Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Yargıya güven sorunu

18 Kasım 2019

Trump'ın isteği üzerine talimatla ser­best bıraktırılan tutukluların bulunduğu Türkiye'de yargıya güven her geçen gün biraz daha azalıyor

İktidara yakınlığı ile bilinen ORC Araştırma Şirketi'nin açıkladığı “Ka­sım 2019 Gündem Araştırması”­nın sonuçları Türk yargısının durumu­nu bir kez daha gözler önüne serdi.

“Yargıya güveniyor musunuz?” sorusuna Türk halkının verdiği cevap­lar şöyle:

Güvenmiyor (Yüzde 68)

Kısmen güveniyor (Yüzde20,3)

Tam güveniyor (Yüzde11,7) Büyük umutlarla hazırlanan Yargı Re­formu Meclis'ten çıktığı gün, Adalet Bakanı Abdulhamid Gül “Şimdi uygulamaya bakacağız. Uygulama çok önemli” demişti.

Haklıdır. Yasalar ne kadar düzgün olursa olsun, uygulanmadığı vakit hiçbir anlamı kalmaz!

Türk yargısı, Meclis'ten çıkan Yar­gı Reformu'nu henüz benimsemişe benzemiyor.

Bunun somut bir örneğini hafta için­de İstanbul 37. Ağır Ceza Mahke­mesi'ne başvuran SÖZCÜ Avukatı İsmail Yılmaz yaşadı. Bunu yarın anlatacağım.

Hazine ve Maliye Bakanı Damat Berat Bey'in “Petrol ve doğalgaz arasın diye Akdeniz'e gemiler gönderdik. Hele bir şu petrolü bulalım, siz Türkiye'yi o zaman görün!” sözleri mizah konusu olmaya devam ediyor.

Milleti boş umutlarla oyalamamak lâzım!

Ülkemizde insanların ömrü beklemekle geçiyor. Zamanımızı ve emeğimizi iki paralık umut peşinde harcıyoruz.

Şair “Umit fakirin ekmeğidir. Ye Memet ye!” demiş ya… Halimiz işte öyle… Hazine ve Maliye Bakanı Damat Berat Bey de, diğer bakanlar da hep umut veriyor ama ekmek vermiyor!

Damat Berat Bey'in “Hele bir petrol bulalım, siz Türkiye'yi o zaman görün” sözlerini eleştiren İYİ Parti lideri Meral Akşener'in “Gel de Nasreddin Hoca'yı anma” demesi üzerine okurlarımdan birçok Nasreddin Hoca fıkrası geldi.

Bunlardan, konumuza uygun olan ikisini naklediyorum:

★★★

Günlerden bir gün, Nasreddin Hoca yoğurt mayası dolu bir bakracı eline alıp göl kenarına gitmiş.

Gölün çevresinde piknik yapan köylüler Hoca'nın göle kaşık kaşık yoğurt mayası çaldığını görünce şaşkınlıkla sormuşlar:

“Hayırdır Hocam, ne yapıyorsun böyle?”

Hoca “Göle yoğurt mayası çalıyorum” demiş.

“İlahi Hocam. Göle maya çalmakla göl hiç maya tutar mı?” demişler.

Nüktedan Nasreddin Hoca gülerek:

“Ya tutarsa?” demiş.

Hoca bu davranışıyla toplumda olmadık işlerle uğraşarak boş hevesler peşinde koşanlara ders vermek istemiş!

★★★

İkinci fıkra şöyle::

O yıl memlekette kıtlık olmuş, arpa, buğday kalmamış…

Kış fena bastırmış. Nasreddin Hoca, eşeğinin arpasını yavaş yavaş azaltmaya başlamış.

Her gün biraz daha eksilen arpa, sonunda bitme noktasına gelmiş.

Hoca hayvana yem verirken:

“Ölme eşeğim, ne olur ölme… Senin için tarlaya yonca ektirdim. Hele bir bahar gelsin, yoncalar bitsin, hepsi senin olacak, bol bol yiyeceksin” diye umut vererek arpayı daha da azaltmış.

Umut para etmediği için gıdasız kalan zavallı eşek açlıktan iyice zayıflamış, âdeta iskeleti çıkmış!

Hoca, bir sabah ahıra girince sevgili eşeğinin ölüsüyle karşılaşmış, üzüntü içinde:

“Vah zavallı eşeğim vah! Tam tasarrufa alışmıştın, neden böyle öldün?” demiş.

Kadim okurlarımdan Tarık Karslı gönderdiği mesajda “Bizim halimiz de ‘Ölme eşeğim ölme!' hikâyesine benzedi!” diyor.

Hapisteki gazeteciler

Geçtiğimiz cuma günü “15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü” idi…

Uluslararası Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi, basın kuruluşlarıyla ortak bir toplantı düzenleyerek, hapisteki gazeteci ve yazarların özgür bırakılması çağrısı yaptı.

Bizim demokratik ve özgür bir ülke olduğumuz söylenir ama, cezaevlerimiz tutuklu ve hükümlü gazetecilerle doludur.

PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral, konuşmasında:

“Eğer bir ülkede haksız yere hapiste yatan bir tek insan dahi varsa, hiç ama hiçbir gazeteci, yazar, özgür değildir. Bu kadar çok insanın hapiste olması da bir gözdağı vermek anlamına geliyor” dedi.

Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner “Bugün ülkemizde gazeteci ve yazar arkadaşlarımız ve aydınlarımız haksız yere parmaklıklar arkasına kapatılmıştır” diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Demokrasinin yeşereceği günlerin umuduyla” mücadeleye devam etmek gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Şu anda 115 gazeteci cezaevinde yatıyor… 10 bini aşkın gazeteci işsiz! 3810 gazetecinin basın kartı iptal edildi. Meslektaşlarımızın önce basın kartları iptal edildi, sonra da ‘Hapiste basın kartı olan kimse yok' denildi. Biz, ülkede basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü üzerindeki ağır baskıların kaldırılmasını ve tutuklu meslektaşlarımızın özgür bırakılmasını istiyoruz.”

GÜNÜN SÖZÜ

Tünele girince dikkatli olun, umut zannettiğiniz ışık tren farı olabilir!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more