Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Ayda’nın acıyan yerlerini 1999 depremi biliyor!..

5 Kasım 2020

AİHM, 2015'TE ‘DEVLET TEDBİR ALMALI' DEMİŞTİ…

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 91 saat sonra enkazdan çıkarılan 3 yaşındaki Ayda Gezgin'le ilgili sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Ayda'nın acıyan bir yeri yok. Köfte ve ayran istiyor.”

Ah Sayın Bakan! Ayda'nın her yeri acıyor ve siz farkında değilsiniz!

Neden mi? Çünkü…

17 Ağustos 1999…

Büyük Marmara depremi…

Resmi raporlara göre 17 bin 480 ölüm, 23 bin 781 yaralanma oldu.

285 bin 211 ev, 42 bin 902 iş yeri hasar gördü.

O dönem en çok konuşulan isim müteahhit Veli Göçer oldu. 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında kusurlu olduğu iddiasıyla yargılanan 6 bin 286 kişi arasında en yüksek hapis cezasını aldı. (18 yıl 9 ay)

17 AĞUSTOS 1999/KARAMÜRSEL

SORUMLULAR ZİNCİRİ

O davada depremzedelerin avukatı Filiz Saraç'tı ve davayı uluslararası hukuka bile taşıdı! Saraç bugün Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi… Dün Saraç'la sohbet ettim… İlk cümleleri şu oldu: “… 99 depreminden bugüne 21 yıldır, halen bina enkazları altında vatandaşlarımız hayatlarını kaybediyorsa, depremde doğabilecek can ve mal kaybını önlemeye yönelik sorunların çözülemediği açıktır. Bir binanın yapımındaki süreç dikkate alındığında… Binaların çökmesinde alanın imara açılmasından, binanın yıkılmasına kadar olan aşamada sorumlu değil, sorumlular zinciri vardır.”

AİHM: İnsan hayatı kutsal

Filiz Saraç, “Bugün yine İzmir'i etkileyen depremde, ‘Bina çökmesinde sorumlular kim' sorusuna yeni baştan cevap aranmakta” dedi.

Bunu açmasını istedim. Şu örneği verdi:

“17 Kasım 2015 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) başvurucu vekili olduğum ÖZEL X TÜRKİYE kararı, depreme ilişkin verdiği ilk karar. 17 Ağustos depreminde resmi kayıtlara göre 195 kişinin hayatını kaybettiği (yıkılan bazı binalarda ölenler) davaya ilişkin verdiği kararda aşağıdaki tespitler yer aldı:

… Mahkeme, AİHM Sözleşmesi'nin 2. Maddesi… Devlete yalnızca, kasten ölüme sebebiyet verilmesini engelleme zorunluluğu getirmediğini, aynı zamanda, kendi yargı yetkisi altında bulunan kişilerin hayatını korumaya yönelik gerekli tüm tedbirleri alma yükümlülüğü de getirdiğini hatırlatmaktadır…

‘DEVLET TEDBİR ALMALI'

Yani…

İnsan hayatı bakımından derin etkilere yol açan doğal afetlerin meydana geldiği durumlarda, Sözleşme'nin 2. maddesinin uygulanabilir olduğu ve devletin sorumluluğunun söz konusu olduğu kabul edilmiştir.”

AİHM'nin 2015'te verdiği karardaki şu cümlelerin de altını çizdi Filiz Saraç: “Devletin, şiddetli ve beklenmedik şekilde gerçekleşen bu tür doğa olaylarıyla, yani depremlerle baş edebilme kapasitesini güçlendiren tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Mahkeme, felaketlerin önlenmesi hususunun, özellikle arazi düzenlemesini ve imar denetimini kapsadığı kanısına varmaktadır. Mahkeme, depremin, söz konusu bölgeye uygulanması gereken, güvenlik ve inşaat ile ilgili standartlara uymayan binaların yıkılması nedeniyle insan hayatı bakımından feci sonuçlara yol açtığını tespit etmektedir. Bu yapıları kontrol etmek ve denetlemekle görevli olan yerel makamların bu konuya ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediklerinin tespit edildiği görülmektedir.”

SONUÇ: Kısacası kararda depremlerin devletlerin önüne geçemeyecekleri olaylar olduğu ancak depremlerin zararlı sonuçlarının engellenmesinde gerekli tedbirleri almak zorunda bulunduğunu vurgulamıştır.

Bitmedi…

Ruhsatsız yapılarla barışmak!

Peki devlet bu kararlara rağmen ne yaptı?

2018 yılında yani 17 Ağustos depreminden 19 yıl sonra…

3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici Madde 16 ile İmar Barışı olarak adlandırılan esasen imar affı olan bir düzenleme yapıldı. Vatandaşın yaşam ve mülkiyet hakkını korumasına ilişkin yükümlülükler bir yana bırakıldı. Avukat Filiz Saraç dedi ki:

“… İmar afları ile devletin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapılarla barışmasının, bu tür yapıların doğa ile de barışması anlamına gelmeyeceğini o gün de dile getirilmesine rağmen çıkarılmıştır.  Binaların kendiliğinden ya da dolaylı çökme riski devam etmektedir. Depremi önlemek için; ülkemizin kaçak yapılaşmayı teşvik eden, bireyleri imar affına ilişkin yasa beklentilerine sokan, afet riski taşıyan binaların artmasına ilişkin politikaların  terk edilmesi gerekir.”

SONUÇ: Sayın Bakan… Ayda'nın acıyan çok yeri var!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more