Sözcü Plus Giriş

‘Gazetecilere terörist gözüyle bakılıyor’

Halk TV’nin efsane programı Medya Mahallesi’ni yapan Ayşenur Arslan, SÖZCÜ’ye konuştu. Başlıktaki tespiti yapan usta gazeteci Arslan, “SÖZCÜ çalışanları ve yazarları FETÖ’cülükle suçlanıp cezalar verilmedi mi? Necati Doğru, Emin Çölaşan terörist ilan edildi, sözün bittiği yere geldik” dedi.

Yüksel ŞENGÜL
06:10 -
‘Gazetecilere terörist gözüyle bakılıyor’

Meslekte 45 yılı aşan, Medya Mahallesi programıyla son 10 yıla televizyon habercisi olarak damgasını vuran Ayşenur Arslan'la Gümüşsuyu'nda Halk TV'deki odasında buluştuk. Yargıdan İstanbul depremine ve hayat pahalılığına kadar her şeyi konuştuk…

– Yaklaşan büyük depreme İstanbul'u hazırlamak mı daha önemli, yoksa Kanal İstanbul'u açmak mı?

Kanal İstanbul'un yaklaşan İstanbul depreminin önüne geçmesi hayati bir mesele haline geldi. ‘Ya kanal ya İstanbul' diyor Ekrem İmamoğlu, çok önemli bir başlık, ‘Ya istiklal ya ölüm' gibi. Ben bir adım daha ileri gitmek isterim, ‘Ya kanal ya Türkiye'. İstanbul'a bir şey olursa, Türkiye'nin egemenlik haklarının elinden gitmesine kadar uzanacak korkunç bir çöküş yaşanabilir. Marmara finans merkezi, sanayinin kalbi, sanatın ve üniversitenin kaynağıdır. İstanbul giderse Türkiye gider. Bu konu inat meselesi yapılmamalı. AKP'liler de bunun farkında ama Erdoğan korkusundan kimse sesini çıkaramıyor.

DEPREM YARDIMI…

 Vatandaşlar “Toplanan deprem vergileri ne oldu?” diye sormaya başladı.

Deprem vergilerinin nereye gittiğini sormanın, halkı kin ve nefrete sevk etmek, devlet yöneticilerini aşağılamak anlamına geldiği bir süreçteyiz. Şener Şen adıyla yazılmış bir tweette çok güzel bir ifade okudum: ‘20 lira verdiğiniz bir sinema filmini kıyasıya eleştirebilirsiniz ama 21 yıldır ödenilen deprem vergilerinin nereye gittiğini soramazsınız! Oysa bu yurttaşlık görevidir.' Diğer yandan Menzil tarikatına ait Beşir Derneği, vatandaşlarımızdan deprem yardımı topluyor. İlgililerin bilgisi var mı bilmiyorum.

AÇLIK, YOKSULLUK…

 Hayat pahalılığı tavan yaptı!

(Gülüyor) Hayat pahalılığı mı, o da ne demek! Sosyal medyada herkesin dilinde olan bir tanımlama var şimdi, ‘Ona zam demeyelim!' diyorlar. Yüksek hızlı trenin abonman ücretlerine gelen zamlarla ilgili Devlet Demir Yolları hemen bir açıklama yapmıştı, ‘Bu zam değil, bilet fiyatlarındaki indirimlerde yapılan düzenlemedir'. Bu ülkede ‘hayat pahalılığı' demeyelim, ‘zam' demeyelim, ‘Enflasyon' demeyelim.

 Biz demesek de gerçekler değişmiyor ama…

Türk İş'in ocak ayı için yaptığı en son tespitlere göre, dört kişilik bir ailede açlık sınırı 2 bin 219 liradır, yoksulluk sınırı ise 7 bin 229 liraya çıkmıştır. AB ülkelerinde nüfusun yüzde 5'i asgari ücret alır. Türkiye'de ise ülkenin yarısı asgari ücret alır hale gelmiştir. Ne yazık ki vatandaşlarımız açlıkla yoksulluk sınırı arasına sıkışmış durumdadır.

Sayın Bakanımız Albayrak, ‘Türkiye uçuşa geçti, enflasyon tek haneye inme eğiliminde' diyor. O bunu diyor ama acı gerçekleri değiştiremiyor. Aileler ekonomik sorunlar yüzünden dağılıyor, pek çok kadın devletten dul maaşı alabilmek için boşanıyor. Emekli maaşlarının hali ise tam bir dram halini aldı.

Ayşenur Arslan, Yüksel Şengül'ün sorularını yanıtladı…

YARGIDAKİ ÇELİŞKİLİ KARARLAR HİÇ GÜVEN VERMİYOR…

 İkinci yargı paketi Meclis'e geliyor…

Bu pakette 12 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmesinin önünü açacak olan ‘Mağdurun tecavüzcüsüyle evlendirilmesi' konusu da yer alıyor. Tarikatlar hükümete baskı yapıyor. Bu yasalaşırsa facia olur. Cezaevleri çok dolu. Bu nedenle adli suçlar affedilecek.

 Hapiste olan gazetecilere bir faydası olur mu bu paketin?

Gazetecilere ne diye faydası olsun ki! Onlara gazeteci değil, terörist gözüyle bakılıyor. SÖZCÜ çalışanları ve yazarları FETÖ'cülükle suçlanıp cezalar verilmedi mi! Necati Doğru, Emin Çölaşan terörist ilan edilince bana göre sözün bittiği yere geldik.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül gibi reformcu yaklaşanlar SÖZCÜ'yle ilgili verilen hapis cezalarının Yargıtay'da bozulacağını söylüyor. Bu bakanlık düzeyinde bir jest olabilir. Ancak yargıda bir de İstanbul grubu var, onlar da cezalarda ısrarcı.

Hatırlayın, Ergenekon döneminde yurt dışına çıkan subaylar için ‘Gelin, ifadenizi verin, serbest kalacaksınız' dediler. Gelip  ifade verenler tutuklanıp hapse atıldı, yıllarca içerde kaldılar. Yargıdaki çelişkili kararlar hiç güven vermiyor.

Son güncelleme: 01:34 30.01.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more