Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Trabzon Şehir Hastanesi’ndeki sapma

25 Eylül 2020

Sağlık Bakanlığı'nın kamu özel işbirliği (KÖİ) modelinden vazgeçerek, rotayı ihale yasasındaki pazarlık usulüne (21/b) kırdığı ihalelerin dördüncüsü Trabzon Şehir Hastanesi için yapıldı.

Kamu ihale bülteninde önceden yayımlanmayan, medyada haberleştirilmeyen bu ihaleleri öğrendikçe sizlerle paylaşıyorum. Sağlık Bakanlığı'nın ardı ardına TL birimiyle yaptığı her şehir hastanesi ihalesi, 7-8 sene önce KÖİ modeliyle ihale edip kiracı olduğu (Bilkent Şehir Hastanesi olmak üzere devreye alınan bütün) hastanelerin, dövizli kira ve garantilerle bütçeyi rehin alışını belgeliyor.

★★★

900 yataklı Trabzon Şehir Hastanesi, 22 Eylül Salı günü ihale edildi.

İhaleye bu defa 9 firma/firma ortaklığı davet edilmiş. Yaklaşık maliyet: 1 milyar 371 milyon 565 bin 604 TL, 34 kuruş. Aşağıdaki listede göreceğiniz tekliflere bakılırsa,  en uygun teklifin Kalyon İnşaat'tan geldiği görülüyor: 1 milyar 99 milyon 900 bin TL.

HESAP YİNE TUTMADI

Tıpkı önceki hastane ihalelerinde olduğu gibi Trabzon için de hesap tutmadı değerli okurlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzası bulunan, şubat tarihli
Yatırım Programı'nda Trabzon Şehir Hastanesi yatırım bedeli 882 milyon 940 bin 240 TL görünüyor. 3 gün önce yapılan ihaledeki yaklaşık maliyet: 1 milyar 371 milyon 565  bin 604 TL.

Yanılma payı: 488 milyon 625 bin TL.

İhaledeki tekliflere ve yatak kapasitesine baktığınızda, bu sapmayla 400 yataklı yeni bir hastaneyi rahat rahat yapmak mümkün. Ama ne gam.  Millete süper ekonomi masalları anlatanların utanmasını beklerken siz, onlar yeni masallar kurguluyor.

Akkuyu itirazı için son gün

Mersin Büyükşehir Belediyesi 10 Ağustos'ta toplandı. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ne bağlı elektrik iletim hattının, Gülnar-Büyükeceli sınırlarına rastlayan kısımlarının imar planlarına işaretlenmesine dair değişikliği görüştü. İtirazlar için kararı askıya çıkardı.

Bugün SON GÜN. Mersin Yurttaşlar Girişimi, Anayasa'nın “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir” maddesine dayanarak itiraz ediyor.

Covid-19 önlemlerinin Akkuyu sahasında uygulanmadığını, Büyükeceli derelerinin lağım taşıdığını söylüyorlar.

Şurası gerçekten önemli: “Kazasız işletme halinde bile çevreye yayacağı radyasyon tüm ekosistemi bozacak olup; tüm canlıların doğal yaşamını, denizlerimizi, sağlığı, tarımı, turizmi, sosyal yaşamı tehdit edecek düzeyde etkileyecektir. Bölgemiz ve ülkemiz  nükleer atık deposuna dönüşecektir.”

Çok da basit bir soruları var: “Akkuyu gibi cennette, Çernobil'den sabıkalı, AB'nin güvenliğini onaylamadığı, Rusya'nın devlet şirketinin kurup, işleteceği bir teknolojiye nasıl güvenebiliriz?”

YEKDEM'de kara deliğe doğru

Başlıktaki kısaltmayı açalım önce:

YEKDEM, “Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması” demek.

YEKDEM'in nasıl bir kara deliğe gittiğini anlatmadan önce küçük bir hatırlatma yapalım.

★★★

Hazine garantili projeler deyince bugüne kadar aklımıza hep havalimanı, köprü, tünel, otoyol ve şehir hastaneleri geliyor. Bu son derece normal. Gerçekten de -yıllardır konuyu ısrarla yazan bir gazeteci olarak düşüncem o ki- kamu özel işbirliği (KÖİ) modelli bu projelerin; sözleşme büyüklüğü, bütçe üzerindeki 25 yıllık dövize dayalı mali baskısı ve geniş kitlelere hitap etmesi gibi nedenlerle gündemde daha da geniş yer bulması gerekiyor.

Nitekim son zamanlarda muhalefetin “hepsini kamulaştıracağız” söylemi, biraz da bu ısrarlı çabaların ve meselenin yavaş yavaş da olsa kitleselleşmesinin bir sonucudur.

ÖĞRENCİ TABLET ALAMAZKEN

Gelin görün ki bütçeyi ipotek altına alan Hazine garantili projeler, sadece KÖİ modeliyle yaptırılan havalimanı, köprü şehir hastaneleriyle sınırlı değil.

Yazı girişinde açık adını verdiğim YEKDEM projeleri de döviz üzerinden elektrik alım garantileriyle bütçede yeni kara delikler açmaya doğru gidiyor.

Öğrenciler tabletleri olmadığı için eğitim alamazken, YEKDEM'e bütçeden aktarılan milyarlar, kamu kaynaklarının doğru harcanıp harcanmadığını göstermek açısından gündeme daha çok taşınmayı hak ediyor.

SEKİZ AYDA 33 MİLYAR TL ÖDENDİ

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) ile Elektrik Mühendisleri Odası'nın (EMO) konuyla ilgili ayrı ayrı yaptıkları değerlendirmeler meseleye ışık tutuyor.

MMO Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Yunus Yener'in paylaştığı bilgilerden bir özet:

– Elektriğin piyasa toptan satış fiyatı, kwh (kilovatsaat) başına 30-35 kuruş. Ama devletin, YEKDEM kapsamındaki özel santral şirketlerine, ürettikleri elektrik için kwh başına ödediği fiyat 7.3 ile 13.1 USD/ cent arasında değişiyor. Bu da 55 kuruş ile 100 kuruştan ödeme yapılıyor demek.

– YEKDEM'den yararlanan şirketlere 2018'de 26 milyar TL, 2019'da 38 milyar TL, 2020'nin ilk sekiz ayında 33 milyar TL kamu kaynaklarından aktarılmış ve bu tutarlar elektrik tüketicilerinin faturalarına yansıtılmıştır.

HAKSIZ KAZANÇ KAPISI

Yener, yenilenebilir enerjiyi özünde savunmalarına karşın, yabancı para birimleriyle tanımlanan maddi desteklerin, özel şirketler için haksız bir kazanç kapısına dönüştüğünü vurguluyor.

DÖVİZLİ PASTA 10 YIL DAHA

EMO da aynı konuda birkaç gün önce yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı kararına dikkat çekti. Şirketleri kayıran söz konusu karara göre, 30 Haziran 2021'e kadar işletmeye girmesi şartıyla ,dolar üzerinden bu ödemeler 2030 sonuna kadar sürecek. EMO yönetimi de yenilenebilir enerji kaynaklarından azami ölçüde yararlanılması gerektiğinin altını çizerken şöyle diyor:

“Ancak 01.01.2021-30.06.2021 tarihleri arasında işletmeye girmesi muhtemel üretim tesislerine sağlanan bu ayrıcalıklı uygulamanın hangi ihtiyaçtan kaynaklandığı ve ödemelerin neden Amerikan Doları karşılığında yapılacağı anlaşılamamıştır.”

Bu konuyu gündeme daha sık taşıyacağız.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more