Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

9’uncu kez şüpheli olarak adliyede

46 yıllık gazeteci Ayşenur Arslan haftaya yine ifade verecek

Doğduğu yer gibi… Aydınlı…

Gazeteciliğe 1974 yılında TRT'de muhabir olarak başladı. O gün bugündür yazılı ve görsel basının en yürekli isimlerinden… Caz dinler, gerilim kitapları okumayı sever… Yemek yapmaz, yemek programlarını izler…

7 yıl önce verdiği bir röportaj kulağımda hâlâ çınlıyor:

“… İçeriye girmekle ilgili tek kaygım, saçımı boyamama izin verip vermeyeceklerine dair. Gülmeyin. Sordum hatta kendim boyayabilirmişim… Abdi İpekçi, bana yaşını başını almış bir adam gibi gelirdi, oysa 50'sindeymiş öldürüldüğünde. Uğur Mumcu, 51'indeymiş. Birçok insan hayatının en verimli çağında koparılmış. Bu saatten sonra kişisel kaygım kalmadı. Romatizmam artar mı, saçımın boyası ne olur gibi, saçma sapan kaygılarım olabilir, onları da gideririm…”

Medya Mahallesi'nin Ayşenur Arslan'ı…

1982 yılında Güneş Gazetesi'nde haber müdürü olduktan 2 yıl sonra istifa etti ve Nokta Dergisi'nde çalışmaya başladı. Daha sonra Söz Gazetesi'nde çalışmaya başlayan Arslan buradan da ayrıldıktan sonra Türkiye'nin ilk yerel dergisini hazırladı.

Bir yıl Cumhuriyet Gazetesi'nde çalışan Arslan, Star TV'de ve Ali Kırca ile birlikte ATV'de çalıştı. 8 yılın ardından tekrar Star TV günleri. “Medya Mahallesi” programını CNN Türk'te yaptı ve Uludere'de televizyon yönetimiyle karşı karşıya geldi. Şimdi Halk TV'de “Medya Mahallesi” programını sürdürüyor.

Ve… Önceki gün…

Ayşenur Arslan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ‘şüpheli' sıfatıyla ifadesinin alınması için savcılığa çağırıldı. Evine ulaşan tebligatla ifadeye çağırıldığını öğrenen Arslan, konunun ne olduğunu bilmediğini söyledi. Arslan, savcılığın çağrısını sosyal medya hesabından duyurarak şu ifadeleri kullandı: “Güzel bir sonbahar günü. Kapı çaldı: Posta! Bekle-me-diğim mektup geldi. Savcılığın beni göresi gelmiş. Şüphe çekmesin diye ‘şüpheli' gibi gidecekmişim. Görüşecekmişiz!”

Ayşenur Arslan'ın evinde sabah çay keyfi.

Troller şikayet ediyor…

Önümüzdeki hafta ya salı ya da çarşamba günü ifade vermeye gideceğini söyledi Ayşenur Arslan… İfade günü kesinleştikten sonra haber vermesini istedim, şu cümleleri kurdu:

“O kadar büyütecek bir konu değil. Sonuçta şüpheli olarak ifade vereceğim. Gelmenize gerek yok.”

Peki… Bu kaçıncı soruşturma… Söz Ayşenur Arslan'da:

“Yedi-sekiz kez şüpheli olarak çağrıldım. Bu dokuz oldu hatırlamıyorum. Bir mahkumiyetim var bir de Ankara'da süren davam! Aytunç, şekerim garip olan ne biliyor musun? Bir soruşturmada şunu yaşadım: Çağlayan'da ifade verdim, sonra yine aynı soruşturma kapsamında Kartal'a gidip yine ifade verdim. Savcıya, Çağlayan'da ifade verdiğimi neden Kartal'a da çağırdıklarını sorduğumda şu yanıtı aldım: ‘Hakkınızda yeni bir ihbar ve şikayet var.' Trol ordusu benimle ilgili CİMER, BİMER, ne varsa şikayet ediyor.”

Ayşenur Arslan yaşadıklarını anlatırken gülüyor, espri yapıyor…  Ayrılırken diyorum ki, “Haber verin biz de orada olacağız”… Sonunda “Tamam” diyor…

Tarihe müsvedde tutmak…

Ayşenur Arslan'ı tanımayan yoktur…

Ancak onunla canlı yayın öncesi yaptığı hazırlığa tanık olan bir gazeteci olarak diyorum ki, çok titiz ve mükemmeliyetçi!

Tek başına kurgu yapıyor ve akışı hazırlıyor…

Çünkü sabahın ilk ışıklarıyla gazeteleri okumaya başlamış ve son dakikaları kaçırmıyor.

Pandemi döneminde evini stüdyoya çeviren Arslan'a konuk olduğum iki yayın öncesinde de içtiğim çayları ve yaptığımız sohbeti zaman zaman hatırlatıyorum, gülüyor, kahkaha atıyor. Ayşenur Arslan'ın bir röportajında yaptığı şu uyarılar ders niteliğinde: “Bana göre haber programı yapan, köşe yazan, manşeti atan yazı işleri, haber hazırlarken fotoğrafın genelini vermese bile görmek zorundadır. Bence haberciliğin asıl yönlerinden biri bu. Türkiye'nin genelini, geçmişini, geleceğini, bölgeyi, yeni dünya dengelerini… Bilmek; bunun içinde görmek, okumak zorundasınız. Maalesef genç arkadaşlarımız az okuyor. Sadece kendilerine söylendiği kadarını tırnak içinde, bildirildi, denildi diye yazmanın haber olduğunu zannediyorlar… Görevimiz tarihe müsvedde tutmaktır. Sonra tarih o müsveddelerden bazılarını temize çeker. ‘Bu niye böyle olmuşu' vermezseniz sözcükler çöplüğünden farksız hale gelir. Anlıyorum, tabii başka haberleri veremeyince mecburen buna yöneleceksiniz. Ama ortada o kadar haber var ki, sadece Türkiye değil dünya değişim sürecinde. Bir haberci bütün bu süreçleri bilmeli.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more