Bedava elektrik!

Bu da nereden çıktı? Gözü kör olsun yoksulluk “bedava elektrik” oradan çıktı. Önümüzde seçim var ya işte yoksullar yine hatırlandı. Devlet kesenin ağızını açtı. Yoksul, çaresiz, geliri yetmeyen vatandaşların elektrik faturalarının 80 TL'sini devlet karşılayacak. Bunu Cumhurbaşkanı müjdelemişti. Enerji Bakanı da müjdeyi, ete kemiğe büründürdü 3 adım öteye taşıdı.
Birinci adım:
Karı koca aile.
Çocukları yok.
Yoksullar.
Bu ailenin elektrik sayacına bakılacak. 75 kilovatsaatini devlet ödeyecek.
İkinci adım:
Karı koca aile
2 çocukları var.
4 kişilik ailenin 125 kilovatsaatini devlet karşılayacak.
Üçüncü adım:
Aile ve 3 çocuklu.
5 kişilik yoksul aile.
Bu ailenin de 150 kilovatsaatini devlet kesesinden ödeyecek. Bu üç adımlı bilgiyi veren Enerji Bakanı Fatih Dönmez, “2.5 milyon hane, 10 milyon vatandaşımız inşallah bundan yararlanacak” dedi. Devlete aylık faturası 200 milyon TL tutuyor, yıllık yansıması ise 2 milyar 400 milyon lira.

★★★

Aileleri yoksul çaresiz durumdan kurtarabilecek bir ekonomik kalkınma yolu bulunamadı fakat seçim zamanı gelince elektrik paralarını devlete ödetme müjdelerinden de vazgeçilmiyor.
2.5 milyon aile.
Karı koca.
5 milyon oy eder.
Bu korkunç bir istismar!
Demokrasiyi çürütmek!
Ben şimdi bunları yazıyorum diye “yine FETÖ'ye yardım ve faydalı olacak yeni yazı” diye mahkemeye çağırabilirler. Tamam da bunları birisinin yazması gerekli. Hatta daha da ötesine geçerek, “seçim zamanı yoksul aile dalkavukluğu yaparak oy artırmanın ötesinde özelleştirme yoluyla elektrik dağıtım imtiyazlarının verildiği ve içlerinde ‘Milletin orasına burasına koyacağını' söyleyenin de bulunduğu 16 aileye 2 milyar 400 milyon TL devlet parası aktarmanın bir başka yolu mu” diye de sormak en azından insanlık borcudur.

★★★

Ne olmuştu?
Unutmayın.
Hatırlayın.
Elektrik dağıtımı devletin elindeydi, özel sektöre devredilirken ihale dosyalarına “kayıp kaçak bedelini ayrıca elektrik abonesi vatandaştan tahsil edemezsiniz” maddesi konuldu. Devletin dağıtım imtiyazı özel sektörden 18 şirketin (toplam 16 aile) eline bu şartla (12.7 milyar dolara) verildi. Bu para peşin olarak alındı; iç borcun ödenmesinde ve iç borç faizinin düşürülerek; ekonomik büyümeyi şahlandırıp yoksulluğun, fakirliğin azaltılması, devlete muhtaç aile kalmaması için kullanılması gerekirdi. Dağıtım imtiyazını alan şirketler de kayıp kaçağı önleyerek ve hatları yenileyerek elektriği ucuzlatacaklardı. Hiç biri olmadı. Adana'da bir mahkeme hakimi “şirketler elektrik abonesi vatandaştan kayıp kaçak bedeli alamazlar” diye karar vermesine rağmen; adaletin kararına da uyulmadı.

★★★

16 aile kayrıldı.
Şimdi 2.5 milyon yoksul aile elektrik parasını ödeyemiyor. Seçim de var. Onlar adına devlet götürüp 2 milyar 400 milyon TL'yi özel elektrik dağıtım şirketlerinin kasalarına koyacak. 5 milyon oy garanti edilecek.
Korkunç bir istismar.
Hukuk, adalet nerede?

KALEMİN GÖR DEDİĞİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'na çağrı!

Gökyüzü başımıza düşse de biz yine adaletten şaşmamalıyız. Türkiye Gazetesi, Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay'ın babası Ertuğrul Akbay'ın 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesinde Facebook hesabından Fetullah Gülen'in adamları ile yazıştığını iddia etti. Ertuğrul Akbay ise bunun yalan ve iftira olduğunu söyledi. Kendisi adına “sahte Facebook hesabı düzenlenip, gerçek olmayan yazışmalar kurgulandığını kanıtlamak” için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na “suç duyurusunda” bulundu. Başsavcılık söz konusu Facebook hesabının ve yazışmaların gerçek mi yoksa “adaleti aldatmak” için düzenlenmiş sahte bir hesap mı olduğunu bulup ortaya çıkarma imkanına sahip. İstanbul Emniyeti'nin “Siber Suçlar Müdürlüğü” Facebook hesabının ve yazışmaların Ertuğrul Akbay'a ait olup olmadığını bulabilir. Bunu ne kadar erken (bugün -yarın açıklarsa) biz de somut gerçeğin ne olduğunu öğreniriz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ile İstanbul Emniyeti “Siber Suçlar Müdürlüğü”nün adalete ışık tutacak uzman görevlileri; “gerçek nedir, kim doğru söylüyor” lütfen bize olabilecek en erken zaman içinde açıklasınlar. Sayın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı da bize gerçek nedir söylesin. Adaletsiz bir memleket, güneşsiz bir dünyaya benzer.