Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

Ne çektin be Müyesser Abla!

9 Kasım 2020

Bugün Gazeteci Müyesser Yıldız bir kez daha hakim karşısına çıkacak.

Emin olun Orhan Veli'nin şiirinde anlattığı Süleyman Efendi'nin nasırından çektikleri, Müyesser Yıldız'ın başına gelen siyasi davalardan çektiklerinin yanında çocuk oyuncağı kalır.

İlk tutuklandığında tarih 3 Mart 2011'di. FETÖ'cü savcı Zekeriya Öz, “Ergenekon'un medya yapılanması” diye başlattığı “OdaTv Davası”na birçok gazeteciyle birlikte Müyesser Abla'yı da dahil etmişti.

İnsanlar bugünlerde korona karantinası için 10 gün kendi evlerinde dahi kalmakta zorlanıyor. Müyesser Abla, dile kolay, tam 16 ay, hem de bir kumpas davası nedeniyle Silivri Cezaevi'nde yatmıştı.

Çıktığında tarih 18 Haziran 2012'ydi.

★★★

Bir başka haziran günü, 12 Haziran 2020'de Müyesser Abla bir kez daha tutuklandı. O gün bugündür Sincan Cezaevi'nde tutuluyor.

Bu kez suçlama, “casusluk” diye başlayıp “devlet sırlarını ifşa”ya, hukuki diliyle “zincirleme olarak devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamaya” dönüşmüştü.

Bu suçlamaya neden olan iddialar, iki yazısına dayandırılmış.

İlki 24 Aralık 2019 tarihli ve “Kim bu Hafter'le görüşen Türk komutanlar” başlığını taşıyor.

“Libya'ya hangi komutan gitti, yerine kim geldi” başlıklı ikinci yazı ise 20 Ocak 2020 tarihinde yazılmış.

Savcının iddiasına göre “bipolar kişilik bozukluğu” olduğunu, bu nedenle tedavi gördüğünü kendisi bizzat söyleyen bir astsubay (E.B.), Müyesser Yıldız'ı onlarca kez aramış ve ona birtakım gizli bilgiler vermiş.

Müyesser Yıldız da o bilgileri yazılarına taşıyarak ifşa etmiş.

Suçlamalara konu olan iki yazıyı da iki kere okudum. İkisi de tamamen açık kaynaklara dayandırılmış ve içindeki her bilginin kaynağı, referansı yazıda detaylıca aktarılmış. Emin olmak için yazısında sözünü ettiği referansları da kontrol ettim.

Yazıda yer alan bilgilere “devlet sırrı” demek gerçekten çok zor.

Ayrıca şunun da altını çizmek isterim ki Libya'ya hangi komutanın atandığı, yerine kimin geldiği Ankara'da savunma muhabirliği yapan her gazetecinin kolaylıkla ulaşacağı, sır olmayan bilgilerdir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 30 Ağustos'tan sonra hangi göreve kimin geleceği, kaç albay ile general/amiralin emekliye sevk edileceği gibi bilgilerin Yüksek Askeri Şura toplantılarından günlerce önce yazıldığına dair onlarca haber bulabilirim.

★★★

Yıllarca dış politika ve savaş muhabirliği yapmış biri olarak kendi vatandaşına, ülkesine ve insanlığa karşı suç unsuru içermediği, ortaya çıkmasında kamu yararı olmadığı sürece devlet kurumlarının ve görevlilerinin gizli faaliyetlerinin gizli kalması gerektiğine inanıyorum. Müyesser Abla'yla ilgili iddianameyi de bu konularda her zaman hassasiyet gösteren biri olarak okudum.

İddia ediyorum, Müyesser Abla'nın yazılarında olmayan devlet sırları, savcının iddianamesine giren Milli Savunma Bakanlığı yanıtları üzerinden ifşa edilmiş.

Ayrıca, iddianameden yola çıkarak bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum:

Bir devlet düşünün ki sadece ifşa ettiği için bir gazeteciyi beş aydır hapiste tutmasına neden olan büyük sırlarını, “bipolar kişilik bozukluğu” olan, bu nedenle hastanede tedavi gören bir astsubaya emanet edebiliyor. Bir devlet düşünün ki bipolar kişilik bozukluğu olan bir astsubay o büyük sırlara kolayca ulaşabiliyor!

Kozmik sırlarını altın bir tepside FETÖ'cülere teslim eden ve bu konuda tek bir kişiden hesap soramayan devletimiz, açık kaynaklardan elde ettiği bilgileri yorumlayan Müyesser Yıldız'dan ne istiyor bilmiyorum.

Ancak bildiğim iki şey var:

-Müyesser Abla, bir gazeteci, aynı zamanda bir kadın, bir anne, bir eş olarak çok ağır bedeller ödüyor.

-Bu tür yargılamalar, gazetecilere yapılan bu muamele, Türkiye'nin demokrasisine ve hukuk devleti kimliğine büyük zararlar veriyor.

Libya'yı neredeyse unuttuk.

Aylardır ne Sarac'ı ne Hafter'i konuşuyoruz. Hangisinin kazandığı da Türkiye'nin Libya'da ne kazanıp kaybettiği de kimsenin umurunda değil.

Ancak Müyesser Abla, Libya yüzünden aylardır cezaevinde.

Bir yanım “Ne çektin be Müyesser Abla” diye yakınıyor ama diğer yanım da her şeye rağmen adalet umudunu koruyup bugün “özgürlük” haberini almak istiyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more