Sözcü Plus Giriş

Hataları tek tek sıraladı ve korkunç sayıyı verdi: 50 bin bina ilk anda yerle bir olacak

İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna'dan İstanbul depremine ilişkin çarpıcı açıklamalar... İstanbul’da beklenen deprem için senaryo çalışmasını hatırlatan Suna "45-50 bin bina depremin ilk anında yerle bir olacak. 50 bin bina diyoruz… O binanın içinde 3-4 daire olduğunu düşünün, toplamda 200 bin daire eder. 200 binin içinde 4 kişilik bir çekirdek aile diyelim… Rakamları söylemeye dilim varmıyor” ifadelerini kullandı.

Batuhan SERİM
Güncellenme: 11:26, 17/08/2020
Hataları tek tek sıraladı ve korkunç sayıyı verdi: 50 bin bina ilk anda yerle bir olacak

İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna’dan 17 Ağustos 1999 depreminin 21. yıl dönümünde korkutan açıklamalar…

Suna, 99 depreminin ardından yapı stoğuyla ilgili doğru bir çalışma yapılmadığının ortaya çıktığını belirterek şöyle konuştu:

* 1938'lerden 99'lara doğru nüfusumuz ve yapı stoğumuz artmış ama nitelikli olarak artmamış. Haliyle ne oldu; 99'da bunu gördük. Yapılarımızın büyük bir bölümü hasar aldı.

DEPREM GERÇEĞİ

* İstanbul dahi depremin merkezine 100-150 kilometre uzakta iken İstanbul'da 3 bine yakın yapımız hasar aldı, bine yakın vatandaşımız canını kaybetti.

* Demek ki 1999'a kadar hazırlığımızı zaten yapmamışız. Deprem anı ve sonrası için de hiçbir tecrübemizin olmadığı ortaya çıktı.

DEPREM MASTER PLANI

“Bundan bir ders çıkarabilir miyiz? diye çalışmalar başladı” diyen Suna şöyle devam etti:

* 99 depremini ‘milat' kabul ettikten sonra, merkezi yönetimler ve yerel yönetimler birtakım çalışmalar yapmaya başladı.

* O günlerde bilim insanları şunda mutabık kaldı: '30 sene içinde, bunun artısı-eksisi olabilir, İstanbul merkezli bir Marmara depremi bekleniyor'.

* İstanbul'un nüfusu bugün gayri resmi rakamlara göre 20 milyon, çok büyük bir mega kent. Mega kentlerde deprem meydana geldiği zaman ülke ekonomisi çökecek duruma gelebilir.

* Onun için yerel yönetim 2000'li senelerin başında ‘İstanbul Deprem Master Planı' hazırlattı. Bu ‘master' plan, 4 tane üniversitenin içinde bulunduğu, meslek odalarının da katkı koyduğu, desteklediğimiz bir ‘master plan’dı.

RAPOR RAFA KALKTI

Bu planı çok önemsediklerini vurgulayan Suna şunları söyledi:

* Dünyada bu büyük ölçekte ‘master plan' çok az sayıda vardır, güçlendirme yöntemleri daha dünyada dahi o senelerde tam bilinen bir bilim değildi. O günden sonra hızlıca çalışmalar yapıldı, güçlendirme yöntemleri belirlendi.

* Bu raporun içinde hukuki konular, finans konuları vardı. Bu kadar büyük ölçekli bir yıkımı bekleyen bir kentte siz vatandaşı psikolojik olarak hazırlamazsanız hiç başarılı olamazsınız, bu konular da vardı.

* Raporun içinde her şey vardı. Ama maalesef bu rapor kullanılmadı, raflara kaldırıldı ve bu seneye kadar geldik.

KARARLAR SÜMEN ALTI

Suna, hükümetin 2000'li senelerin başında ‘Deprem Konseyi'ni kurduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

* Deprem Konseyi 2002 yılında kamuoyunun karşısına çıktı. Bunu çok önemsedik. Böyle planlara ihtiyacımız vardı. Akabinde merkezi hükümet 2004 yılında ‘Deprem Şurası'nı yaptı. Şura çok önemlidir. Şura kararları kesin ve kalıcıdır.

* Bunların hayata geçirilmesi lazım. Ama şura kararları sumen altı edildi.  Orada alınan kararların hayata geçmesi lazım. Hiç gündeme getirilmedi.

KONSEY LAĞVEDİLDİ

* Nitekim 2007 yılında da ‘Ulusal Deprem Konseyi' lağvedildi.

* Üyelerine dahi haber verilmeden lağvedildi.

* Demek ki biz depremi ülke gündeminden çıkarmak için önümüze gelen her şeyi yapmışız.

SENARYO ÇALIŞMASI

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) ve yine aynı sene İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, İstanbul'daki beklenen 7.5 büyüklüğündeki deprem için 'Deprem Senaryo Çalışmaları' yaptırdıklarına değinen Suna şunları kaydetti:

* Her iki kurumun yaptırmış olduğu senaryo sonuçlarında çarpıcı olan bir şey var: Bir senaryo 44 bin 500, bir senaryo 48 bin binanın aniden yıkılacağını söylüyor.

* 45-50 bin bina depremin ilk anında yerle bir olacak. Bizim yerel yöneticilerden istediğimiz, şu anda bunların çalışmalarına başlandı, aniden çökmesi düşünülen binaların tespit edilmesi.

* 50 bin bina diyoruz ama hangisi? İstanbul'da 39 ilçe var. Hangi sokakta, hangi mahallede?… Biz bu çökecek olan 50 bin binayı tespit edip, beklediğimiz depreme kadar yıkıp, yerine yenilerini yapabiliyorsak orada yaşayan vatandaşlarımızı kurtarmış oluruz.

TEMMUZDA BAŞLADI

“50 bin bina diyoruz… O binanın içinde 3-4 daire olduğunu düşünün, 3-4 daireden 200 bin daire eder. 200 binin içinde 4 kişilik bir çekirdek aile diyelim… Rakamları söylemeye dilim varmıyor” diyen Suna, “Şu anki İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin bunun çalışmalarına başladığını biliyoruz. Hızlı tarama sistemleri belirlenerek Silivri ve Avcılar ilçelerinde bu çalışmalara Temmuz ayının başında başlandı” dedi.

TEK ÇARE ÖNLEM

Elazığ'da geçtiğimiz Ocak ayında meydana gelen depremde şehrin merkezinde 4 binanın çöktüğünü hatırlatan Suna, şöyle devam etti:

* Bu binanın içindeki vatandaşlarımızı 72 saat içinde kurtarabilirsek can güvenlikleri olabilir. 72 saatten sonrası artık enkaz kaldırmaya girer. Bu 4 binada biz 10 gün içinde enkaz kaldırırken, İstanbul'da 48-50 bin bina dediğimizde büyüklüğü düşünebiliyor muyuz?

* Buralara yetişecek kurtarma ekiplerinin sayısı da yetmez. Olamaz, Dünyada da böyle bir şey olmaz. Her binaya 10 görevli deseniz, 500 bin eder. Toplamda 1 milyon kişilik bir ekibi organize edemezsiniz.

* Mümkün değil. İstanbul'da onu ‘72 saat içinde 39 ilçeye yayıp, binaların altında kalan vatandaşları kurtarırım' diyemezsiniz. Dünya da bunu diyemez. Yapmamız gereken şey bu olayı bu hale getirmeden önlem alabilmek.

“YIKIM VE İNTİHAR PROJESİ”

Kanal İstanbul projesinin bir yıkım ve intihar projesi olduğuna dikkat çeken Suna, zaten kalabalık olan İstanbul'un daha da kalabalık hale geleceğine de vurgulayarak şöyle devam etti:

* Her şeyden önce şu temel soru önem arz etmektedir; İstanbul'un ihtiyacı nedir? İstanbul'un ihtiyacı tartışmasız depreme hazır hale getirilmektir ve kentin Kanal İstanbul gibi bir projeye de ihtiyacı yoktur.

* Bugün İstanbul 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklemektedir. Yaşanacak bir deprem ile yapı stokunun en az yüzde 25'i kullanılmaz hale gelecektir.

* Yapı stoku yenilenmediği veya güçlendirilmediği taktirde deprem yıkımının faturası oldukça ağır olacaktır. Oysa İstanbul, Kanal İstanbul projesi ile çok riskli bir hale getirilmiştir.

KANAL İSTANBUL’DAN VAZGEÇİLMELİ

Suna, Kanal İstanbul projesine ayrılan maliyetin depremin yaratacağı zarar ve can kayıplarını olabilecek en alt düzeye indirmek için kullanılabileceğini belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı:

* Kanal İstanbul'un kamuoyuna yansıyan tahmini maliyeti ile İstanbul'da yaşadığımız konutların deprem güvenliğini sağlamak pekala mümkündür.

* Hiç şüphe yok ki Kanal İstanbul için ayrılacak bütçe altyapı, ulaşım, toplu taşımacılık, derelerin ıslahı, deprem önlemleri, güçlendirme çalışmaları, tarihsel değerlerin korunması vb yatırımlara aktırılırsa açık ki İstanbul daha yaşanılabilir bir kent olacaktır.

* Bu nedenle henüz vakit varken Kanal İstanbul Projesinden vazgeçilmelidir.

Yayınlanma Tarihi:10:11,
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more