Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Çöküş!

24 Ekim 2020 Yazarlar

Hedef konmuştu, 2020 yılı sonunda 1 dolar ortalama 6 lirada kalacaktı. Daha yılın bitmesine 2.5 ay var 1 dolar 8 liraya dayandı. Yani bu yıl dolar ortalaması en az 7 lira ile kapanırken Antalya Limanı işletme hakkı da yabancılaştı.

Katar'a satıldı.

Elde ne kaldı?

Elde yabancılaştırılacak, kömür yatakları, dere ağızları ile nehirlerin denize dökülen deltaları kaldı.

Sata sata bitirildi.

Ekonomi çöküyor.

Bütün güçleri ve yetkileri tek elinde toplayan Tayyip Erdoğan, hızlı toparlanma yapacağı umuduyla “ekonomik kumar” oynadı. Kumarı tutmadı. Döviz rezervlerini bitirdi. Merkez Bankası'nın kefen parası; ihtiyat akçelerini eritti. 19 yıllık özelleştirme ile Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış devletin fabrikası, limanı, şirketi, malı, mülkünü 80 milyar dolara önce yandaş yerli iş adamlarına ve onların elinden de yabancılara sattı, bu parayı da “israf havuzunda” yok etti. Sonunda kumar oynayarak negatif faiz yolunu seçti. Negatif faiz de gitti lirayı ezdi. Lira ezilmesin diye yeniden faizleri “örterek yükseltmek” zorunda kaldı.

★★★

“3 Y” ile başlamıştı.

Yolsuzluk.

Yoksulluk.

Yasaklar.

Önleyecekti.

Y'ler arttı.

“8 Y”li ülke olduk:

Yüksek fakirlik.

Yüksek işsizlik.

Yüksek yolsuzluk.

Yüksek borçlanma.

Yüksek enflasyon.

Yüksek devalüasyon.

Yüksek israflar.

Yüksek hukuk cellatlığı.

8 Y:

Çöküşün fotoğrafıdır.

★★★

Asılında eksik yazdım.

“9 Y” demeliydim.

9'uncu Y:

Yüksek yalan!

Gerçek işsizlik oranı, gerçek enflasyon oranı, gerçek fakirlik oranı, gerçek israf ve kişi zengin etme oranları gizleniyor. Sayıştay'ın yolsuzluk raporları adaletten kaçırılıyor. Gazetelere, “bakanlıkların ve cumhurbaşkanının harcamalarını yazma yasağı” getiriyorlar. Başta otomotiv, elektronik, petro-kimya olmak üzere tüm şirketler, “bu kadar yüksek dolar fiyatı ile üretime devam edemeyecekleri için zam yapıyorlar” fiyatlar uçtu, halk ekmeğe muhtaç duruma geldi. Bankalar ise “sorunlu kredi depremine uğrayacakları korkusuna” düştüler. Emirle faiz indiren Merkez Bankası, panikledi. Ne yapacağını şaşırdı. Eriyen döviz rezervi Türk ekonomisini şoklara karşı dayanıksız hale getirdi. Ülke ekonomisi “Yüksek enflasyon- yüksek devalüasyon- yüksek faiz- yüksek israf- boynu vurulmuş adalet sarmalına” tam olarak girdi.

Sonuç:

Türkiye çökertildi.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

İstifa!

Başbakanlar, Merkez Bankası'nı hep boyunduruk altına almaya çalıştılar. Örneğin Tansu Çiller Başbakan iken Merkez Bankası'na “faizi tutalım…” türü kriz biriktirici dayatmalar yapınca Başkan Rüştü Saraçoğlu, istifa etti. Onun yerine Wharton School'dan doktorası olan Bülent Gültekin, başkan oldu. Bülent Gültekin bilgisine, kendine ve Merkez Bankası'nın kanununda yazan bağımsızlığa güveniyordu. Başbakan Tansu Çiller, Merkez Bankası'nın yayınladığı kararları geri çevirmeye başladı. Bülent Gültekin'in buna itiraz ettiği bir toplantıda Tansu Çiller'in kendini kaybederek “kül tablası fırlattığı” o dönemin kulis haberlerinde bile yazıldı ve sonunda Bülent Gültekin de “Böyle bir ortamda çalışabileceğime ve ülkeme faydalı olabileceğime olan inancım kayboldu” diyen anlamlı bir açıklama yaptı ve bastı istifayı. Çiller dönemi 1994 derin krizi, yüksek devalüasyon ile kapandı. Aynı şekilde eski Merkez Bankası Başkanları'ndan Erdem Başçı ile Durmuş Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “kriz biriktirici” dayatmalarına karşı dik durdular. Yani bu ülke baş eğmeyip istifayı basan Merkez Bankası başkanlarını gördü. Unutma!

YAZARIN TÜM YAZILARI