Sözcü Plus Giriş

FETÖ’ye var oluş sebebi olarak karşı çıkanları da bu sürece soktuğunuzda sulandırma olarak yorumlanabiliyor

Adalet Bakanı, SÖZCÜ Davası’ndan çıkan karar için böyle dedi: Bakan Gül’e, yıllardır FETÖ ile mücadele eden SÖZCÜ’ye FETÖ iddiasıyla ceza verilmesi soruldu. Gül, davada Yargıtay sürecini hatırlattı, “Tüm yargılamalarda milletin beklentisi delillere göre adil bir karar verilmesi” dedi...

Sözcü İstanbul
06:20 -
FETÖ’ye var oluş sebebi olarak karşı çıkanları da bu sürece soktuğunuzda sulandırma olarak yorumlanabiliyor

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, dün CNN Türk'te yayınlanan Hakan Çelik ile Hafta Sonu programında açıklamalarda bulundu. Gül'e, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından SÖZCÜ yönetici ve yazarlarına verilen hapis cezaları soruldu. Adalet Bakanı, “Yürüyen bir davayla ilgili bizim bir söz söylememiz doğru olmaz” dedi. Yargıtay sürecine işaret eden Gül, “FETÖ'ye eleşiri yapmış birilerini FETÖ'cü diye mahkum ederseniz, FETÖ ile mücadeleyi sulandırmış olursunuz” diye konuştu. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, şunları söyledi:

Abdulhamit Gül, katıldığı programda gündemi değerlendirdi.

‘ADİL KARAR VERECEKTİR'

Yargıtay süreci de var. Bu tür davalara Birinci Yargı Paketi'yle Yargıtay yolu açıldı. Türkiye'de bir sürü mahkeme var. Ama Yargıtay bir tane. Yargıtay, yargıya güveni de artırıyor.

A meselesinde, B meselesinden farklı kararlar çıkabiliyor. İçtihat oluştuğu için Yargıtay son kararını vererek içtihata göre adil bir karar verecektir.

Bu tür meselelerde daha fazla özgürlük anlamında, hukuk istikrarı anlamında buna yönelik imkanlar açılmıştır. Onun ötesinde tüm yargılamalarda milletin beklentisi delillere göre adil bir karar verilmesi ve kamuoyunun tatmin edecek şekilde ikna edilmesi.

‘EN ÇOK FETÖ'CÜLER SEVİNİR'

Bazen öyle kararlar görüyoruz ki “Acaba bu karar mücadeleyi sulandırmaz mı?” diyoruz. Özellikle FETÖ davaları gibi kritik davalarda bu konular sulandırılmamalı.

FETÖ'ye ontolojik (var oluş sebebi) olarak karşı çıkmış insanları da bu süreçlere soktuğunuzda elbette sulandırma olarak yorumlanabiliyor.

Bizim güvencemiz bir üst merciinin karar vermesidir. Hafızamız taze, deliller üretilerek mağduriyetler yaratıldı. 300 bin kişi değil 3 milyon FETÖ'cü olsa buna en çok FETÖ'cüler sevinir.

‘Yargı asla el uzatılmaması gereken kutsal bir değerimiz'

ADALET Bakanı Gül'e, “Yargı bağımsızlığı çokça konuşulan bir şey. Sizin değerlendirmeleriniz nedir?” sorusu yöneltildi. Gül şöyle dedi: “Tüm yargı kararları doğrudur diyemeyiz. Ama burada da bir haksızlık yapılmaması lazım. Darbe yapan o FETÖ'cüleri yargılayan bir yargı var. Yargı asla el uzatılmaması gereken kutsal ve ortak bir değerimiz.”

Gül, “Türk yargısı FETÖ'den temizlendi mi?” sorusunu şöyle cevaplandırdı: “Kripto anlayışıyla sızmaya çalışan bir örgütü ‘40 günde bitirdik, hepsini temizledik' diye bir yaklaşım büyük bir rehavet olur. Haksızlığa da mahal vermeden bu çalışmayı sürdürmemiz lazım.” Gül, “Birtakım tarikatların cemaatlerin bakanlıklara, kurumlara sızdığına dair iddialar ortaya atılıyor” sözleri üzerine ise “Hiçbir grubun devletin içinde örgütlü bir şekilde sızmasına asla izin verilemez” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Ersöz

Mağduriyetler doğduktan sonra Yargıtay denetimi adil bir sonuç getirmez

Avukat Hüseyin Ersöz, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün açıklamalarını ‘önemli' bulduğunu söyledi ve şöyle dedi: “Adalet Bakanı'nın, SÖZCÜ Davası'ndaki karara dair Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin içtihat niteliğindeki kararlarına atıfla yaptığı değerlendirmelerle katılıyorumr. Uygulamada terör suçlarına bakan mahkemelerin bu konuda yeterli dikkat ve özeni göstermediği de bir gerçek. Bunun son örneği SÖZCÜ Davası'dır. Mağduriyetler doğduktan sonra Yargıtay denetiminin hızlı ve adil bir sonuç doğurmayacağı açıktır. Son yapılan yasa değişikliği ile zaten ağır bir iş yükü altında olan Yargıtay'ın bu hatalı kararları düzeltmesini beklemek yerine, hatalı karar veren ilk derece mahkemelerinin hukuka uygun karar vermesi için gerekli adımları atmak daha doğru olur.”

Durakoğlu

‘Güvence Yargıtay olamaz'

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu: “Bu yöntem ve söylemler bana Ergenekon ve Balyoz süreçlerini anımsatıyor. O dönemde de haksızlıkları dile getirdiğimizde bize ‘Bunun Yargıtay'ı var' diyorlardı. Bir ülkede yargıya güvenin göstergesi ya da güvencesi Yargıtay olamaz. SÖZCÜ davasında verilen kararın, tüm muhalif basın için bir gözdağı olduğunu bilmeli.”

Kazan

‘Yargı Paketi hatırlatması'

Eski Baro Başkanı Turgut Kazan: “Sayın Bakan'ın böyle yanıt vermesine şaşırmadım. Yargı Paketi'nde ifade özgürlüğünü vurgulayan cümlenin işe yaramayacağını, yasada aynı cümlenin zaten olduğunu ama yargının bunu tanımadığını daha önce söyledim. Türkiye'nin temel sorunu, yargının yargı olmaktan çıkmasıdır. Reform, Yargı Paketi falan yalandır. 57 yıllık hukuk hayatımda, sıkıyönetim ve özel yetkili mahkemeleri yaşadım. Ancak bugünkü kadar kötü bir yargı hiç görmedim.”

Türkaslan

‘Yargı baskı hissediyor'

Nadi Türkaslan (Eski Cumhuriyet Savcısı): “Yargıya güven, ilk aşamadan itibaren yargının tümüne olmalı. Bir mahkeme, doğru kararı bir üst mahkemeden beklememeli.  İlk derece mahkemeleri AİHM, AYM ve Yargıtay kararlarını gözetmeli. Mahkemelerin buna aykırı kararlar vermesinin altında yatan sebep, yargının kendine güvenmemesi, üzerinde baskı hissetmesi ve bağımlı olmasıdır.”

Üçok

‘Benim için yeni bir umut oldu'

Emekli Hakim Ahmet Zeki Üçok: “FETÖ ile mücadelede içimde yeni bir umut oluştu. Arınç'ın damadına beraat kararı verilip SÖZCÜ çalışanlarına hapis cezaları verilmesi beni çok büyük bir umutsuzluğa sevk etmişti. Bakan, FETÖ'nün kumpas davaları ile bizler zindanlara atıldığımızda kimlerin sevinç naraları attığını, SÖZCÜ'nün nasıl karşı durduğunu çok iyi biliyor.”

Son güncelleme: 08:25 05.01.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more