Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Bizim yerimiz bu topraklar

Sevgili okurlarım, FETÖ'cü olduğumuz iddiasıyla Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanırken aklıma hep bazı şeyler üşüşüyordu…

“Sonunda FETÖ'cü olduk haaa… Vay anasını!”

Yargılanan öteki gazeteci arkadaşlarım gibi ben de ilk kez Ağır Ceza salonlarında sanık olarak yer almıştım.

Ne yapacaktım, ne diyecektim…

Bir yazımda, “Şimdi cemaati savunma zamanı” başlığını kullanmışım.

Darbe girişimi falan henüz olmamıştı.

17-25 Aralık operasyonları yapılmış, bazı bakanların ve bir devlet bankası genel müdürünün aldığı yüz karası rüşvetler ortalığa saçılmıştı.

Bu operasyonları yapanlar bu devletin savcıları ve polisleri idi.

Kısa süre sonra rezaletin bütün belgeleri ortaya çıktı.

Kimin ne rüşvet aldığını, paraları nasıl cukkaladığını bilecek konumda olan bizler değildik.

Operasyonları devletin o günkü görevlileri yapmıştı.

Sonra ortaya çıktı ki onlar FETÖ'cü imiş.

İyi de, onları o makamlara getiren biz sanıklar değildik ki…

★★★

Dedim ya, hayatımda ilk kez Ağır Ceza'da yargılanıyordum…

Suçlama şaka değildi:

“Örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek!”

Mahkeme bir karar aldı:

Sanıkların örgüte yakın derneklere, vakıflara ve sivil toplum kuruluşlarına üye olup olmadıklarının araştırılması.

Bir sürü yere yazılar yazılıp soruldu:

Bunların sizde üyeliği vesairesi var mıdır?

Hepsinden olumsuz yanıt geldi.

★★★

Evet, yargılanıyorduk ama neye göre ceza alacaktık?

Şimdi anlatacaklarım tahmindir…

Bank Asya'da paramız var mıydı?

ByLock kullanmış mıydık?

FETÖ yemeklerine, toplantılarına katılmış mıydık?

Onlardan herhangi biriyle buluşmamız, görüşmemiz, haberleşmemiz olmuş muydu?

Mahkeme resmen karar almadı ama bu araştırmayı yaptığına inanıyorum. Yapmış olması gerekirdi.

Aksi takdirde dosya eksik kalırdı.

Madem hapis cezasına mahkûm edilecektik, bizi mutlaka sağlam bir biçimde suçlaması gerekirdi.

Gerek sorgulama aşamasında ve gerekse kararda, lehimize olacak bu hususlara hiç değinilmedi…

Çünkü boş çıkacağı belliydi.

★★★

Konuştuğumuz bütün hukukçular, iktidar destekçisi olanlar dahil aynı şeyi söylüyordu:

“Hiç merak etmeyin, bu dosyanın içi boş. Bu davadan sizin aleyhinize bir karar çıkması hukuk açısından söz konusu olamaz. Beraat çıkacaktır.”

Tamam, hukuk açısında olamazdı ama memlekette hukuk kalmamıştı ki!

★★★

Ama herkes aynı şeyi söylüyordu:

Bu gibi davaların, özellikle gazetecilere açılan davalarla birlikte verilecek kararların amacı, gazeteciler üzerinden toplumu sindirmek ve korkutmaktır. Sizin gibilerin suçsuz olması kararı değiştirmez.

Ötesini hepiniz biliyorsunuz!

★★★

Kendi adıma söylüyorum, bugüne kadar FETÖ dahil hiçbir örgütle ve karanlık işle uzaktan yakından ilgim olmamıştır.

Ben ki, Fetullah'la ilgili nice yazılar yazmışım…

Gerek Fetullah ve gerekse onun adına yayın yapan Zaman gazetesi, hem de en güçlü oldukları dönemlerde hakkımda nice davalar açtılar.

Hepsinden aklandım…

Bunların hepsi mahkemenin dosyasında mevcut…

Ve kaderin şu cilvesine bakın ki, günün birinde “FETÖ'cü” olmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlarından üç yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldım!

★★★

Ben bu toprakların insanıyım…

43 yıllık gazeteciyim. Eğer yılacak ve korkacak olsaydım bütün iktidarların dümen suyuna girip paçayı çoktan kurtarmış olurdum.

Demirden korkan trene binmez!

Bazıları gibi güçlülere ve egemenlere sığınmak ve onlardan medet ummak benim ne hamurumda var, ne de genlerimde.

Bundan sonra da olmayacak.

Bu davada bana koyan ve inciten, mahkeme kararında ismimin yasadışı bir örgütle birlikte anılmasıdır.

Aradan yıllar geçecek ve birileri bizlerden özür dilemek zorunda kalacak.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more