Gençler, siz siz olun gaza gelmeyin!

Bu aralar her yerden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın röportaj videoları akıyor.

İlk aldığım video kurlarla ilgili bir açıklamaydı. Albayrak, vatandaşın kur artışı derdi olmadığını, dolardaki artışın sadece “dolarla maaş alanları”, “dolar borcu ve işi olanları”, “Mersedes, BMW araba almak isteyenleri”, “yurt dışına seyahat planlayanları yapanları” etkilediğini ima ediyordu.

İnsan gayri ihtiyari, “adam haklı” diyor. Peşi sıra “Dolarla maaş almıyorum. Dolar borcum da yok. Dolarla işim de olmaz. Mersedes, BMW almak isteyen, yurtdışına gitmek isteyen düşünsün” demeden edemedim. Ne yalan söyleyeyim, yüzümde anlamsız bir gülümseme belirdi.

★★★

Sonra Sayın Albayrak'ın verdiği ilhamla kafamda beliren bu düşüncenin verdiği iyimserlikle işe gitmek için arabaya bindim.

Ne göreyim! Benzin göstergesi ‘depo boş' uyarısı yapıyor.

Yol üstündeki benzinciye uğrayıp depoyu doldurdum. O da ne? Geçen sefer ödediğim miktardan daha yüksek bir rakam çıktı. Devamında pompacıyla aramda şöyle bir diyalog geçiyor aramızda:

Benzine zam mı geldi?

– Evet abi, en son ne zaman almıştın?

– Temmuz'da…

– Oooo, o zaman 6 nokta 2'lerdeydi, şimdi 6 nokta 7'ye dayandı (gülüyor).

– Litrede 50 kuruş 50 litrede 25 lira demek. Vay babam vay!

– Abi dolar yükseldi, petrolü dolarla ithal ediyor ülkemiz. Olacak o kadar!

– Pompacı da haklı!

“Ama sayın bakan bizim etkilenmeyeceğimizi söylüyordu” desem ne yazar ki?

“25 lira için enseyi karartmamak lazım” diyerek iyimserliğimi korumaya çalıştım.

İşyerine vardığımda aklıma bizim İsmail Saymaz'ın bu hafta sonu yapılacak düğünü geldi. Hemen yakındaki kuyumcuya gittim.

“Merhaba, çeyrek altın ne kadar?”

798 lira

Rakamı duyunca aklıma İsmail'in korona salgını nedeniyle düğününü ertelemek zorunda kaldığı geldi. Korona salgını olmasa Nisan ortasında yapacaktı. Merak edip baktım o zaman alsaydım çeyrek altın kaç lira olurdu?

Bakmaz olaydım, canım sıkıldı. Nisan'da alsaymışım 626 lira ödeyecekmişim. Şunun şurasında dört ay geçmiş ama çeyrek altın fiyatı 170 lira artmış.

Bir arkadaşım, “Nisan'da alsan belki yarım altın alacaktın ve daha fazla para verecektin” diye beni teselli etmeye çalıştı ama yetmedi.

Altın fiyatındaki artışa göre asgari ücretin 13'te biri gitmiş resmen. Kuyumcuya, “insanlar alabiliyor mu çeyrek” diye sordum. “Yok, çok satamıyoruz. Genelde yarım gram tercih ediliyor” dedi. Olan gelin ve damatlara olmuş valla. “Yazık sana İsmail” diye hayıflana hayıflana kuyumcudan çıktım.

★★★

Yolda, bir whatsapp grubundan yeni bir Berat Albayrak videosu geldi. Hemen dinlemeye başladım. Gençlere verdiği tavsiyelerden söz ediyordu.

Dünyada 20. Yüzyıldan beri süregelen haksız adaletsiz düzenin yıkıldığı bir devrim yaşandığını, yerine yeni bir düzen kurulduğunu anlatıyordu. Birden gözleri parladı ve yeni düzenin kurulma sürecinde en devrimci ülkenin Türkiye olduğunu söyledi. Hatta hızını alamayıp, sağ elini yumruk yaptı ve “devrim” diye slogan attı.

Aklıma ODTÜ yılları, tribünlerdeki “DEVRİM” yazısı ve sahadaki çimlere mumla yazdığımız DEVRİM yazısı geldi. Efsanevi devrimci lider Fidel Castro'nun

“Ben bir parça ekmeğe bile sahip olmayan dünya çocukları adına konuşuyorum!” sözlerini anımsadım.

Tam gaza gelmiştim ki Marksist bir arkadaşımın, “AK Parti kadrolarında sosyalist, komünist bir eğilim mi başladı” sorusuyla birlikte gönderdiği videoyu açtım. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, insanlığın her alanda bir yabancılaşma yaşadığını vurgularken, kavramı Komunist Manifesto'daki “yabancılaşma” tanımıyla izah ediyordu:

‘Yabancılaşma' der Marx, ‘insanın kendi eliyle ürettiği şeyin kontrolüne girmesidir'. Yani benim yaptığım şeyin beni kontrol etmesi.”

Kalın'dan Marx'ın tespitini duyunca, gerçeğe dönmem, ekonomi yönetimimizin istatistik oyunlarıyla ürettikleri ekonomi verilerinin kontrolüne geçtiğini, yönettikleri ekonomiye yabancılaştıklarını anlamam zor olmadı.

★★★

Sevgili gençler, Albayrak ne kadar devrimci, Kalın ne kadar Marxist bilmiyorum ama gaza gelip “Devrim” falan diye slogan atarsanız başınıza gelecekleri biliyorum.

Siz siz olun yabancılaşma ürünü tespitlerle, sloganlarla gaza gelmeyin!