Sözcü Plus Giriş

Tarlada GDO muamması!

Tarım yazılarıyla çiftçinin sesi olan gazeteci Ali Ekber Yıldırım yerli tohumun önemine dikkat çekti. Tohumun tarımın temeli olduğunu hatırlatan Yıldırım, bu kadar önemli bir ürünün birkaç çok uluslu şirketin elinde olmasının sadece Türkiye değil dünya için de önemli bir tehlike olduğuna dikkat çekti. GDO’lu ürünlere de değinen Yıldırım "Ekimi de ithalatı da yasaksa yem olarak alımı da yasaklanması gerek" diye konuştu.

Sozcu.com.tr
13:01 -

SÖZCÜ TV yayınında Hande Zeyrek’in sorularını yanıtlayan Ali Ekber Yıldırım çarpıcı tespitlerde bulundu. Türkiye'nin kendi tohumuna sahip çıkması gerektiğini hatırlatan Yıldırım, tohumda dışa bağımlılıktan, yem sanayisinde kullanılan GDO'lu mısır ve soya ithalatına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Yıldırım “Bir dönem GDO'da çok gündemdeydi. Türkiye'de GDO'lu tohum üretimi yasak ama ithal alıyor muyuz?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi;

* 2010 yılında kabul edilen biogüvenlik yasasına göre Türkiye'de genetiği değiştirilmiş tohum üretimi ithalatı yasak.

Hatta hapis cezasına varan cezalar var. Ama Türkiye‘ye yem amaçlı olarak yem sanayinde kullanılmak üzere özellikle de genetiği değiştirilmiş mısır ve soya ithalatı yapılıyor.  Bu çok tartışılıyor. Yemde kullanıyoruz ama bunu hayvanlar yiyor. Büyükbaş hayvan yiyor et ve süt alıyoruz o hayvandan veya soya tavuk yeminde kullanılıyor. Acaba yumurtaya geçer mi? Tavuk etine geçer mi? Bu dünyada da çok tartışılan bir konu ve bazı araştırmacılar geçtiğini bazıları geçmediğini söylüyor. Ben bu konunu uzmanı değilim ama genellikle hamile kadınlara şunu yeme çocuğa zararı var denildiğine göre burada da bir geçiş olacağını düşünüyorum. Bana göre mutlaka geçiyordur.

Çünkü hayvana ne yem verirseniz aldığınız sonucu görüyorsunuz. Toplumda hibrit tohum ile genetiği değiştirilmiş tohum da çok karıştırılıyor. Sebze meyvelerde biraz şekil bozukluğu varsa ‘bu GDO'lu' gibi algılanıyor. GDO'yu bilinçsizce söylüyoruz ama burada denetim çok önemli. Yem amaçlı geliyor ama denetimlerin sıkı yapılması lazım ve burada bir kaçış olmaması gerek.

* Yani diyelim ki getirdiği GDO'lu mısırı ekebilir tarlaya. Ben hiç duymadım bugüne kadar çünkü hapis cezası da var.

GDO'lu ürünlerin ekimi de ithalatı da yasak ama madem yasaksa yem olarak da yasaklanması lazım. Ama baktığınızda soyanın ancak yüzde 5'ini üretiyoruz. Yüzde 95'i ithal. Ama dünyada üretilen soyanın da yüzde 90'dan fazlası GDO'lu. Yani yasaklayalım dediğinizde soyadan vazgeçeceksiniz. Öyle bir sistem yaratılmış ki sanki soya olmazsa biz et süt üretemeyiz.

GDO'lı soyanın yerine kaba yemi daha fazla kullanılabiliriz. Arpa buğday gibi ürünler veya GDO'suz kendi ürettiğimiz ürünler olur.

1950'lerden beri Amerika Soya Üreticileri Birliği Türkiye'de baya ciddi bir tanıtım ve lobi yaptı.

Bugün herkes soyaya bağlı. Soya olmadan hayvancılık yapılamaz gibi bir yaklaşım var. Türkiye yıllardır bu tuzağın içinde. Hayvanı yemi ithal ediyor.

Aşısını büyük ölçüde ithal ediyor. Bu bir tuzaksa bunda kurtulmak için çalışma yapmak lazım. Islah yapmak gerek. 1925'te Atatürk Macaristan'dan ıslah etmek için hayvan getiriyor. Ama o ıslah çalışmaları sürdürülmediği için biz bugün hayvan ithal ediyoruz. O dönemde ıslah yapan ülkelerin bugün hepsi hayvan ihracat ediyor. Yani Atatürk'ün o vizyonunu o dönemde ıskaladığımız için bugün biz ithalatçı, bu ıslahı yapan ülkeler ihracatçı ve biz gidip onlardan havan alıyoruz.

Son güncelleme: 13:05 29.04.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more