Sözcü Plus Giriş

Deprem uzmanından ‘yer değiştirme’ açıklaması: 30 kilometre kırılma var

Elazığ'da meydana gelen depremin ardından Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki saha çalışmaları gerçekleştiren İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri, elde ettiği bulguları kamuoyu ile paylaştı. Depremin değil yapıların can kaybına neden olduğu anlatılan toplantıda, binaların çürük olduğu için can kaybının yüksek olduğu değerlendirmesinde bulunuldu. Prof. Dr. Serdar Akyüz, yeni bir deprem olacağı ya da bölgenin deprem sonrası rahatladığını söylemenin mümkün olmadığına dikkat çekti.

Sibel GÜLERSÖYLER
14:46 -

Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından, deprem bölgesine giderek alan araştırmasına başlayan İTÜ Öğretim üyeleri, çalışmalarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. İTÜ Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Filiz Piroğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı toplantıya İTÜ İnşaat Fakültesinden Doç. Dr. Beyza Taşkın, İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Akyüz ve Öğretim Üyesi Dr. Cengiz Zabcı katıldı. Basın toplantısında Doğu Anadolu Fayı üzerinde yapılan çalışmalar ve bina güvenliği ile ilgili değerlendirmeler konuşuldu.

“BÖLGENİN RAHATLADIĞINI SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Doğu Anadolu Fay hattının geçtiği bölgeleri inceleyen akademisyenler, Mavi Göl apartmanın çökme nedenlerini de açıkladı. Depremin değil yapıların can kaybına neden olduğu anlatılan toplantıda, binaları çürük olduğu için can kaybının yüksek olduğu değerlendirmesinde bulunulurken, Prof. Dr. Serdar Akyüz, yeni bir depremin olacağı ya da bölgenin yaşaanan deprem sonrası rahatladığını söylemenin mümkün olmadığını ifade etti. Doç. Dr. Beyza Taşkın ise deprem yönetmeliklerine uygun yapılan binaların depremi hafif hasarla atlatacağına emin olduğunu belirtti.

“ÇEVRİMTAŞ KÖYÜ’NDE GÖLE KAYMALAR GÖRDÜK”

Ayazağa Kampüsü’nde gerçekleşen toplantıda araştırma heyeti elde ettiği bilgileri paylaştı. Bu kapsamda, Elazığ Depremi’nden bugüne bölgede 1000 civarında artçı depremler gerçekleştiğini kaydeden Prof. Dr. H. Serdar Akyüz, Sivrice’den itibaren fay hattını izlediklerini belirterek, belirgin bir kırık görmediklerini ancak fayın harekete geçtiğini anlattı. Akyüz, Çevrimtaş Köyü’nde de yüzey kırıklarına benzer köstebek yapılar ve göle doğru kaymalar gördüklerini belirtti.

FOTO: SÖZCÜ

Akyüz, “Kırılan kesim Hazar Gölü’nün hemen güney batısında bulunan Sivrice ilçesi ile Pötürge ilçesinin batısında kalan yaklaşık olarak 70 kilometre uzunluğunda Pötürge segmenti olarak bilinen bir segment üzerinde yer alıyor. Gerek ana şoka gerek artçılara baktığımız zaman fay düzleminin kuzeye doğru eğilimli olduğunu görebiliyoruz. Ana depremden sonra bin civarında artçı deprem kaydedildi. Bunlardan 100 civarında depremin 3’ten büyük, 20 civarında 4’ten büyük olduğunu ve bir tane depreminde beşten büyük olduğunu görüyoruz. Bu bölgenin zaten oldukça tehlikeli bir bölge olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Pötürge segmentinin sismik boşluk olabileceği düşünülmekte. Sivrice’den başlayarak güneybatıya doğru fay izi boyunca gözlemlerimize başladık. Ana fay kırığına ait çok belirgin bir yüzey kırığı göremedik. Bir takım tarihi kırıklar gördük, örneğin; 1999 depremlerinde olduğu gibi herhangi bir veri göremedik” ifadelerini kullandı.

“DEPREM OLACAK YA DA OLMAYACAK DEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Akyüz, depremi anlamaya çalıştıklarını belirterek, “Çok büyük bir deprem olmadığı için ek bir takım çalışmalara ihtiyacımız var. 30 kilometre civarında bir kırılma olduğunu fay üzerinde de 40 santimetre bir yer değiştirme olduğunu söyleyebiliriz. Olacak veya olmayacak demek spekülatif bir yaklaşım olur. Net bir şey şu aşamada söylemek mümkün değil, şu anda bu depremi anlamaya çalışıyoruz. Yeni bir deprem olacak ya da burası rahatladı demek doğru değil. Parametreleri henüz net olarak belirlemeden bunu söylemek mümkün değil. Bu fayın ya bir kesimi belki de tamamı kırılmış durumda yeni bir deprem olacak ya da olmayacak demek şu aşamada doğru değil. Sonraki günlerde daha net bir şey söylenebilir” diye konuştu.

“FAY VE KOMŞU PARÇALAR RİSK TAŞIYOR”

Prof. Dr. Cengiz Zabcı, “Açıkçası bizim aslında bu depremle değil daha öncesinde ilgimizi yoğunlaştırmaya başladığımız bir fay attı. Bizim üniversitenin mevcut şu anda yürüyen bir projesi var. Hazar Gölü’nü kapsıyor. Bunun ana sebeplerinden bir tanesi üniversitemiz mensuplarından Prof. Dr. Ziyadin Çakır’ın uydu Jeodezisini kullanarak, Palu ve Sivrice’nin güneyi arasında tespit ettiğimiz depremsiz kayma hareketi. O yüzden bu fay ve komşu parçalarının risk taşıdığını ve bu karmaşık yapının daha iyi çalışılması gerektiğini düşündük. Bu çalışmalara devam edeceğiz” dedi.

“ELAZIĞ’DA BİNALARIN YÜZDE 29’U KULLANILAMAZ HALDE”

İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Beyza Taşkın, binalarda daha detaylı inceleme yapmak için önümüzdeki günlerde Elazığ’a gideceğini belirterek, “1940’tan beri Türkiye’de deprem yönetmeliği var. Şu an Elazığ’daki bölgelerin çoğu 1975 deprem yönetmeliğine göre yapılmış ancak bu binaların bu yönetmelikten dolayı yıkıldığını göstermez. Bina yıkılmaları özel olarak değerlendirilmelidir. Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman ve Kahramanmaraş’da yapılan tespitlerde, 22 bin 991 adet binada Ön Hasar Tespiti yapılmış durumda (AFAD), 496 adet yıkık bina, 5 bin 401 adet ağır hasarlı bina, 616 adet orta hasarlı bina, 7 bin 960 adet hafif hasarlı bina, 8 bin 380 adet hasarsız bina ve acilen kaldırılması gereken 138 adet bina bulunmaktadır” diye konuştu. Taşkın, incelemeleri kapsamında binaların yüzde 29’unun kullanılamaz halde olduğunu da aktardı.

“İSTANBUL’DA KONTROLSÜZ BİNALAR TÜREDİ”

Taşkın, beklenen büyük İstanbul Depremi ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Taşkın, İstanbul’da deprem büyüklükleri ile ilgili, “Yerbilimcilerin İstanbul Depremi’ne dair büyüklük iddiaları ile bizim depremde binaların tasarımına dair aldığımız parametre ile örtüşmüyor. İstanbul’un dokusu Türkiye’nin herhangi bir yerinden farklı değil daha fena hatta. Çünkü, İstanbul sürekli göç alan bir şehir. Fazlasıyla kaçak yapılaşma oluştu ve bunlara da dönem dönem göz yumuldu. Sonuç itibariyle, kontrolsüz mühendislik hizmeti hiç almadan bir sürü bina türedi. Bu binaların büyük İstanbul Depremi’nde değil orta ölçekli bir depremde bile ayakta kalmalarını ben zor değerlendiriyorum” dedi.

“SİSMİK İZOLATÖR SİSTEMİ SONRADAN DA BİNAYA EKLENEBİLİR”

Elazığ’daki Şehit Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde kullanılan izolatör sistemleri ilgili de konuşan Taşkın, “Bu sistem binalara uygulanır ancak zaman alır, Örneğin, Cerrahpaşa’ya uygulayacaksanız bunun için hastaneyi tahliye etmeyi de göze almalı ve zamanınızı ona göre harcamalısınız. Binalara sonra dan da uygulanma örnekleri de mevcut Tarabya Oteli’nde olduğu gibi” ifadelerini kullandı.

“MAVİ GÖL APARTMANI’NDA PLANSIZ YAPILAŞMA, KALAY APARTMANI BİTİŞİK DÜZEN VAR”

Elazığ’da yıkılan Mavi Göl Apartmanı’na dair de açıklamalarda bulunan Taşkın, “Bu binada yumuşak kat çıkılmış, ağır kapalı çıkmalar ve plansız yapılaşma da var. Aykent ve Kalay apartmanlarında da malzemeden tasarruf etmek amacıyla bitişik duvar kullanılmış. İmar koşulları nedeniyle bitişik düzende inşa edilecek binaların arasında bırakılması gereken DERZ mesafelerine ait koşullar deprem yönetmeliğinde tanımlanmıştır. Buna göre minimum değerler, 6 m yüksekliğe kadar en az 30 mm, 6m’den sonraki her 3 m için ayrıca 10 mm eklenmesi gerekiyor bu binalarda da bu düzene uyulmadığını görmekteyiz” şeklinde konuştu.

“ÇARE AFETE DAYANIKLI TOPLUM”

İTÜ Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Filiz Piroğlu’da afet yönetimine dair, neler yapılması gerektiğini paylaştı. Piroğlu, “Afet yönetimi, müdahale, iyileştirme,bağış ve kaynak yönetimi ile enkaz yönetimi gibi bölümlerden oluşuyor. Bu süreçten en az hasarla çıkabilmemiz için çare var. Çare, afete dayanıklı toplum. Depremde ilk 72 saat altın saatlerdir. Bu süreçte her kurum ve her bireyin ne yapılacağını bilmesi gerekiyor. Mutlaka her ailenin bir afet planı yapması gerekiyor. Yapısal olmayan hasarlar çok görülüyor. Eşyaların mutlaka sabitlemesini sağlamalıyız. Bina envanterimizi değerlendirdiğimizde hangilerinin yıkılıp tekrar yapılması gerektiğine karar verebiliriz sismik yalıtımlı binalarda planlayabiliriz” dedi.

Son güncelleme: 16:12 31.01.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more