Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Savaş değil! Ezber bozma!

16 Ekim 2019

Dünya tarihi “savaşa karşı duran” aydın insanların örnekleriyle doludur. Bunlardan biri 105 yıl önce Birinci Dünya Savaşı'na karşı çıkan İngiliz Filozofu Bertrand Russell'dı. Kendi ülkesi İngiltere'yi uyarmak için kampanyalar başlattı. Londra'nın yoksul semtlerinde toplantılar düzenleyip konuşmalar yaptı. Halkın yüzde 90'ı, hükümet propagandasının etkisi altında savaştan yanaydı. Russell'ı en yakın dostları bile yalnız bıraktı. Bir toplantı sırasında ucunda çivili sopalarla saldırıya uğradı. 1916'da “savaş karşıtlığı yapıyor, İngiliz hükümetini eleştiriyor” diye yüklü para cezasına çarptırıldı.

Kitaplarını sattı.

Cezayı ödedi.

Bir başka davada hapse mahkum oldu, içeride yattı. Üniversite hocalığına son verildi, kürsüsü elinden alındı. Fakat o, Birinci Dünya Savaşı'nın İtalyan faşizmini, Alman nazizmini, Rus komünizmini doğuracağını ve milyonlarca insanın öleceğini söyledi.

Russell haklı çıktı.

60 milyon insan öldü.

★★★

Birinci Dünya Savaşı'nı “ahmakça” bulan aynı Russell, İkinci Dünya Savaşı'nı “gerekli ve kaçınılmaz” gördü. Savaş sonunda sömürgeci ülkelerin sarsılacağını, küçük ülkelerin seslerini duyurabileceğini, Asya'da, Afrika'da yeni devletlerin doğabileceğini teknoloji, kültür, sanat dahil hayatın her alanında engin ve keskin değişmelerin küçük ve zayıf ulusların lehine gelişeceğini yazdı.

Russell yine haklı çıktı.

Russell'ın 100 yıl önce açtığı pencereden bakınca Türk Ordusu'nun Orta Doğu'da Suriye ve Irak topraklarına tank çıkarması, asker göndermesi savaş değil bir zorunlu operasyon.

7 gün geride kaldı.

Duman dağılıyor.

Kim karşı, neden karşı tek tek ortaya çıktı. Karşı çıkanların kafalarında, planlarında, gündemlerinde şöyle bir Türkiye ezberi olduğunu gördük:

1- Türkiye, Suriye sınırından 30-35 kilometre derinlikte bir “mavi kuşak- güvenli bölge” yaparak ülkesine sığınmış 3.5 milyon Suriyeliyi bu bölgeye yerleştirmeye kalkışmasın.

2- Türkiye, Suriye'nin bütünlüğünü savunmak için Esad rejimi ile barışarak Kuzey Suriye'de suyu ve havzaları kontrol etmesin. Türkiye GAP Bölgesi'ni terk etsin.

3- Türkiye, ABD, AB tarafından yönetilebilen, söz dinleyen ülke olsun.

4- Türkiye Orta Doğu'da İsrail'in güçlü ve refah içinde yaşayabilmesi için ona destek olsun.

5- Türkiye komşu ülkeler ve tüm dünya ile dostlukları çoğaltıp birlikte karşılıklı kazanma esasına dayalı ortaklıklar kurarak GAP'ın sularını, komşu toprağı ile buluşturmasın. Karadaki – denizdeki petrol ile doğalgazı, bölgenin ve kendi ülkesinin zenginliğine, refahına ve huzuruna dönüştürmeye kalkışmasın.

6- Türkiye Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz zenginliğinden hak iddia etmesin.

7- Türkiye, Suriye sınırında kendi topraklarında petrol üretmeye girişmesin. Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt Özerk Bölgesi (tıpkı Irak'ta olduğu gibi) kurulmasına izin versin.

★★★

Bir hafta doluyor.

Türkiye Suriye toprağında gözüm yok, orada kalıcı değilim diye ilan etti. Orta Doğu'da haritaları biz değiştirir, biz yeniden çizeriz iddiasında olanlar ise konuştular. Kınadılar. Ambargo sopası gösterdiler. Böylece yukarıda
7 maddede özetleyebildiğim çerçevede Türkiye istediklerini açığa vurdular. Türk Ordusu, gerekli operasyonu “bu
7 maddelik ezberi bozmak” için yaptı.

Savaş değil.

Ezber bozma!

Türkiye'yi yönetenler, ordunun gerekli ezber bozmasını hakkını nasıl verecekler? İç politika malzemesi mi yapacaklar?

İzliyoruz.

Göreceğiz.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more