Sözcü Plus Giriş
ÜMİT ZİLELİ

Suriye’de yapılması gereken çok açık ama bir engel var!..

26 Eylül 2019

AKP'li Cumhurbaşkanı, birkaç gündür ABD'de…

New York'a ayak bastığı ilk gün Başkan Trump ile görüştü, ama telefonla!.. Bazı kendini bilmezler, “Trump'la telefonla görüşmesi için ille de Amerika'ya gitmesi gerekmiyordu, Türkiye'den de görüşebilirdi” diye laf sokuşturdular ama olsun, çok önemli görüşmeler yaptı Cumhurbaşkanı…

Mesela “Yahudi Birliği temsilcileri” ile bir araya geldi… Neler konuşuldu bilmiyoruz! Demek ki yanında götürdüğü “gazeteciler” için pek önem arzetmiyordu!..

Yine, mesela ABD'li Müslümanların temsilcileriyle buluştu… Burada söyledikleri ise harfi harfine iletildi; demek ki önemli olan buydu!..

Ardından ABD Yargı Komitesi Başkanı Lindsey Graham ile yaptı…. Bu Evangelist senatör Kudüs'ün İsrail'in başkenti olmasını cansiperane desteklemişti mesela!.. En önemli özelliği ise Amerika'nın dünyaya müdahalelerini, tüm işgalleri gözü kapalı destekleyen bir politikacı!..

Gördüğünüz gibi Erdoğan, üç dinin temsilcileri ile de görüştü, bir tek ABD Başkanı ile görüşemedi; hep teğet geçtiler!.. Birleşmiş Milletler'de bir sıra arayla konuştular; yine olmadı. O akşam düzenlenen yemekte Trump'ın masasında Sisi oturduğu için Erdoğan'ın son anda salona girmediği iddia edildi yine görüşemediler!..

Ancak, Allah'ı var, Trump konuşmalarında bol bol övdü Cumhurbaşkanı'nı; “Rahip Bronson'u şak diye nasıl verdiğini sonra da nasıl iyi arkadaş olduklarını” filan anlattı!..

Bunların hepsi güzel tabii… de asıl konuşulması gerekenler, Fırat'ın Doğusu, güvenli bölge, PKK/PYD'ye akıtılan on binlerce TIR dolusu silah konuları havada kaldı!..

Belki de giderayak görüşürler, belli mi olur!..

Uçaklarımız bile izinli uçmuş!..

Gelelim benim anlayamadığım mevzulara…

AKP'li Cumhurbaşkanı, daha ABD'ye gitmeden haftalar öncesinden başlamak kaydıyla, eğer stratejik ortak oyalamaya devam ederse Fırat'ın Doğusuna gireceklerini defalarca söylemişti!.. Verilen mühletin dolmasına yalnızca sayılı günler kaldı!..

Cumhurbaşkanı ABD'deyken iki önemli gelişme yaşandı; Amerikan askerleriyle ortak keşif harekatı yapıldı, 3.5 saat civarında iki Türk F 16'sı aynı bölgede havadan kontrol uçuşu yaptı… Köşe komşum Can Ataklı daha dünkü yazısında bunun nasıl gerçekleştiğini şöyle anlattı:

Yandaş medyanın kalemlerinden birinin yazdığına göre, Türkiye'nin baskıları sonucu ABD uçaklarımızın uçuşuna izin vermişti!..

Güzel itiraf doğrusu! Türkçeye çevirirsek o bölgede uçuşlarımız ABD tarafından yasaklıydı, bu kez yalnızca karadan keşif harekatı yapılan bölge üzerinde uçuşa izin verilmişti!.. Erdoğan'a Amerikada'yken yapılan bir jest mi, yoksa ilanihaye devam eden “ABD oyalaması” taktiklerinin bir parçası mıydı bilemiyoruz tabii?.. Aynı sıralarda uçurulan bir haberle ABD'nin Türkiyeye yeni bir paket sunduğu iddia edildi. F-35 ve Patriot füzelerini de içeren 100 milyar dolarlık bir ekonomik işbirliği paketiydi söz konusu olan!..

-Ehh, bu da bir şeydir mi demek lazım, bilemedim doğrusu!..

Görünen köy kılavuz ister mi?!.

Şimdi, hiç eğip bükmeden işin aslına bakalım…

Bizi yıllardır hemen her konuda oyalayan, en büyük Türk büyüklerinin deyişiyle “kandıran” ABD, gözümüzün önünde 72 bin TIR dolusu silah ve mühimmatı PKK/ PYD güçlerine akıttı ve de akıtmaya devam ediyor mu? Ediyor!.. Bu teröristlere bizzat Amerikan askerleri eğitim veriyor mu? Veriyor!.. ABD'nin oradaki komutanları ve Pentagon sözcüleri bu teröristlerden SDG adı altında o bölgedeki “partnerimiz” yani ortağımız olarak söz ediyor mu? Ediyor!.. Bunlarla ilgili olarak elimizde sarsılmaz kanıtlar var mı? Var!.. Stratejik ortağımız (!) ABD bu kanıtları takıyor mu? Tabii ki takmıyor! Umrunda bile değil, bütün istediği, “atı alıp Üsküdar'ı geçene kadar” durumu idare etmek!..

Diğer tarafta, Suriye rejiminin kuvvetleri İdlib de dahil olmak üzere topraklarının önemli bölümünü kontrol altına aldı mı? Aldı!.. Esad'ın düşürülmesi artık hayal oldu mu? Oldu!.. Esad, Türkiye'nin taa en baştan beri sürdürdüğü yanlış politikaları bir tarafa bırakıp, daha geçen gün SGD, yani PKK/PYD'yi terörist olarak ilan etti mi? Etti!..

Şimdi şapkamızı önümüze, elimizi de vicdanımıza koyup düşünelim; böyle bir tabloda Türkiye'nin önünde kaç seçenek var sizce?..

Türkiye ya ABD ile anlaşıp 20 kilometre derinlikte, 480 kilometre uzunlukta bir toprak parçasını “güvenli bölge” ilan edecek…

-Ya da Suriye ile anlaşıp, İran ve Rusya'nın da desteğini alıp teröristlerin o bölgeden tamamen temizlenmesi operasyonuna başlayacak!..

Birinci şık hayata geçerse olacak olan şu. 140-150 bin olduğu tahmin edilen PKK/PYD güçleri, güvenli bölgenin hemen dışında ve ABD şemsiyesi altında konuşlanacak ve fırsat beklemeye başlayacak! Aynı zamanda her şekilde ve her zaman emperyalizmin elinde bir şantaj ve tehdit silahı olacak!..

İkinci şıkta ise bu toprakların meşru sahibi ile yapılacak bir anlaşma ile gelecekte büyük bir baş belası olabilecek bu terör kaynağının daha başında yok edilmesi fırsatı ele geçecek, ABD ve İsrail'in “Büyük Kürdistan” hayali çökecek, emperyalist yayılmacılık büyük bir tokat yiyecek!..

Asıl önemlisi ise Türkiye kendi geleceğini kendisi belirlemiş olacak. Buradaki hayati soru ise şu:

Başta Erdoğan, bu iktidarın böyle bir adım atması beklenebilir mi?!.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more