Sözcü Plus Giriş
AYŞE SUCU

Kadınlar üzerine: Türk kadınının var oluş mücadelesi

15 Haziran 2020

Kadın konusuna kaldığımız yerden devam edelim. Türk kadını, ilk dönemlerden itibaren siyasi, askeri ve sosyal açıdan dönemin diğer toplumlarına göre farklı bir konuma sahip olmuştur. Her türlü faaliyette var olan kadın avda, savaşta, dini ya da iktisadi alanda aktif rol üstlenir. Türk destanlarında o (fitne varlıktır, şeytandır, ne derse aksini yapın gibi rivayetlerle dolu Arap Müslüman kültürünün aksine) yol göstericidir, nasihat verendir, iffet ve şefkat abidesidir; dolayısıyla bir erkek annesi, eşi, kızı olan kadınların sözlerini dinlemez ise başına büyük felaketler gelir.

ANADOLU MİMARİSİNDE KADINLARIN İZİ

Malazgirt Savaşı'nın kazanılmasından sonra Türk tarihinde yeni devir açılmış ve Anadolu'da yeni kurulan devletler- Anadolu Selçukluları, Danişmentliler, Saltuklular, Mengücekliler- Türk kültür ve medeniyetini bulundukları coğrafyalara taşımışlardır. Bugün Anadolu'nun her köşesinde o döneme ait mimari eserlere rastlamak mümkündür. Türk kadını bu sahada da aktif rol oynamıştır: Kayseri'de Hunat Hatun Medresesi, Mardin Hatuniye (Sitti Radviyye) Medresesi, Erzurum Yakutiye Medresesi, Kayseri Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi, Sivas Divriği Melike Turan Daruşşifası, Ilduz Hatun tarafından yaptırılan Amasya Daruşşifası, İsmetiye Zaviyesi, Rabia Hatun Zaviyesi, Mal Hatun Zaviyesi, Danişmentli Elti Hatun'un yaptırdığı Kayseri Gülek Camii, Erzincan'da Mama Hatun Kervansarayı ve Türbesi, Sitti Radviyye'nin hayratı Radviyye Hamamı, Artuklu Hatunu Zübeyde Hatun'un Diyarbakır'da yaptırdığı Haburman Köprüsü, Ahlat'ta meydana gelen yangın sonucu harap olan şehrin yeniden imarı için uğraşan Şah Banu Hatun bunlardan sadece birkaçıdır.

ANADOLU KADINLAR BİRLİĞİ

Anadolu'nun en eski kadın örgütlerinden biri olan Bacıyân-ı Rûm kadınlar tarafından kurulmuştur.  Sadece ticari değil aynı zamanda askeri ve dini faaliyetler gerçekleştiren bu örgüt, dönemi itibarıyla istisnaidir. Ahi Teşkilatı'nın kadınlar kolu olan Bacıyân-ı Rûm'un başında Fatma Bacı vardır.

Bâcıyân-ı Rûm kadınları, Moğolların Kayseri'yi muhasarası sırasında şehrin savunmasına bizzat iştirak etmişlerdir. Ahi tekke ve zaviyelerinde, misafirlerin ağırlanmasıyla ilgilenmişler, bu teşkilata üye genç kız ve kadınlar, erkeklerle birlikte zikir ve sema sohbetlerine katılmışlardır. (Türklerin kültüründe kaçgöç anlayışı yoktur, kadın erkek eşit haklara sahiptir; Osmanlı'da özellikle hilafet sonrası, Arap- Cahiliye gelenekleri ‘din kılıfı altında' Osmanlı-Türk aile yapısını etkisi altına alacaktır.)

Kayseri'de, Debbâğlar (Dericiler) Çarşısı'nda iş yerlerinde kadınlar örgü ve dokuma tezgahlarında ak börkler, çeşitli giysiler, halı, ipek ve yünlü kumaşlar gibi ürünler imal edip dışarıya satmışlardır. Kadın iş gücünün kullanılması yanında “ev içi üretim” evlerin aynı zamanda iş yerine dönüşmesini sağlamıştır. Bu gelenek Osmanlı Devleti'nde zayıflayarak varlığını sürdürür. Haftaya devam edelim.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more