Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

SEN NEYMİŞSİN İSTANBUL

30 Mayıs 2019

23 Haziran'da yapılacak seçimler için AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş çok ilginç bir söylemde bulunuyor. “Eksikleri, hataları görüyoruz, önce 23 Haziran'ı geçelim, uygun görürsek, siyasi bakımdan tövbe istiğfar ederek yanlışlarımızdan kurtulacağız.”Peki Sayın Kurtulmuş eğer seçilemezseniz tüm eksik ve hatalara devam mı edeceksiniz? Ve bu tövbeyi sadece seçimin yapılacağı İstanbul halkı için mi yoksa tüm 82 milyon için mi edeceksiniz? Tövbe işlenmiş günahlar için yapılır Sayın Kurtulmuş. Demek ki günah işlediğinizi kabul ediyorsunuz. Yapacağınız bu tövbenin de AKP'nin işlediği tüm günahlar adına olması gerektiğini  sanıyorum. Hangi günahlarınız için tövbe edeceğinizi şöyle sırasıyla saysanız da Türk halkı sırasıyla görse. Sayamazsınız ama bir şeyi vurgulamadan da geçemeyeceğim, AKP, ilk iktidara geldiği yıllar iyi şeyler yapmıştı. Ancak o zamanlar siz AKP'de değildiniz ve bulunduğunuz partiden de AKP'ye veryansın ediyordunuz. Bırakın bunları Allah aşkına, acaba şu canım İstanbul, sizi onu betona gömüp yaşanmaz hale getirdiğiniz için affedecek mi?

Sayın İmamoğlu mazbatayı alınca büyük şehirdeki sadece vakıf ve cemaatlere aktarılan kaynakları açıkladı ama gelin görün ki bunları hiçbir yandaş medyada göremedik. İlginç olan da bu 18 günlük başkanlığı sırasındaki yolsuzlukları açıklamasına karşın, arkadaş bir dakika yanlış söylüyorsun diyen biri de çıkmadı. Çünkü hepsi belgeliydi. Demek ki bu aysbergin sadece görünen küçük bir bölümü.

Değerli Okurlar, göreceksiniz ki 23 Haziran'dan sonra, şu ana kadar yapılmış tüm israflar, haksız hukuksuz ihaleler, yandaşlara akıtılan kaynaklar batmış geminin malları gibi ortaya dökülecek. İstanbul seçimi sen neymişsin? Tüm AKP yetkilileri, bürokrasi ve devlet olanakları İstanbul seçimi için kullanılıyor. Niye bu kadar asılıyorsunuz İstanbul seçimine diye sormak geliyor içimden. Ama Sayın Cumhurbaşkanı cevabı veriyor; İstanbul, Türkiye'dir.

Değerli Okurlar, camilerde artık siyaset alanı oldu. Efendiler, ne olur günahtır, camiye siyaset sokmayın. Cami tüm müminlerin kutsal mekanıdır. Düşünebiliyor musunuz Sayın İmamoğlu, camiye yetişmek için koşar adım giderken yuhalanıyor. Bu yakışıyor mu? Peki Sayın Cumhurbaşkanı mübarek Ramazan günü Eyüp'te kıldığı Cuma namazından sonra basamaklarda siyasi konuşmalar yapıyor. Oy çalmalardan söz ediyor. Yanında da Diyanet İşleri Başkanı sessizce bakıyor. “ÇALDILAR”. Bu ne anlama geliyor, çalan kim, kimler? YSK'nın açıkladığı içerikte çalma diye bir söz var mı? Yok. Zaten Sayın Binali Yıldırım'da sesimi duyurmak için  “mecburdum çaldılar demeye” demedi mi! Yapmayın, kimseyi ne olursa olsun çalmakla suçlayamazsınız!

Tüm yaşam ve özellikle de seçim süresince ülkedeki her türlü güvenlikten sorumlular İç İşleri Bakanı ve Adalet Bakanı'dır. Onların seçim süresince tarafsız olmaları gerekmez mi? Bırakın tarafsızlığı Sayın Yıldırım için çalışıyor ve açıklamalar da bulunuyorlar. Bakın Sayın Soylu ne diyor? Biz hakkımızı savunmayalım mı, İstanbul bir karar verecek ya küresel bir güç merkezi olacak, ya da küresel sistemin arka bahçesi. Bize arka bahçe olmak hiçbir zaman yaraşmaz. Ve Adalet Bakanı Sayın Gül devam ediyor; “CHP adayının seçimden sonra iptal sürecine kadar nasıl o makyajının döküldüğünü hepimiz gördük. Binali Yıldırım başkanımızı seçmek, İstanbul' un daha fazla hizmete daha fazla güzelliklere kavuşması için büyük bir imkan olacak.”

Sayın İmamoğlu katıldığı programlarda Sayın Yıldırım ile istediği televizyonda açık oturumlara çıkar mısınız dediklerinde büyük mutlulukla diyor. Aynı soruyu, Sayın Yıldırım'a sordular, bu soruya ben yalnız başıma cevap veremem, sormam lazım, dedi. Peki diyelim ki Sayın Yıldırım seçimi kazandınız, televizyonda tek başıma karar veremem dediğinize göre İstanbul'u yönetirken de bir bilene mi soracaksınız?

Sayın Bakanlar, Sayın Soylu ve Sayın Gül, siz bırakın seçimleri de şu sorulara cevap verin lütfen.
◦        Sayın Akşener'in evinin önünde toplanan ve tehditler savuran kalabalıklar
◦       Kılıçdaroğlu'na yapılan linç girişimi
◦       Yeni Çağ yazarı Sayın Yavuz Selim Demirağ'ın evinin önünde darp edilmesi
◦       Antalya'da gazeteci İdris Özyeli'nin dövülmesi
◦       Sayın Sabahattin Önkibar'a yapılan alçak saldırı.

Gelin görün ki, bu saldırıları gerçekleştirenlerin hepsi de serbest. Bu yapılanlar karanlığın işaretleridir Sayın Bakanlar, hele hele yapanların ellerini kollarını sallayarak serbestçe gezmeleri de ,kamu vicdanını yaralamaz mı?Geçenlerde bu konular metroda konuşuluyordu kulak misafiri oldum yaşlı bir beyefendi “beyler eşkiya şehre indi” demez mi !……

Değerli Okurlar, susmak ve yılgınlık yok, asla da olmayacak. Cumhuriyet'in demokrasiye ve hukuka inancı tüm yüreklerimizde dimdik ayakta. Yönetenler güvendiğiniz AKP seçmeni bile YSK'da ki hukuksuz iptalin bilincinde. Bu halk Sayın İmamoğlu'nu çok sevdi ve bağrına bastı. Sayın İmamoğlu, AKP'nin elindeki 17 yıldır kullandığı tüm seçim taktiklerinin hepsini ellerinden aldı. Bırakın İstanbul halkını çocuklar bile; “HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” diye avaz avaz bağırıyor…

SON SÖZ:  “İNSAN, DÜNYADA BİR HAK'DAN BİR DE HAKSIZ OLMAKTAN KORKMALIDIR.”
ABDÜLHAK HAMİT TARHAN

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more