Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Blöf mü yapıyoruz?

23 Eylül 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerika'da…

Birleşmiş Milletler toplantısı için New York'a giden Erdoğan, fırsat bulursa ABD Başkanı Trump ile görüşecek. Fırat'ın doğusu ve güvenli bölge sorununun konuşulacağı bildiriliyor.

Bizimkiler, ABD Türkiye'nin taleplerini yerine getirmezse Fırat'ın doğusunda yuvalanan PYD'li teröristlere operasyon yapacağımızı söyleyip iki hafta mühlet vermişti!

Günler akıp gitti. Bugün 8 günlük süre kaldı.

Trump'ın, Türkiye'nin isteklerini yerine getirmeye niyeti yok. Peki, süre dolunca operasyon yapacak mıyız?

ABD'li üst düzey diplomat ve askerlerden gelen açıklamalar bizimle alay eder gibi…

“Türkiye'nin, bizim korumamız altındaki PYD'ye operasyon yapmayacağına eminiz” diyorlar.

Millî Savunma Bakanımız Hulusi Akar “Türkiye planlarını uygulayacaktır” diyor… Diyor ama Amerika da bildiğini okuyor. Bizi ciddiye aldığı yok! Maalesef dış politikada da tutarsız ve perişanız!

“Demokrasinin ilk 50 yılı…

12 seçim, 37 hükümet, 4 darbe”

Bu, Kaya Erdem'in kitabının adı…

Bugün 91 yaşında olan Kaya Erdem, Türk siyasetinin yarım yüzyılına ayna tutuyor.

Erdem, hiçbir skandala adı karışmayan temiz bir siyasetçi… 1980-1987 yılları arasında Maliye ve Devlet Bakanlıkları ile Başbakan Yardımcılığı görevi yaptı, Türkiye'nin mali politikalarına yön verdi. Başbakanlığı döneminde merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın sağ koluydu. Özal, en önemli görevleri, çok güvendiği Erdem'e vermişti.

Kitabında Türk siyasetinin 1950-2000 arası 50 yılını anlatan Kaya Erdem'in görüşlerini şöyle özetleyebiliriz:

★★★

“Bizde lider yetiştirme geleneği olmadığı gibi aksine öne çıkan lider adayını yıpratarak siyasetten uzaklaştırma geleneği hâkimdir. Bundan dolayı da ne yazık ki, devlet adamı niteliğinde lider yetiştiremiyoruz.

George Pompidou der ki:

 Devlet adamı kendisini halkın hizmetine adayan politikacıdır.

 Gerçek lider, ülkenin geleceğiyle ilgili kararlara odaklanır ve onları gerçekleştirmeye çalışır.

 Zayıf lider günlük işlerle uğraşır!

 Çapsız lider ise muhalefet ve sivil toplum örgütleriyle dalaşır, kavga eder!

Kısa vadeli oyunlar yerine uzun dönem görüşleri benimseyen ‘devlet adamı' yetiştirememekle, tarihten öğrendiğimiz hataları tekrar ederek Türkiye'nin potansiyelini kısıtlamış oluyoruz.

★★★

İktidar gücü yolsuzluğa açıktır. Denetimsiz güç ise mutlaka yolsuzluk ve adaletsizliğe sebep olur. Ülke sosyal ve ekonomik krizlere sürüklendiği gibi sonuçta yokluk ve geri kalmışlığa mahkûm olur.

İktidar gücüne sahip olanların dostları ve arayanları çok olur. Ayrıca, aşırı değer ve saygı gösterilir. Övgüler yağdırılır.

Bundan dolayıdır ki, iktidar gücünü kullananların çevresi bir cazibe merkezi oluşturur.

Ancak… İktidar gücünü kaybettikten sonra çevrenizdeki bu grubun dağıldığı da bir gerçektir. En çok aleyhinizde bulunanların bunların arasından çıkacağını biliniz!

Siyasal sistemimiz çarpıktır. Siyasi parti liderleri, kendilerini ‘kral ve sultan' yapan yetkilerle donatan bu çarpık sistemden memnundur ama kaybeden Türkiye'dir!”

Cahil profesör olur mu?

Tıp profesörü olan bir okurumdan ilginç bir mektup aldım. “Hedef olmak istemiyorum. Bu nedenle lütfen adım sizde mahfuz kalsın” diyen profesörün mektubu özetle şöyle:

“Avrupa'nın Türk vatandaşlarına vize koyması 1981 yılında başladı. Pazarlık sonucu 1, 2 ve 3'üncü derece devlet memurlarına, vize gerektirmeyen ‘Yeşil Pasaport' hakkı tanındı. Zamanla bunun da suyunu çıkardılar! Belediye başkanlarını, devlet memuru olmayan danışman, müşavir gibi üst düzey çalışanları da işin içine kattılar.

Yeşil Pasaport olayı her geçen gün biraz daha yaygınlaştırılıyor ve yozlaşıyor. Avrupa Birliği yakında Yeşil Pasaport'a da vize koyarsa hiç şaşırmamak lâzım!

Her şeyi yozlaştırmakta üstümüze yok. Mesela doçentlik, profesörlük gibi önemli unvanlar da artık sıradan hale geldi. Baktılar ki bazı yandaşlar doçentlik sınavını veremiyor, sınavı kaldırdılar, iyi mi?

Profesörlük eskiden sadece üniversiteden alınabilen bir unvandı. Tuttular tüm eğitim hastanelerini (Haydarpaşa Numune vesaire) Sağlık Bilimleri Üniversitesi adıyla yapay bir sisteme bağladılar. Artık eğitim hastanelerinden de profesör olunabiliyor. Bu nedenle ortalık ‘bilgisiz doçent ve profesörlerden' geçilmiyor. Ülkemizi maalesef bu hale getirdiler!”

GÜNÜN SÖZÜ

Çalışan kişi için zaman altındır ve zamanı çalan hırsızdır! (Ataman Özbay)

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more