Sözcü Plus Giriş

Sözcü corona ile mücadeleyi görüntüledi

Sözcü TV ekibi corona virüsü ile mücadelenin önemli noktalarından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde bir gün geçirdi. Ekibimiz, hastalık şüphesi ile hastaneye gelen vatandaşların ilk işlemlerinden, yoğun bakımdaki tedavi sürecine, sağlık çalışanlarının insanüstü gayretinden, hastaların psikolojik durumuna kadar tarihi anlara tanıklık etti… İşte Sözcü TV kameramanı Sinan Tunç'un kamerasından, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin "corona koğuşundan" belgesellik görüntüler...

11:36 -

HABER: Ömrüm KARA / KAMERA: Sinan Tunç

Girişte, şüpheliler için numune alma kabini… İşte orada başlıyor mücadele. Gelen şüpheliler ilk olarak buraya yönlendiriliyor. Onları önlüklü, yüz koruyuculu, maskeli ve eldivenli sağlık çalışanları karşılıyor. Şüpheliler, numuneler alındıktan sonra termal kameradan geçiriliyor. Önce dikkatli bir şekilde, temas kurulmadan ateş ölçümü yapılıyor, ardından da servislere çıkılıyor.

AŞAMA AŞAMA MÜCADELE

Hastaneye gelenleri girişte prefabrik bir kabin karşılıyor. Gelenlere ilk müdahale burada yapılıyor. Numunesi alınan şüpheliler, termal kameradan geçirildikten sonra hastaneye alınıyor. Ekibimiz de, önce dikkatli bir şekilde termal kameradan geçirildi. Ardından gözlem bölgesine alındı ve giyinmeleri için tulum, siperlik, maske ve eldiven verildi.

Hastanede, her ne kadar virüs bulaşmış hastalar için yoğun çaba gösterilse de, diğer taraftan hem sağlık çalışanları hem de gelen diğer vatandaşlara virüs bulaşmaması için yoğun mücadele var. İşte bu mücadelenin en yoğun verildiği yer de servis katlarıydı.

(FOTO: SÖZCÜ)

ÜRKÜTEN MANZARA

Tabir-i caizse tam teçhizat giyinerek geldiğimiz servis katında korkunç bir manzara vardı. Virüs bulaşmış hastalar, bazıları solunum cihazlarına bağlı, bir an önce bu illetten kurtulmayı bekliyordu. Ama sağa sola koşturan, durmak bilmeyen sağlık savaşçıları, bir o kadar umut vericiydi. Şimdiye kadar çok sayıda hastayı sağlıklarına kavuşturdular. Burada yatanları da şüphesiz kavuşturacaklar.

”2 AYDIR OĞLUMU GÖRMÜYORUM, ÇOK ÖZLEDİM”

Onlar, bu savaşın isimsiz kahramanları. 2 aydır bu mücadelenin içindeler. Çok yoruldular, ama yılmadılar, yılmak nedir bilmediler, inançlarını kaybetmediler. Ailelerinden, sevdiklerinden uzak kaldılar, çocuklarını göremediler, özlediler. Görseler de dokunamadılar, koklayamadılar. İşte o kahramanlardan biri Hemşire Canan Oktor. Canan hemşire, 1995’ten bu yana İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli. Hastanede işi bittikten sonra eve dönüyor ancak çocuklarına yaklaşamıyor. Bu durumu da şu sözlerle anlatıyor:

”Çocuklarıma yaklaşamıyorum, sarılamıyorum, bana yaklaşmalarına müsaade etmiyorum çünkü onları da riske atmak istemiyorum. Evde sürekli bir mesafe ve endişe durumu söz konusu. Sağlık çalışanları sadece çocuklarını görememe sıkıntısı yaşamıyor, sağlık çalışanları içinde evine gitmesi gerekenler, evde sorumlulukları olanlar var ve evine gittiği zaman herkes daha evinin kapısında bir seremoni yaşıyor. Üzerindekini çıkartıp, hiçbir yere dokunmadan, çocuklarına dokunmadan kişisel temizliğini sağlamak açısından da sıkıntı yaşıyorlar veya çocuklar anneye sarılmak istiyor, çocuklar o teması sağlamak istiyor ama bunu sağlayamıyoruz. Bu bizim için de onlar için de sıkıntı oluyor tabi.”

(FOTO: SÖZCÜ)

”ÇOCUKLAR İÇİN AYRILMAYI DÜŞÜNDÜK”

Hastanedeki kahramanlardan biri de Hemşire Hafize Akay. O da virüsle mücadele ederken, çocuklarını riske atmamak için evden ayrılmayı bile düşünmüş:

”İki çocuğum var, biri altı, diğeri 16 yaşında. Evden ayrılmayı düşündük ama çocuklarım bana çok bağlı. Her birey kendine nasıl özelse bence her aile de kendine özel. Kızım 3-4 gece, ‘Anne sana bir şey olursa ben yaşayamam’ deyip, gece uyanıp yanıma geliyor, sarılıp ağlıyordu mesela.”

”İYİLEŞENLERİ GÖRDÜKÇE MUTLU OLUYORUZ”

Onların şu sıralar en büyük mutlulukları hastalarının iyileştiğine şahit olmak. Hastaları iyileştikçe, onların hem mücadele azmi ve umudu artıyor hem de mutluluk veriyor. Canan hemşire, bu duyguyu şu sözlerle anlatıyor:

”Buradaki hastalar kimi zaman çocuğumuz, kimi zaman büyüğümüz, annemiz, babamız gibi. Onlar buradan iyileşip taburcu oldukları zaman çok mutlu oluyoruz. Büyük bir mutluluk ve manevi açıdan doyum sağlıyoruz.”

GALİBİYETTEN ŞÜPHELERİ YOK

Virüs sinsi, onlar ise kararlı ve güçlü. Onlar, 541’de jüstinyen vebasını, 1350’de kara vebayı, 1918’de İspanyol gribi salgınını, geçen yıllarda da kuş ve domuz gribini mağlup ettiler. Corona virüsü de onlar için yenilmez değil. Bugüne kadar onlar kazandılar ve kazanmaya inançları tam.

Son güncelleme: 13:42 09.05.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more