Sözcü Plus Giriş

İBB Bilim Kurulu’ndan salgın yönetimi önerileri

İBB Bilim Kurulu, Cuma günkü sokağa çıkma yasağı açıklamasının salgın kontrolü açısından birtakım sorunları görünür hale getirdiğini belirterek, “Hasta olanların tanısının konması, onların izole edilmesi, temaslıların taranması ve yakınması olan herkese test uygulanabilmesi sağlanmalı, hastane tedavisi gerekmeyen hastaların izolasyonuna ağırlık verilmelidir. Toplumsal hareketliliğin kısıtlanması durumunda düzenli geliri olmayanların, günlük kazanabilenlerin, yoksulların mağdur olmamasını sağlayacak düzenlemeler getirilmelidir" önerilerinde bulundu.

18:43 -
İBB Bilim Kurulu’ndan salgın yönetimi önerileri

İBB Bilim Kurulu, İçişleri Bakanlığı tarafından 10 Nisan Cuma günü 30 büyükşehir ve Zonguldak illerinde iki günlük süre ile sokağa çıkmanın yasaklanmasının, salgın kontrolü açısından birtakım sorunları görünür hale getirdiğine dikkat çekti.

Sokağa çıkma yasağının, başlayacağı saat olan gece 24:00'ten iki saat öncesinde medya aracılığıyla halka duyurulması üzerine, pek çok vatandaşın market, fırın gibi yerlere yönelmesine, bu sırada fiziksel mesafeyi korumanın mümkün olamayacağı kalabalıkların oluştuğu gözlendiği belirtildi.

“BELEDİYELER BİLGİLENDİRİLMEDİ”

İBB Bilim Kurulu, yasağın ilan edildiği illerdeki belediye yöneticilerinin bilgilendirilmemesinin, belediyeler tarafından sunulan hizmetlerin yeni duruma uyumlaştırılmasına olanak vermediğini belirtti.

Kurul'un ‘salgın yönetimi ve iletişimine dair değerlendirme ve önerileri’ni paylaştığı açıklama şöyle;

ALINAN KARARLAR BİLİMSEL BİR TEMELE OTURMALIDIR

*Salgın süreçlerinde alınan kararların bilimsel bir temeli olmalıdır. Çok sayıda test yaparak enfekte kişilerin saptanması, enfekte olduğu bilinen veya şüpheli olanların sağlamlardan ayrılması (izolasyon) ve toplumun geri kalanları için de temasın olabildiğince azaltıldığı düzenlemeler yapılmalıdır.

*Bazı ülkelerde örneğini gördüğümüz sokağa çıkmanın kısıtlanmasının temel hedefi, toplumda temasın azaltılması ve etkenin dolaşımının önlenmesidir ve bunun için uygulanan süreler etkenin kuluçka süresi, hastalık süresi, yayılma hızı gibi epidemiyolojik özellikleri dikkate alınarak belirlenmektedir.

“BELİRLİ BİR HAZIRLIK GEREKLİ”

Geçtiğimiz cuma günü itibariyle uygulanan iki günlük sokağa çıkma yasağının, hastalığın kontrol stratejisinde bir yeri olmadığı gibi bilimsel bir temelinin de bulunmadığı savunulan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı;

*Üstelik uygulanma biçimi nedeniyle kişiler arasında fiziki mesafenin ortadan kalkmasına ve salgının yayılım hızının olası artışına yol açmıştır. Salgın hastalık gibi bireylerin yüksek kaygı duyduğu bir olayda, panik oluşturabilecek sokağa çıkma yasağı dikkatle ve belirli bir hazırlık süresi bırakılarak ilan edilmeliydi.

*Geldiğimiz aşamada, salgın hızını yitirene kadar toplum hareketliğinin etkili biçimde kısıtlanması sürdürülmelidir. Hasta olanların tanısının konması, onların izole edilmesi, temaslıların taranması ve yakınması olan herkese test uygulanabilmesi sağlanmalı, hastane tedavisi gerekmeyen hastaların izolasyonuna ağırlık verilmelidir.

*Toplumsal hareketliliğin kısıtlanması durumunda düzenli geliri olmayanların, günlük kazanabilenlerin, yoksulların mağdur olmamasını sağlayacak düzenlemeler getirilmelidir.

“SALGININ YÖNETİLMESİ KURUMLAR ARASI İŞBİRLİĞİNİ ZORUNLU KILAR”

Türkiye'de en çok vakkanın görüldüğü şehrin İstanbul olduğu bu nedenle de bu şehirdeki salgın yönetimi sürecinde olabildiğince az hata yapılması gerektiği ifade edilen açıklamada, “Salgınlar, rutin hizmetlerde kullanılandan daha fazla insan gücü ve finansal kaynak gerektiren durumlardır. Bu yönüyle afetlere benzeyen salgınlar, başta Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve diğer tüm kamu kurumları olmak üzere sivil toplum örgütleri dahil tüm kurumların işbirliğini zorunlu kılar. Olağandışı durumlarda kurumlar arası işbirliği, her kurumun sahip olduğu olanakları ve rolleri doğrultusunda yapılacak çalışmalardan en üst düzey verimin elde edilmesini mümkün hale getirecektir” denildi.

“ANAHTAR ROL OYNAR”

Salgın yönetiminde işbirliği kadar ‘iletişim'in de önemine değinilen açıklamada, “Salgın iletişimi, toplumun risklerle ilgili doğru bilgilendirilmesi, riskin daha hafif ya da abartılı bir biçimde sunulmaması, şeffaf ve güvenilir bilgilendirmeleri kapsamaktadır” denildi.

Salgın sürecinde verilen mesajların basit, kısa ve anlaşılır olmasının da önemine vurgu yapılarak, “Bilgi eksikliğinde veya kısmı bilgi esnasında spekülatif mesajlara inanma eğilimi artar. Bu genellikle söylentilerle ve dedikodu nitelikli bilginin yayılması ile sonuçlanır. Bu nedenlerle bilgi şeffaf olmalıdır.” denildi.

“BELİRSİZLİK BİREYLERİ KAYGILANDIRIR”

Diğer bir önemli noktanın ise “belirsizlik” olduğu anlatılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

*Belirsizlik bireyleri kaygılandırır ve gerçekçi olmayan kararlara yönlendirir. Yöneticilerin belirsizliği artıran karar vermemeleri gerekir. Sokağa çıkma yasağını son 2 saate açıklama bu belirsizliği artırmıştır. Salgın sürecinde kaygımızın artışında belirsizliğin etkisi büyüktür.

*Belirsizliğe tahammül edebilmeyi artıracak durumlar yöneticilerin planlı ve programlı bir şekilde yasak ve kuralları toplumla paylaşmalarıdır.

*Ani, hızlı ve birden bire ortaya çıkan kararlar belirsizlik ile beraber kontrol kaybı oluşturduğundan bireyler kaygı ile baş etmek adına kontrolü eline almaya çalışarak kendisi ve toplum için riskli davranışlar sergileyebilmektedir.

İLGİLİ HABERİBB'den dolandırıcılara karşı uyarı!İBB'den dolandırıcılara karşı uyarı! İLGİLİ HABERİmamoğlu'ndan iki günlük yasağın ardından önemli açıklamaİmamoğlu'ndan iki günlük yasağın ardından önemli açıklama
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more