Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Papa’nın müslüman olma ihtimali, bunların bu memlekete adalet getirme ihtimalinden fazladır

29 Aralık 2019

2019'a…

Varlığıyla onur duyduğumuz Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'ı hapse atmaya çalışarak başladılar.

Tank palet fabrikamızı Katar'a verdiler.

Binali Yıldırım, meclis başkanlığından istifa etmeden belediye başkan adayı oldu, “meclis başkanı olarak siyasi faaliyet yürütmeniz anayasaya aykırı değil mi?” diye sordular, “seçim siyasi faaliyet değildir” dedi.

Enflasyon uçtu, zincir marketler “vatan haini” ilan edildi.

Soğan depolarına baskın yapıldı, soğanı sanki başka yerde saklamak mümkünmüş gibi “depoda yakalandılar” diye manşetler atıldı.

“Dünya lideri manavı” açıldı, işporta tezgahlarında karneyle domates patates sattılar.

Burhan Kuzu “mevsiminde yerseniz pahalı olmaz” diye akıl verdi… Kuzu kıyma mesela, mevsiminde yemediğimiz için mi pahalı? Niye saman ithal ediyoruz, mevsiminde yemediğimiz için mi?

Asrın liderimiz “belediye seçimlerinde 1994 ruhunu yakalayacağız” dedi. Böylece… 17 senedir memleketi yönetip, 25 sene öncesini yakalamaya çalışan bir iktidar, dünya tarihinde ilk kez görüldü.

Fransa, 24 Nisan'ı soykırımı anma günü ilan etti, dünya lideriyiz diyen arkadaşların gıkı bile çıkmadı.

Abdülhamid'in torunuyum diyerek, Boğaz'daki Suada'yı isteyen ve kendisine “sultan” diye hitap edilmesini isteyen arkadaş, Kurtuluş Savaşı kahramanımız, ikinci cumhurbaşkanımız, tarihin gördüğü en namuslu devlet adamlarından İsmet İnönü'ye “hırsız” dedi.

Binali Yıldırım'ın özel garsonunu Tbmm'de müşavir kadrosuna aldırdığı ortaya çıktı.

Sözcü gazetesine “pislik silmek için kullanılan paçavra, şerefsizler, yalayıcılar” diyen Nihat Zeybekçi, İzmir belediye başkanı adayı olunca, Sözcü gazetesini ziyaret etti, Emin Çölaşan'la sohbet etti.

Akp yandaşı sarıklı yobaz, Akp'ye oy vermeyenlere “kafir” dedi, “onlara muhtarlık bile verme yarabbi” diye dua ettirdi.

Asrın damadımız, 2019 yılında 2.5 milyon kişiye iş bulunacağını açıkladı… O gün işsiz sayısı 4 milyondu, bugün 4 milyon 596 bin.

Millet ittifakına hakaret ederken, millet'e “zillet” dediler, “illet” dediler.

Oğluna atılan iftirayla kahrolan, sadece ruh dünyası değil, vücut dengeleri de allak bullak olan Ertuğrul Akbay, vefat etti.

Asrın liderimiz, Türkiye'nin uzay yarışında yeralmasını cehape'nin engellediğini söyledi, “eyy cehape, sen istesen de istemesen de biz uzaya çıkacağız” dedi.

Türkiye patates ithal etti.

“Keşke Yunan galip gelseydi” diyen tımarhanelik fesliye geçmiş olsun ziyareti yapan Akp'nin diyaneti… Çanakkale Zaferi hutbesinde, Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal'den tek kelime bahsetmedi.

Tüm zamanların en yüksek tirajına ulaşan Mustafa Kemal kitabını yazdığım için, tüm zamanların en kapsamlı karalama ve iftira kampanyasıyla karşı karşıya kaldım.

Yobaz Akit televizyonunun celladı, idam sehpasının önünden yayın yaptı, Chp genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun asılmasını istediklerini söyledi.

Asrın liderimiz, Meral Akşener'i hapisle tehdit etti, “birileri şu anda hapiste süre dolduruyor, aynı yola sen de düşebilirsin, hanımefendinin kaçacak deliği yok, milletvekili değil, hesaplaşacağız, onun hesabı ağır olacak” dedi.

Meral Akşener'i fetoyla el sıkışıyormuş gibi haber yaptılar, yalan çıktı.

Temel Karamollaoğlu'nu elinde rakı kadehi tutuyormuş gibi haber yaptılar, yalan çıktı.

Muharrem İnce'yi camide bisiklete biniyormuş gibi haber yaptılar, yalan çıktı.

Mansur Yavaş hakkında iftira kampanyası yürüttüler, “Kandil'in gönderdiği teröristleri belediyede işe alacak” dediler.

Asrın liderimiz, Mansur Yavaş hakkında konuştu, “adamda her türlü yolsuzluk var, sahte senet cambazı, vergi kaçakçısı, bu şahıs kimin adayı belli değil, bu seçime girebilse bile seçimden sonra çok ciddi bedel ödeyecek, benim milletim terör örgütü destekçilerine oy vermez” dedi.

Atatürk Havalimanı kapatıldı, yıkıldı.

İstanbul büyükşehir belediye başkanlığını Ekrem İmamoğlu kazandı… Asrın liderimiz kabul etmedi, “seçim bütünüyle usulsüz, organize suç işlendi” dedi, “elimizde kamera kayıtları var” dedi.

Binali Yıldırım seçimi kaybetmesine rağmen, “ben kazandım” dedi.

Büyüçekmece'de Maltepe'de polis zoruyla insanların kapısına dayanıp, kime oy verdiklerini sordular.

Akp zihniyetinin, insanları soyadlarına göre fişlediği ortaya çıktı… Akp'nin büyükçekmece adayı Mevlüt Uysal “kaydı silinen seçmenlerin soyadlarını taradığımızda Ak Parti'ye oy verenler olduğunu görüyoruz” dedi.

Binali Yıldırım “sandıkta yolsuzluk yaptılar, oylarımızı çaldılar, sandık hırsızlığı yaptılar, bu seçim başlı başına murdar olmuş bir seçimdir, murdar etin kavurması olmaz” dedi.

Aynı zarfta dört oy kullandık, aynı zarftaki üç oyun geçerli, birinin hileli olduğunu açıkladılar! İstanbul büyükşehir seçimini iptal ettiler.

Gültan Kışanak'ı görevden alıp, Diyarbakır'ı yönetsin diye atanan kayyumun, mütevazı makam odasını saray odasına çevirdiği, varaklı şatafatlı mobilyalarla doldurduğu, odanın arkasına pahalı mermerle kaplanmış özel banyo yaptırdığı ortaya çıktı.

Belediyeler Chp'ye geçince, tarihin en büyük yağması ufak ufak ortaya çıkmaya başladı… Milyarlarca doların nasıl israf edildiği, kimlere peşkeş çekildiği, milyarlarca dolarlık borçların nasıl buhar edildiği, hangi yandaş vakıflara kaç milyar lira indirildiği, işe bile gelmeden maaş alanlar ortaya çıktı.

Gözü dönmüş para hırsı yüzünden Soma'da 301 madencimizin katledilmesine sebep olan şirketin yönetim kurulu başkanı tahliye edildi, öldürülen işçi başına sadece altı gün yattı.

Kılıçdaroğlu'nu şehit cenazesinde organize saldırıyla linç etmeye çalıştılar, taşladılar, bir eve sığındı, “evi yakın” diye bağırdılar.

Karikatürist Musa Kart ve Cumhuriyet yazarlarını yine hapse attılar.

Boğaziçi Üniversitesi İslam Topluluğu tarafından davet edilen Yunan yazarın, Atatürk'ü “şeytan” ilan ettiği, İslam Topluluğu öğrencilerinin hep bir ağızdan “şeytannn” diye bağırdığı ortaya çıktı.

Ekrem İmamoğlu'na “Pontuslu” dediler.

Trabzon halkına “Rum, Yunan” dediler.

Akp zihniyetinin, insanları sadece soyadlarıyla değil, aynı zamanda tiplerine göre de fişledikleri ortaya çıktı… Binali Yıldırım “sandık görevlileri seçmene bakıyor, Ak Parti'nin adayına oy verecek gibi görünenlere oy pusulası vermiyorlar” dedi.

İstanbul büyükşehir belediyesinde, son altı yılda, fikir olarak hazırlanan, ama “uygulanmayan proje”lere, 226 milyon lira ödendiği ortaya çıktı… Uygulanmayan ama 226 milyon lira ödenen fikir!

Asrın liderimiz, demokrasi duayenimiz Hüsamettin Cindoruk'a “ulan kendine gel terbiyesiz, beyni sulanmış, aklı git gel yapıyor, be ahmak, bunun bedelini ödeyecek, yanına bırakmam” dedi.

Binali Yıldırım “seçimde oyları çaldılar dedim ama, çaldılar demeye mecburdum, çaldılar demem hukuki bir terim değil” dedi!

“Ekrem İmamoğlu vatandaşa tokat attı” dediler.

“Ekrem İmamoğlu valiye küfretti” dediler.

Mursi öldü… Akp'nin diyaneti “şehit” ilan etti, Türkiye genelinde gıyabi cenaze namazı kıldırdı.

Asrın liderimiz miting kürsüsüne çıktı, “seçimde Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz” diye sordu.

“Bu seçim Türkiye'nin beka seçimidir” diyorlardı, Hdp seçmenini kafalamak için Apo'dan mektup getirdiler, devletin haber ajansı Anadolu Ajansı'yla servis ettiler.

Apo'ya “yerli ve milli şahsiyet” dediler.

Osman Öcalan'ı Trt'ye çıkarıp Akp'ye oy istediler.

Asrın liderimiz “doğrusu ben Osman Öcalan'ın kırmızı bültenle arandığını bilmiyordum” dedi.

Ekrem İmamoğlu fark attı, tekrar edilen seçimi de kazandı… Asrın liderimiz “İstanbul'u Ak Parti kazandı” dedi.

Libya'da Türkiye'ye ait insansız hava aracı düşürüldü, Libya iç savaşına burnumuzu soktuğumuz ortaya çıktı.

Kendi hava sahasını korurken Rus uçağı düşüren Türkiye… Kendi hava sahasını korumak için Rus füzesi aldı!

Parasını peşin ödeyip S400 aldık, kullanamıyoruz. Parasını peşin ödeyip F35 aldık, vermiyorlar.

Bağımsız yargının (!) adli yıl açılışı sarayda yapıldı.

Merkez bankası başkanı zart diye görevden alındı, asrın liderimiz “baktık adam laf dinlemiyor, görevden aldım” dedi.

“Tek adam tek adam diye nakarat yapıyorlar, neymiş ben tek adammışım, hepsi yalan” dedi.

15 Temmuz'un yıldönümü töreninde Vahdettin posteri taşıdılar.

“Reis bizi Afrin'e götür” sloganının mucidi olan Akp gençlik kolları başkanı, 18 günlük bedelli askerlik yaptı.

Bursa'nın Akp'li büyükşehir başkanı “30 Ağustos halkı ilgilendiren bir bayram değil, orman gününden farkı yok” dedi.

Asrın liderimiz, harem-selamlık eğitim için müjde verdi, “kadın üniversitesi” açacağını söyledi.

Abdurrahman Dilipak yazdı… “Helal etiketli şampanya bile var, tesettürlü kadınlar bekarlığa veda partileri veriyor, yat partilerinde konken oynayan türbanlılar var, altın kaplamalı pasta sunumları yapılıyor, başörtüsü başörtüsü olmaktan çıktı, aksesuara dönüştü, gay dergahlarına az kaldı, gökkuşağı renkli sarıklara, çiçekli cübbelere az kaldı, haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor, Lale Devri sosyetesinin yaptıklarını Osmanlı zannediyorlar, bu işlerin içinde siyasilerin, bürokratların yakınları var” dedi.

Diyanetin cuma hutbesinde “dar giyinen erkekler mahremiyetini koruyamaz, erkeklerin dar giyinmesi tesettüre uymaz” denildi.

Duayen tiyatrocumuz Orhan Aydın'ı gözaltına aldılar.

Türkiye'nin gururu sanatçımız Zuhal Olcay'a asrın liderimize hakaret ettiği gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis cezası verilmişti, Yargıtay onadı.

Hayırsever Rıza bey davasından ABD'de 28 ay hapis yatan Halkbank genel müdür yardımcısı, VIP salonundan yurda giriş yaptı, asrın damadımız tarafından karşılandı, Borsa İstanbul'un genel müdürü yapıldı.

Türkiye'nin kefen parası, yani Merkez Bankası'nın olağanüstü durumlar için ayırdığı ihtiyat akçesi, Hazine'ye aktarıldı.

Tbmm başkanı “milletvekilleri bu maaşla geçinemiyor” dedi.

Kazdağları'nda orman katliamı yapıldı.

Kanadalı maden şirketinin ceo'su “parasını verdik, Kazdağları'ndaki ağaçları sizin hükümetiniz kesti” dedi.

Salda Gölü, millet bahçesi ayaklarıyla Toki'ye verildi.

Netflix'i YouTube'u Rtük eliyle sansürlemek için yönetmelik çıkardılar.

Apo'nun mektubuyla oy istediler… Sonra da “bunlar pkk'lı” diyerek Hdp'li belediyelere kayyum atadılar.

Diyanetin 30 Ağustos hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk'ten tek kelime bile bahsedilmedi.

Seçim öncesinde “doğalgaz bulduk” dediler, seçimden sonra doğalgaza yüzde 35 zam yaptılar.

İstanbul'da güya din eğitimi verilen tarikat yuvasında 30'dan fazla erkek çocuğuna tecavüz edildiği ortaya çıktı.

İçişleri bakanımız, Ekrem İmamoğlu'na “pejmürde ederim” dedi.

Sandıklarda oy çalınmasını önleyerek, Chp'nin İstanbul'u kazanmasını sağlayan Canan Kaftancıoğlu'na 9 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

Dünyanın en şerefli insanlarından biri olan, değerli ağabeyim Uğur Dündar'a, kişilik haklarına hakaret ettiği gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis cezası verdiler, bu ceza karşılığında beş ay boyunca haftada iki saat “şerefe karşı suçlar” konulu kitap okumasına hükmettiler.

Doktorluk kadrolarını “taşınır mal” ibaresiyle, icradan satışa çıkardılar.

“Ketçap şehvet uyandırır” diyen ulema arkadaş, bu defa “kadınların yanlarında mahremi olmadan 90 kilometreden fazla araba kullanması haramdır” dedi.

Bakara makaracıyı Prag büyükelçisi yaptılar.

Dilovası'nda insanların nasıl kanser edildiğini bilimsel verileriyle ortaya koyan akademisyen Bülent Şık, bunları açıkladığı için 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Kazdağları'na siyanür boşaltılmasında sakınca görmeyen sayın hükümetimiz, sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle, özel otomobilde sigara içilmesini yasakladı.

Güya Pkk'yı yoketmek için, Fetih Suresi okuyarak mehter marşı eşliğinde Suriye'ye girdik… Trump açık açık “Işid savaşçılarından ve ailelerinden siz sorumlu olacaksınız, söylediklerimin dışına çıkarsanız, Türkiye ekonomisini mahvederim” dedi, köktendinciler bize kakalandı, Pkk yerinde duruyor.

Trump dümdüz söyledi, “Pkk bizimle birlikte çalıştı, onlar kendi toprakları için savaşıyor, silah ve büyük miktarda para verdik” dedi.

Bizim bademler Türkiye'yi Araplara peşkeş çekti ama… Arap Birliği Esad'ın yanında saf tuttu, Türkiye'yi kınadı!

Trump, asrın liderimize mektup yazdı, “terör örgütüyle otur anlaş, senin bazı sorunlarını çözdüm, uysal ol, aptallık etme” dedi, kendi mektubuna “general” dediği Pkk'lının mektubunu iliştirdi.

Asrın liderimiz “asla ateşkes ilan etmeyiz” dedi, ertesi gün ateşkes ilan ettik, hâlâ ateşkesteyiz.

Asrın liderimiz cuma namazını müteakiben Çamlıca camisinde imamın elinden mikrofonu aldı, “küffara karşı şiddetli olacağız” dedi… Ateşkes devam ediyor.

Trump'ın her dediğini yaptık, buna rağmen Türkiye'ye “yaptırım yasası”nı imzaladı. Üstüne, sözde soykırımı tanıdılar.

Haydarpaşa garı, antin kuntin ihaleyle Bilal'in elemanına verildi.

Asrın liderimiz Tbmm'de konuştu, “cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden rahatsız olanlar var, acaba Gazi bu ülkeyi parlamenter sistemle mi yönetmişti” dedi… O konuştuğu Tbmm'yi Gazi kurdu.

19 Mayıs, 23 Nisan ve 29 Ekim'de aklınca Atatürk'ü yok sayan Akp'nin diyaneti, 10 Kasım cuma hutbesinde bir fatiha bile okumadı.

Asrın liderimiz, emeklilikte yaşa takılanlara rest çekti, “İskandinav ülkeleri bu yüzden battı” dedi… Battı denilen İskandinav ülkeleri, dünyanın en refah ülkeleri sıralamasında en önde.

Tesettür sosyetesi, kırk günlük bebeğe tek taş yüzük taktı.

Başbakan Erdoğan, 2014'te kanun çıkardı, termik santrallara baca filtresi takılması için beş yıl süre tanıdı. Akp genel başkanı Erdoğan, 2019'da kanun çıkardı, termik santrallara baca filtresi takılması için üç yıl süre daha tanıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan “böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değil” dedi, veto etti.

Şahsım devleti ilan edildi… İngiltere, Almanya, Fransa ve “şahsım” dörtlü zirve yaptık dedi.

Yüce meclisimiz kanun çıkararak Türkiye'nin en önemli sorununu çözdü, sayın milletvekillerimize kırmızı ışıkta geçme hakkı tanındı!

Ali Babacan parti kurmaya karar verince, asrın liderimiz “ümmeti parçalamaya hakkın yok” dedi.

Faizsiz finans ayaklarıyla, Resmi Gazete'de şeriat hükümleri yayınlandı.

Sudan'dan eşek eti ithal etmek için anlaşma imzaladık.

İblid'ten 100 bin Suriyeli yola çıktı, iki milyon Suriyelinin daha gelmesi bekleniyor.

Kanal İstanbul sekiz sene aradan sonra gene gündeme geldi, asrın liderimiz “isteseniz de istemeseniz de yapacağız” dedi.

Meğer, Katar emirinin annesiyle, Suudilerin, bölgede çoktaaan arazileri kapattığı ortaya çıktı.

Kanal İstanbul'a 20 milyar dolar harcanacağı açıklanırken, asgari ücrete günlük 10 lira zam yapıldı.

“Hazreti Nuh'un cep telefonu vardı” diyen akademisyen, Karadeniz'de yüzlerce atom bombası büyüklüğünde patlama olacağını, İstanbul Boğazı'nın yıkılacağını, bu yüzden Kanal İstanbul'u yapmamız gerektiğini söyledi.

Bir başka doçent, Tapınak Şövalyeleri'ne ait hazine yüklü 10 geminin Büyükçekmece'ye geldiğini, bu kayıp gemileri bulmak için Kanal İstanbul'u yapmamız gerektiğini izah etti.

Yunanistan'ın burnumuzun dibindeki adalara emrivakiyle oturmasına ses çıkarılmazken… Asrın liderimiz “Libya'ya asker göndereceğiz” dedi.

Uyuz salgını başladı.

2019 biterken…

Yargı reformu yaptılar!

Emin Çölaşan'a Necati Doğru'ya Metin Yılmaz'a Mustafa Çetin'e Yücel Arı'ya Gökmen Ulu'ya Yonca Yücekaleli'ye hapis cezaları verdiler, Burak Akbay'ın tutuklamaya yönelik yakalama kararı devam ediyor.

2020'ye girmemize iki gün var.

Dünyanın en kötü yönetilen ülkesinde, bu iki güne en az beş paragraflık daha kepazelik sığdıracaklarından eminim.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more