlığın yetkilerini elinde toplayan Tayyip Erdoğan, Ecevit'in bu özelliklerinden sadece “tanzim satış modelini” örnek aldı.

★★★

Söz konusu tanzim olunca.
Sanki Ecevit dirildi.
Ete kemiğe büründü.
Erdoğan diye göründü.
Aracılara yani haldeki komisyoncu, pazardaki pazarcı, zincir marketteki müdür, kasabadaki tüccar, mahalledeki manav, bölgedeki toptancıya çok acı sözlerle hitap ediyor. Geçen gün Isparta meydanında yine “Ispartalı çiftçi kardeşimin kilosunu 1 liradan verdiği meyveyi Ankara'daki, İstanbul'daki vatandaşım kilosu 10-15 liraya evine götürüyorsa burada fırsatçılık var demektir, ihanet var demektir. Kimse kusura bakmasın bunun adı ticaret değil, vurgundur, soygundur” dedi.
Aracılar şeytan sayıldı.
Oysa bu aracılar 17 yıldan beri vardılar. 2002 yılında, 2003 yılında, 2004 yılında böyle yıl yıl gidersek 2019 yılının ocak ayına kadar 17 yıldır aracılıktan başka bir iş yapmıyorlardı.
17 yıl melektiler.
Tek azar işitmediler.
Bu aracıların yani pazarcılar, manavlar, zincir market sahipleri, tüccarlar, toptancıların yüzde 90'ı da zaten 17 yıl boyunca oylarını Tayyip Erdoğan'a verip, onu desteklediler. Zincir market sahipleri de Erdoğan'ın acılı günlerinde gazete ilanları vererek onun acısını paylaşanların içinde yer aldılar.

★★★

17 yıl boyunca elma, armut, soğan, patates, domates, beyaz lahana, kırmızı turp, yeşil çarliston aklınıza ne gelirse hemen hepsinin tarla-bahçe fiyatı ile manav-market fiyatı arasında 6-7-8 kat fark hep oldu.17 yıldır fiyatlar hiç durmadı hep arttı.
Aracılar 17 yıldır melekti.
Seçime denk geldi.
Şeytan oldular!
İstanbul ve Ankara'nın muhafazakar, sağcı, ülkücü seçmeni “17 yıldır aracıyı melek gibi gören fakat seçim günleri gelince onu şeytan yapan” söyleme oy verecek mi?
31 Mart gecesi çok ilginç olacak.

KALEMİN GÖR DEDİĞİ

Şarap içmek haram Camide kahvaltı helal!

Hocalar, imamlar, müftüler, Diyanet bize “dinimize göre şarap içmek haramdır” diyor. Dini bilen insanların, söyledikleri dine göre doğrudur. Peki iktidar partisi AKP'nin bir belediye başkanı, yeniden seçilebilmek için “camide kahvaltı verip seçim propagandası yaparsa” bu kahvaltı helal midir? Şarap satan lokantada şarap içen cehenneme gidecekse, camiyi kahvaltı mekanı haline getirip dini siyasete alet eden sayın belediye başkanı cennete mi gidecek? Ey Diyanet, senin bir lafın yok mu?

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more