Sözcü Plus Giriş

Hanefi Avcı’dan Müyesser Yıldız davası için uzman görüşü

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, OdaTV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkında açılan dava dosyasına uzman görüşü verdi. Avcı, Müyeser Yıldız’ın “Devletin Genel Güvenliğine ve Siyasal Yararlarına ilişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri” açıklamadığı kanaatinde olduğunu vurguladı. Avcı ayrıca soruşturmadaki eksiklik ve çelişkili yönlerin olduğunu da aktararak “Bu olayda önce asıl hedefin Müyesser Yıldız olduğu kanaati oluşmaktadır” dedi.

Güncellenme: 19:53, 05/11/2020
Hanefi Avcı’dan Müyesser Yıldız davası için uzman görüşü

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkında açılan davaya hukuki görüş verdi. Müyesser Yıldız'ın avukatları tarafından dosyaya sunulan görüşte Avcı, eski bir polis müdürü olarak davaya ilişkin değerlendirmeler yaptı.

186 sayfalık görüş içerisinde dosyadaki çelişkileri inceleyen Avcı, savcılığın yaptığı suçlamanın havada kaldığı, Müyesser Yıldız'ın  “Devletin Genel Güvenliğine ve Siyasal Yararlarına ilişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri” açıklamadığı kanaatinde olduğunu vurguladı.

Tespitlerini madde madde sıralayan Avcı, Yıldız hakkındaki ihbar mektubunun 17 Ekim 2019'da yazıldığını, 4 Kasım 2019'da postaya verildiğini, mektubun savcılığa geldikten yaklaşık 15 gün bekletildikten sonra işleme konulduğunu belirterek bunun, “normal bir süreç” olmadığının altını çizdi. İhbar edilen diğer sanık asker olan kişinin İstanbul'da görevli olduğunu ancak soruşturmanın Ankara'da başlatıldığını ifade eden Hanefi Avcı, “İhbarcının ad soyad ve Ankara'da bir adres vermesine rağmen sanki ihbarcının uydurma olduğu biliniyor gibi hiç araştırılmamış olmasına” dikkat çekti.

Hanefi Avcı raporunda şu tespitlere yer verdi:

Olayın asıl şüphelisi gözüken Erdal Baran'ın bir casusluk soruşturmasının şüphelisi olarak kabul edilerek adli işlem yapılmasına rağmen, sanki işe yarar bilgilerin sadece telefonda alınacağı biliniyor gibi hiç takip edilmemesi, başka türlü bilgi toplamak için hiçbir yol ve yöntemin kullanılmaması, casusluk suçlamasında şüphelilerin yakalanıncaya kadar takip, izlem ve dinlemesinin devam etmesi gerektiği halde asıl şüphelinin telefonlarının 3 Mart 2020'de, diğer şüphelilerin telefonları 9 Mart 2020'den itibaren dinlemenin bırakılması.

Casusluk iddiasında soruşturmayla ilgili MİT tarafında sözde asıl bilgileri veren kişi konumunda olan Erdal Baran'ın yalnız Müyesser Yıldız'a casusluk amaçlı aktardığı bilgi diyerek telefon dinlemelerinden elde edildiği belli olan iki sayfa not yazılırken aynı kişinin aynı bilgileri, aynı şekilde telefonla aktardığı İsmail Zeki Dükel'den hiç bahsedilmemesi.

“ASIL ŞÜPHELİ HİÇ DİNLENMEMİŞ”

Bu olayda  önce asıl hedefin Müyesser Yıldız olduğu, adli soruşturma öncesi onun telefon ilişkileri incelenip dinlenerek diğer şüpheli Erdal Baran ile ilişkilerinin içeriği belirlendiği, elde edilen bilgilerde şüpheli Erdal Baran'da başlayan bir soruşturma yaratmak için suni bir ihbar yapıldığını savunan Avcı, bu ihbar üzerine başlatılan soruşturmada Müyesser Yıldız'a ulaşılacağının baştan hesaplandığı, bundan dolayı casus suçlamasında; asıl şüpheli gözüken kişinin hiç takip edilmediğini iddia etti. İhbarcının araştırılmadığını ve MİT’in aynı casusluk şüphelisi olan kişilerden sadece Müyesser Yıldız'ı suçlayan istihbarat notu yazdığını belirten Avcı, “Bu kanaatin ispatlanması için Müyesser Yıldız'ın adli soruşturma öncesi telefonlarının sahte isimler veya İMEİ, İMSİ vb., sadece GSM sisteminin bildiği numaralar üzerinden dinlendiği ve delilerinin bulunacağı kanaatindeyim.” dedi.

İddianamede yer verilen telefon dinleme tapelerine ilişkin değerlendirme de yapan Avcı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yine konuşmalarda geçen ve iddia makamınca suç olarak nitelenen konuların bir kısmının Suriye ve Libya'da şehit olan askerlerimiz ve olaylar hakkında olup, daha önce birçok basın organı, internet sitesinde yayınlanmış konuların suç kabul edildiği, şüpheli Erdal Baran ile Müyesser  Yıldız arasında geçmeyen bazı konuşmaların da sanki geçmiş gibi kabul edilerek suçlama yapıldığı.  Ancak sanıkların lehe ve aleyhe olan hususları her yönleri ile değerlendirmek açısından savcılığın tarafsız bir gözle baktığında; Müyesser Yıldız'ın Erdal Baran'ın telefon konuşmalarında anlattığı konuları yazmadığı, açıklamadığı, başka yerlerde yayınlansın diye hiçbir yere vermediği de anlaşılmaktadır. Kendince Devletini ve Türk Ordusunu zora sokacak hiçbir konuya girmediği görülmektedir. Bu durum iddia makamınca hiç dikkate alınmamıştır.”

“BİR BELGE ÜZERİNE GİZLİ DAMGASI BASMASIYLA ‘GİZLİ' OLMAZ”

Hanefi Avcı uzman görüşünde, İstanbul'da görevli Astsubay rütbesindeki şüpheli Erdal Baran'ın Genelkurmay veya Kuvvet Komutanlıklarının istihbarat, harekat birimlerine girerek oradaki askeri yazışmalara ulaşmasının veya bu yazıların içeriklerini öğrenmesinin mümkün olamayacağını da vurguladı.

Şüpheli astsubayın telefon konuşmasında aktardığı bilgilerin askeri harekatlarda görev alan veya konuları bilen meslektaşları arasındaki konuşmalar, basında okuduğu bilgileri mesleki bilgisi ile yorumlayarak ürettiğinin açık olduğu anlatılan uzman görüşünde, “Astsubayın anlattıklarının tamamına yakınının konuşmadan önce basında yer almış olduğunun görüldüğü,

Kamu kurumlarına ait bilginin gerçek manada gizli olup olmadığının yalnız kurumların yazılar üzerine gizli damgası basması ile ‘Devletin Genel Güvenliği Siyasi veya Askeri Menfaatleri Bakımında Gizli Kalması Gereken Bilgileri” sayılamayacağı, Astsubay Erdal Baran'ın konuşma içeriklerinin askerlik meslek disiplin hukukuna göre kusur sayılması veya meslek etik kuralları aykırı olması, o konunun ‘Devlet genel güvenliği açısından gizli kalması gereken bilgi2 haline dönüştürmeyeceği açıktır” vurgusu yapıldı.

İlginizi ÇekebilirMüyesser Yıldız için eylemMüyesser Yıldız için eylem
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more