Sözcü Plus Giriş

Tufan Türenç: Suikasttan geriye sadece karanlık kaldı

Gazeteci Tufan Türenç, efsane gazeteci İpekçi’nin hayatını anlatan “Gazeteci” kitabını 35 yıl sonra yeniden okurla buluşturdu. İpekçi'nin katledilmesinin 41'inci yıl dönümünde konuştuğumuz Türenç, "Suikasttan geriye sadece karanlık kaldı" dedi.

Yüksel ŞENGÜL
06:00 -
Tufan Türenç: Suikasttan geriye sadece karanlık kaldı

Türk basınının unutulmaz ve efsane genel yayın müdürü Abdi İpekçi, katledilişinin 41’inci yıl dönümünde (1 Şubat 1979) anılıyor. O gün stajyer olarak görev yapan bu satırların yazarı, Milliyet'in o dönem yazı işleri müdürü olan Tufan Türenç'le konuştu. 1985'te Abdi İpekçi'ye ithaf edilen ‘Gazeteci’ kitabı Remzi Kitabevi'nden yeniden çıkarıldı. Türenç, merhum Erhan Akyıldız'la birlikte hazırladığı kitabını, günümüz medyasının sorunlarını ve İpekçi cinayetiyle ilgili bilgileri SÖZCÜ'ye açıkladı.

MİT GÖREVLİSİNİN İTİRAFI

41 yıl geçti ve Abdi İpekçi cinayetinin sırrı size göre neden hâlâ çözülemedi?

Sana buradan önemli bir ayrıntı vermek istiyorum. Konuştuğumuz bir MİT görevlisi şu açıklamayı yapmıştı: ‘Boşuna uğraşmayın, gerçek katilleri bulamazsınız. Çünkü, bu cinayeti yaptıranlar, aynı zamanda bu cinayetin soruşturmasını da yapanlardır. Onlar ulaştıkları her delili kararttıkları için geriye sadece karanlık kalır.’ Ne yazık ki öyle de oldu. ‘Gazeteci’ adlı kitabı hazırlarken 200'e yakın kişiyle konuştuk, 1954-79 yılları arasındaki gazete arşivlerini taradık. Abdi Bey'in hayatını didik didik ettik. Ona kurşun sıkan Mehmet Ali Ağca tetikçiydi. Yalnız Türkiye'de değil tüm dünya ülkelerinde cinayete kurban giden önemli kişilerin gerçek katilleri bulunamıyor ne yazık ki.

1 Şubat 1979'a dönelim…

Hepimiz yıkıldık, Türk basını yıkıldı o gün. Korkunç bir gündü, Türkiye'deki gazeteciliğin kara günüydü. Milliyet'in efsane genel yayın müdürü Abdi İpekçi'nin öldürüldüğü tarihti. Ben gazetedeydim, vurulduğunu duyar duymaz hepimiz hastaneye gittik ama o zaten olay yerinde ölmüştü. Akşam gazeteyi gözyaşları içinde hazırlarken patronumuz Ercüment Karacan, bu acı haberin ne kadar büyütülmesi gerektiği konusunda tereddütlüydü. Hepimizi ürkütmüştü bu cinayet. Derken, Hürriyet'in patronu Erol Simavi geldi yanımıza, başsağlığı diledi ve yazı işleri masasına oturup telefonla Hürriyet'i arayarak, ‘Yarın büyük puntolarla siyah manşetle çıkıyoruz. Babıali'nin prensini öldürdüler' dedi. O güç birliği herkesin yüreğini ferahlattı.

Gazeteci adlı kitabınız 35 yıl sonra yeniden piyasada…

Meslektaşım merhum Erhan Akyıldız'la birlikte hazırladığımız Abdi İpekçi'nin hayatını anlatan “Gazeteci” adlı kitabımız 1985'te Milliyet Yayınları'ndan piyasaya çıktı. Büyük ilgi gördü ama zamanla köşesinde kaldı. Derken, Remzi Kitabevi “Gazeteci”yi yeniden basmaya karar verdi. Bu kitap bana göre şimdi daha önemli. Genç gazetecilerin bu kitaptan öğrenecekleri çok önemli şeyler var.

 ‘TÜRKİYE'DE MEDYA YOK'

O önemin ne olduğunu biraz açalım mı?

Abdi İpekçi gibi bir efsane genel yayın müdürünün derinlemesine anlatıldığı bu kitap, gazeteciliğin dünü ve bugününü karşılaştırıp aradaki uçurumları ortaya koyuyor. Ayrıca, bugünkü medyanın meslek ilke ve kuralları açısından ne kadar perişan durumda olduğunu gözler önüne seriyor.

Günümüz medyasını ve genç gazetecileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana göre Türkiye'de medya yok. Bir iki tane muhalefet yapan gazete var, o kadar. Diğerleri iktidara hizmet ediyor.

Basının özgür olduğunu ne zaman söyleyebileceğiz?

Bu iktidar gitmeden Türkiye'de basın özgürlüğünden söz etmek mümkün değil.

Son güncelleme: 08:43 01.02.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more