Sözcü Plus Giriş

Kayseri bayram namazı saati: Kayseri bayram namazı saat kaçta kılınacak?

Kayseri'de bayram hazırlıklarını tamamlayan vatandaşlar yarın günün erken saatlerinde camileri doldurmak için "Kayseri bayram namazı saati" araması yapıyor. İç Anadolu’nun en kalabalık şehirlerinden olan Kayseri’de 06:11'de kılınacak. Bu sene Kurban Bayramı, 31 Temmuz Cuma günü başlayacak. 30 Temmuz Perşembe arefe günü olacak ve Kurban Bayramı’nın son günü ise 3 Ağustos olacak. İşte Diyanet’in açıkladı Kayseri bayram namazı saati…

13:09 -
Kayseri bayram namazı saati: Kayseri bayram namazı saat kaçta kılınacak?

Müslümanlar, bir bayrama daha ulaşmanın sevincini yaşıyor. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda corona virüsü sebebiyle camilerde namaz kılınamamıştı. Kurban Bayramı'nda ise kısıtlama olmayacak. Camiler bayram namazını kılmak isteyen vatandaşlarla dolacak. İşte Kayseri için bayram namazı vakti…

KAYSERİ BAYRAM NAMAZI SAATİ: 06.11


BAYRAM NAMAZI KILINIŞ TARİFİ

Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı namazları ikişer rekâttır ve kılınışları aynıdır.

Bayram namazları cemaatle kılınır. Namaz vakti girince, ezan ve kamet getirilmeksizin imam-hatip, Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder. Cemaat de aynı şekilde bayram namazını kılmak üzere mevcut imam-hatibe uymaya niyet eder

İmam, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar. Cemaat de aynı şekilde tekbir getirip ellerini bağlar. İmam ve cemaat içlerinden “Sübhâneke” duasını okur. Sonra İmam ve cemaat, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır, eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp yana bırakılır. Sonra aynı şekilde “Allâhü ekber” diyerek bir tekbir daha alınır ve eller yine yana bırakılır. Üçüncü kere “Allâhü ekber” diyerek tekbir alınır ve bu sefer eller bağlanır. Tekbirler arasında üç defa “sübhanellâhi’l-azîm” diyecek kadar beklenir. Bundan sonra cemaat susup bekler. İmam, gizlice eûzü-besmele çeker, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur, sonra rükû ve secdeler yapılır ve ikinci rekâta kalkılır. İkinci rekâtta imam, gizlice besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı sûre”yi yine sesli olarak okur. Ardından imam ve cemaat, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır, eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp yana bırakılır. Peşinden aynı şekilde “Allâhü ekber” diyerek bir tekbir daha getirilip eller yine yana bırakılır. Sonra aynı şekilde üçüncü bir tekbir daha alınır ve eller yine yana salınır. İlk rekâtta olduğu gibi ikinci rekâtta da tekbirler arasında üç defa “sübhânellahi’l-azîm” diyecek kadar beklenir. Üçüncü tekbirin akabinde “Allâhü ekber” diyerek rükûa varılır. Tıpkı birinci rekâtta olduğu gibi rükû ve secdeler tamamlanır. İkinci secdeden sonra oturulur. “Tahiyyât”, “Salli” “Bârik”, “Rabbenâ âtinâ” ve “Rabbena’ğfirlî” duaları okunur. Sağa ve sola selam verilerek namazdan çıkılır.

Buna göre bayram namazlarının her iki rekâtında, diğer namazlara göre fazladan üçer tekbir getirilmiş olur ki bunlara “zevâid tekbirleri” denir. Bu tekbirleri getirmek vaciptir.

Selam verildikten sonra İmam-hatip minbere çıkıp bir hutbe okur. Bu hutbe Cuma hutbesinde olduğu gibi iki kısımdan oluşur. Hutbeye “Allâhu ekber, Allâhu ekber, lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” diye tekbir getirilerek başlanır. Cemaat de tekbire katılır.

İmam-hatip, bayram hutbelerinde genel olarak bayramın birleştirici özelliğinden bahseder. İslâm kardeşliği, yardımlaşma gibi konulara değinir. Ayrıca, Ramazan bayramı hutbesinde, zekât ve sadaka ibadetleri; Kurban bayramı hutbesinde ise Kurban ibadeti ve teşrik tekbirleri hakkında bilgiler verir.

“Teşrik tekbirleri”; Kurban Bayramı arefesinde sabah namazından başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonrasına kadar yirmi üç vakitte farz namazların ardından getirilen tekbirlerdir. Bu tekbirler vaciptir.

Teşrik tekbirleri; “Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhu vellahu ekber, Allâhü ekber ve lillahi’l-hamd” cümlelerinden oluşur.

BAYRAM NAMAZINA NASIL NİYET EDİLİR?

Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir. Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.

Foto: Shutterstock

YOLCU (SEFERİ) KURBAN KESMELİ Mİ?

Yolcu (seferî), kurban kesmekle mükellef değildir (el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 576). Ancak kesmesi hâlinde sevabını kazanır. Kişi, kurbanını ikamet ettiği yerde kesebileceği gibi, bayram dolayısıyla veya başka bir sebeple gitmiş olduğu yerde de kesebilir. Seferî olması, kurban kesmesine ve kestiği kurbanın makbul olmasına engel değildir.

Seferî iken kurban kesenler; bayram günleri içinde memleketlerine dönerlerse, yeniden kurban kesmeleri gerekmez. Kurban bayramının başında mukim iken kurban kesmeden bayram günlerinde sefere çıkana da vacip olmaz. Sefer hâlinde iken kurban kesmeyip de bayram günlerinde memleketlerine dönenlerin kurban kesmeleri gerekir (Kâsânî, Bedâi‘, V, 63).

Başta Şâfiî mezhebi olmak üzere kurbanın sünnet olduğu görüşünde olanlara göre, seferîlik durumunda da aynı hüküm geçerlidir (Nevevî, el-Mecmû‘, VIII, 383).

ZENGİN OLAN EŞLERİN İKİSİ DE KURBAN KESMELİ MİDİR?

İbadetlerde sorumluluk ve bu sorumluluğun bir neticesi olan ceza ve mükâfat da bireyseldir. İslam dininde aile fertleri arasında mal ayrılığı esası vardır. Bir aile içinde karı, koca ve çocuklardan her birinin malı ayrı ayrı belirlenmişse kendilerine aittir.

Bu itibarla aile fertlerinden karı, koca ve yetişkin çocuklardan kimin borcu ve temel ihtiyaçları dışında 80.18 gr. (20 miskal altını veya bu miktar altın değerinde parası veya nâmî (artıcı) olmasa bile nisaba ulaşan fazla malı ve eşyası varsa, o kimse zengin sayılır. Bu şartlara göre aile fertlerinden dinen zengin sayılan her biri, fıtır sadakası vermekle mükellef oldukları gibi, kurban bayramında da Hanefîlere göre kurban kesmekle yükümlüdürler (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, IX, 452-454).

Şâfiî mezhebine göre ise aile için bir kurban kesmek sünnet-i kifâyedir. Dolayısıyla aileden birisinin kurban kesmesi ile hepsi için sünnet yerine gelmiş olur (Nevevî, el-Mecmû‘, VIII, 384; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, IV, 377). Bu görüş asgarî derecede nisâba sahip olan aileler için daha uygundur.

Son güncelleme: 14:13 30.07.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more