Gazeteciliğin önemli bir kısmı fikri takiptir. Eski pehlivanlardan Hamza Yerlikaya’nın sahte diplomasıyla ilgili bir detay, beni muhabirlik zamanımızda yaptığımız haberlere götürdü.

Yazıma o haberleri anımsatarak başlayacağım:

1. Haber (Milliyet):

Tarih: 30 Eylül 1997

Konu: 1997 yılında Kardemir’de işe başlayan bazı işçilerinin sahte diplomalı olması.

Detay: O yıl Kardemir’de 400 kişi iş başı yapmıştı. Bir heyet diplomaları incelediğinde altı kişinin diplomasının sahte olduğu anlaşılmıştı. Sahte diplomaların izi sürüldü ve Ankara İmrahor Endüstri Meslek Lisesi’nden verildiği tespit edildi. Skandal bununla da kalmadı. O liseden son iki yılda (1995’ten itibaren) 1600 sahte diploma verildiği anlaşıldı.

2. Haber (Gazeteler):

Tarih: Aralık 1998

Konu: Sahte diplomaların iptali

Detay: Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara İmrahor Endüstri Meslek Lisesi’nden 1994-1997 tarihleri arasında dışarıdan verilen diplomaların iptal edildiğine dair bir genelge yayınladı. Genelgenin ekinde 26 sayfalık iptal edilen diplomalar listesi yayınlandı.



3. Haber (Cumhuriyet):

Tarih: Ocak 1999

Konu: İptal edilen lise diplomaları

Detay: Ankara İmrahor Meslek Lisesi Müdürü Yunus Çakmak, sahte olduğu anlaşılan bin 700 diplomaya imza attığı gerekçesiyle öğretmenlik mesleğinden atılmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı Çakmak’ın imzasını taşıyan sahte diplomaların iptal edileceğini duyurmuştu.

4. Haber (NTV)

Tarih: 1 Haziran 2000

Konu: Sahte diploma çetesine operasyon

Detay: Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü ekipleri, iş ve memuriyet sınavına katılmak isteyenlere ortalama 250-300 lira karşılığında sahte lise diploması veren bir şebekeyi çökertmişti. Operasyonlarda adlarına sahte Ankara İmrahor Endüstri Meslek Lisesi diplomaları düzenlenen, sahte diploma alımında aracılık eden ve sahte diplomaları tanzim eden 15 kişi yakalanmıştı. Bu kişilerle birlikte 9 sahte İmrahor Endüstri Meslek Lisesi diploması, 77 adet boş meslek lisesi diploması, 77 adet boş ilköğretim okulu diploması, plastik kaşeler, mühürler, numaratörler ele geçirilmiş, polis, şebekenin 200’ün üzerinde sahte diploma sattıklarının tahmin edildiğini duyurmuştu.

★★★

Bazılarınız “Bu eski haberlerle Yerlikaya’nın ne alakası var” demiş olabilirsiniz.

Bazılarınız, benim dikkat çekmeye çalıştığım o detayı yakalamışsınızdır. İzah edeyim efendim:

Hamza Yerlikaya’nın diplomasıyla ilgili mahkeme kararına göre, sahte diploma Ankara İmrahor Endüstri Meslek Lisesi’nden verilmiş. Yine mahkeme kararına göre “suç tarihi” 1995. Mahkeme kararı ise 2001 tarihli.

Şimdi, yukarıdaki haberlerin tarihlerine ve içeriklerine bir daha bakın lütfen.

Gördünüz mü?

Hepsi aynı tarihler, aynı lise...

Yerlikaya’nın yaptığını yapanlar, Yerlikaya’ya sahte diploma getirenler hep yargılanmış, cezalar almış. Sahte diplomalar iptal edilmiş.

Ancak Yerlikaya yoluna devam etmiş. Milletvekili, Bakan Yardımcısı, Banka Yönetim Kurulu üyesi olmuş.

★★★

Normal demokrasilerde böyle bir durum ortaya çıktığında, işin öznesi olan kişi insan içine çıkamaz. Çıkarsa da özür diler, hatasını düzeltmek için elinden geleni yapar.

Bizim ülkemizde ise iş sadece öznesi tarafından değil, işlem yapması gerekenler tarafından da kulak arkası ediliyor. Hukuk işlemiyor, işletilmiyor.

Hatta Yerlikaya’yı eleştirenler, sosyal medya mahkemelerinde, AK Parti trollerince vatan hainliğine varan suçlamalarla karşılaşıyor.

Benim kendisine naçizane bir tavsiyem olacak:

Sessizliğin, eleştirileri, suçlamaları kabullendiğini gösterir Şampiyon. Millet sessizliğini “Güreş minderinde yedi düvelden güreşçileri tuş ettim ama siyaset minderinde bileğimin gücü, para ve koltuk hırsımı tuş etmeye yetmedi” diye anlar.

Bence sen “Ben bulunduğum yere diplomalarımla değil, Reis’e bağlılığımla geldim” de çık işin içinden.

Ahlaki normların bu kadar değersizleştirildiği bir ortamda yedi düveli tuş eden o büyük şampiyon, para ve koltuk hırsına karşı tuş olsa ne yazar!