Sözcü Plus Giriş

Türkiye Psikiyatri Derneği sağlık çalışanları için destek hattı açtı

Türkiye Psikiyatri Derneği, corona virüsü ile mücadelede en önde savaşan sağlık çalışanları için destek hattını hayata geçirdi. Tüm sağlık çalışanları, 7/24 ulaşabildikleri ruhsal destek hattında gönüllü psikiyatristlerden destek alabiliyor. Konu ile ilgili bilgiler veren Psikiyatrist İlker Küçükparlak, bu süreçte sağlık çalışanlarına yardımcı olmanın ya da bunu teklif etmenin onlar için çok önemli bir yeri olduğunu vurguladı. Küçükparlak sağlık çalışanlarının önemli bir soruna değindi: Hem iş yerinde, hem de sevdiklerine bulaştıracakları endişesiyle evlerinde huzursuzlar.

Eser AKGÜL
15:24 -
Türkiye Psikiyatri Derneği sağlık çalışanları için destek hattı açtı

Tüm dünyayı etkisi altına alan corona virüsü salgını sebebiyle sağlık çalışanları hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak büyük bir mücadelenin içinde. Türkiye Psikiyatri Derneği de bu sebeple oluşturduğu destek hattı ile sağlık çalışanlarının 7/24 yanlarında olduklarını duyurdu.

7/24 HİZMET VERİYOR

Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Psikiyatrisi Çalışma Birimi’nin açıklamasına göre, ülkenin her yerinde görev yapan tüm sağlık çalışanlarının 7/24 ulaşılabilecekleri bir ruhsal destek hattı oluşturuldu. 0850 532 66 76 telefon numarası ile erişilebilen destek servisi 06 Nisan 2020 Pazartesi saat 08.00 itibari ile hizmete açıldı. Sağlık çalışanlarına Destek Hattıyla dernek üyesi gönüllü psikiyatristlerle canlı telefon görüşmesi sağlanabiliyor.

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin bu çalışması ile ilgili bilgiler veren Psikiyatrist İlker Küçükparlak, sağlık çalışanlarının her zamankinden daha çok el üstünde tutulması gerektiğini ve bu destek hattı ile onların yanında olduklarını duyurmak istediklerini söyledi.

Destek hattının 8 gündür faaliyette olduğunu belirten Küçükparlak, bu hattın temizlik personelinden, tıbbi sekretere, hastane idarecilerinden hemşirelere kadar her konumdaki sağlık çalışanına hizmet verdiğini vurguladı. Görüşmelerin bir kaydının yapılmadığını da sözlerine ekleyen Küçükparlak, sağlık çalışanlarının en çok yaşadığı sıkıntıları anlattı ve çözüm önerileri sıraladı:

HEM KENDİLERİ HEM DE AİLELERİ İÇİN ENDİŞELENİYORLAR

Sağlık çalışanlarının en çok yaşadıkları şey endişe… Sadece kendi sağlıkları ile ilgili değil yakınlarına hastalık bulaştırma korkusu yaşayan birçok sağlık çalışanı var. Özellikle anne babasıyla ya da risk grubundaki biri ile aynı evde yaşayan sağlık çalışanları çok yoğun bir huzursuzluk yaşıyor.

Normal şartlarda bir çalışma ortamı huzursuz ya da gergin olabilir. Ancak o ortamdan çıkıp evinize gittiğinizde o yükü atabilir ve rahatlayabilirsiniz. Ancak şu durumda sağlık çalışanları evlerine gittiğinde bulaştırma endişesi yüzünden rahatlayamıyorlar. Tabi bu gerginlik tekrar işlerine yansıyor. Bu nedenle toplumdaki her bireyin desteklerine ihtiyaçları var.

TÜKENMİŞLİK SENDROMU ORTAYA ÇIKABİLİR

Bunun yanında kriz dönemlerindeki şaşkınlık durumundan sonra bir ‘kahramanlık’ aşamasına gelinebiliyor. Bu süreçte üstlendikleri sorumlulukla ilgili olarak kendilerini adamışcasına çalışıyorlar. Her şeylerini bu göreve vakfediyorlar. Tabi ki bu bir sağlık çalışanı için tatmin duygusu oluşturabiliyor. Ama bu çalışma ritmi sürdürülebilir bir şey değil. Bir süre sonra yeterli fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak enerjileri kalmamış oluyor. Bu durum da onlarda ‘tükenmişlik’ tablosunu ortaya çıkarabilir. Bu tablo için kritik bir döneme geliyoruz. Bu haftadan itibaren bütün gayretleri ile çalışan sağlık personelinin artık bu şekilde daha uzun süre çalışamayacağı bir durum ortaya çıkabilir.

Kriz durumlarının bir orta mesafe koşusu gibi olduğunu biliyor olmak lazım, çünkü aylarımız böyle geçecek. Bu yüzden kondüsyonu idareli kullanmak gerekiyor. İkincisi de yorulmakla ilgili kendilerini eleştirmemeleri lazım. Bir kriz dönemindeyiz ve bu dönemde daha yoğun, daha fazla ama eskisi kadar kaliteli çalışamıyor olmak durumu ortaya çıkacak. Sağlık personeli böyle bir sürece girdiğinde kendisini işine özen göstermeyen, ilkesiz, yetersiz gibi görmemesi gerek. Kendileri ile ilgili beklentilerini mutlaka güncellemeleri lazım.

“DESTEK TALEP EDİN”

Bunun yanında özel hayattaki sorumluluklarla ilgili olarak şu dönemde destek almalarını ve hatta bunu talep etmelerini öneriyorum. Örneğin bir kadın sağlık çalışanı eşinden temizlik için, komşularından yemek yapmaları için destek alabilir. Bu tip şeylere zaman ayıramamaları ve yardım istemeleri onların tembel biri oldukları anlamına gelmez aksine kendilerini gözeten, olgun biri oldukları anlamına gelir. Aksi halde bunun sonu tükenmişlik sendromuna kadar gidebilir.

Geçici duruma özgü bir takım standartlar tanımak ve yüklerini azaltmak iyi bir fikir. Bunun yanında özellikle böyle bir süreçte kendilerini yakın hissetikleri insanlarla duygularını paylaşmaları da onlara iyi gelebilir. Eşlerini ya da arkadaşlarını üzmemek adına paylaşmaktan çekinmemeliler; şu süreçte duygusal yükü paylaşmak iyi gelecektir. Kendilerine ayrıcalık tanımaları, bir süreliğine de olsa iş dışındaki sorumluluklarını yakınlarına devretmeleri çok önemli. Eğer bu önlemi almazlarsa yakın bir zamanda kendilerine ve çevrelerine faydalı olamayacak duruma gelebilirler.

Bunların yanında iş kaynaklı riskler de mevcut. Salgın nedeniyle ölüm oranının eskisine göre anlamlı bir şekilde artmış olması onlar için ciddi bir yük. İlk defa ölümle karşılaşmıyorlar ama bu kadar yüksek bir oranda ilk defa karşılaşıyor olabilirler. Yaptıkları şey bir işe yarıyor mu, ne kadar insanı iyileştirebilirler, ne kadar kişiye faydalı olabilirler? Bu sorular da onlar için zorlayıcı olmaya başlıyor. Elbette çok faydalı bir iş yapıyorlar ama bu kadar yoğun bir ölüm oranı onları yoruyor. Sonuçta hiçbir doktor hastasını kaybetmek istemez.

Ayrıca servisler daha çok dolmaya, yoğun bakımlarda yer sorunu gibi ciddi krizler olmaya başlayınca, sağlık çalışanları hasta ve hasta yakınlarının talepleri ile mevcut şartlar arasında sıkışacaklar. Bu nedenle hasta yakınlarının da hassasiyetle davranmaları önemli bir unsur.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZ EN ÖNEMLİ KAYNAĞIMIZ”

Tüm dünya gördü ki sağlık çalışanlarından daha önemli bir kaynağımız yok. Ne kadar sağlık çalışanı var, ne kadarı iyi yetişmiş, ne kadarı sağlıklı bir sağlık hizmeti verebiliyor? gibi şeyler ‘kaç kişiyi kurtarabiliriz?’ sorusunun cevabında etkili. Bu nedenle onlara gözümüz gibi bakmamız gereken, üzerimize vazife olmasa bile onların hayatlarını nasıl kolaylaştırabileceğimize kafa yormamız gereken bir süreçteyiz. Buna tüm toplum özen göstermeli. Onlara yardım teklifinde bulunmanız bile enerjilerini yükseltecek bir şey olacak.

Buradan destek hattımızda gündüz ve gece, onlara faydalı olabilmek için uyumayan gönüllü psikiyatristlerimiz olduğunu da duyurmak istiyorum.

İLGİLİ HABERTTB'den çağrı: Kadın sağlık çalışanlarının gereksinimleri karşılanmalıTTB'den çağrı: Kadın sağlık çalışanlarının gereksinimleri karşılanmalı İLGİLİ HABERTTB: Sağlık çalışanında Covid-19 iş kazası sayılmalıTTB: Sağlık çalışanında Covid-19 iş kazası sayılmalı
Son güncelleme: 10:14 14.04.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more